İnal Batu

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İnal Batu

İnal Batu, vefat etti… Allah rahmet eylesin…

Beni, çok şaşırtan bir adamdı… Onu yakından ilk defa, rahmetli Raşit Ahmet Raşit'in vefat ettiği gece görmüştüm… Birlikte yemekteyken, rahmetli Ahmet Raşit, kalp krizi geçirmiş, onu hastaneye büyükelçi getirmişti. O zamanlar koroner servisi yok! Dahiliye'de bir odada herkes can havliyle uğraşırken, İnal Bey de koridorda durmuş, endişe ile bizi seyrediyordu. Kurtaramadık! Dr. Saffet Ratip, sınıf arkadaşını kaybetmişti, çok kötü oldu… Dr. Caner abinin de morali bozulduydu galiba… Büyükelçiye, misafirini kaybettiğimiz haberini, Dr.Özel Bindayı ile ben verdik…

"Başınız sağolsun…" demişti… Çok üzgülmüştü… Yıllar sonra o geceyi konuştuğumuzda, halâ çok üzgündü…

İkimiz de milletvekili iken, rahmetli İnal Bey ile bir daha karşılaştık… İstanbul'da Conrad otelde… Adımı öğrendiğinde, İttihat ve Terakki'nin ünlü Dr. Nazım'ını ima ederek, "Allah sonunu adaşına benzetmesin…" dediydi… Gülerek, "Amin" dedim… Bizi vuracak kadar önemseyen yok, allaha şükür…

Uluslar arası bir konferanstı… Mısır Parlamento başkanını ikna ettiğimde, yanıma geldi… "Ulan uzun saçlı!" dedi, "saçlarına bakarak sana güvenmediydim ama işi biliyorsun…" Sanırım siyasette duyduğum en önemli övgülerden biridir…

O süreçte yakından tanıma fırsatı bulduğum İnal Batu, çok kendine has bir adamdı… Örneğin, Kıbrıs'ın AB'a girmesi ve Annan Planı referandumu ile Kıbrıs Sorunu'nun bittiğini düşünüyordu. "Uzatmaları oynuyorsunuz" derdi… Bir memur olarak, büyükelçilik döneminde verilen görevleri yapmakla mükellef olduğunu anlatırdı. Kendi fikirleri ise bizim solcu sandıklarımızın çoğunu yaya bırakacak düzeyde soldaydı… Bunu gizlemezdi de… CHP'yi, sağcı bulurdu… Nitekim, bir ara kızdı; gitti DYP'den aday çıktı sonradan… "Farkları yok!" diyerek… Ne yazık ki kimse anlamadı…

Bir uzak doğu ülkesinde, açık büfenin önünde, elimizde tabak; kara zeytin ve rafadan yumurta aradığımız aklımdadır. Peynir, altın mesabesindeydi… Bulunduğumuz ülkenin kültüründe, yoktu… Kahvaltıda bile balık yenmekteydi… Sonunda bulmuş ve tüm Türk heyetine müjdeler götürmüştük… "Gelin, adam gibi kahvaltı bulduk…"

En komplike İngilizce hukuk dilini, su içer gibi konuşur ve yazardı… İç cebinden çıkardığı dolmakalem, gözümün önünde… Herhalde ucu altındı… Yapacağım bir konuşmanın metnini göz atması için kendisine uzattığımda, "Sen bildiğin gibi konuş… Sonra kafanın bozulduğu bir gün, bunlar bana müdahele etti, dersin…" demişti… Haksız da değildi, bir şey diyemedim…

İslâm konferansı'nda "Kıbrıs Türk Devleti" tanımını, "Kıbrıslı Türkler'in Devleti"ne çeviren öneri, ona aittir… " Cyprus Turkish State" yerine, "The State of Turkish Cypriots"u o önerdi ve onaylattı… O toplantıya giderken, TC pasaportunu yanına almayı unutan bir arkadaşımızı da yabancı bir ülkeye KKTC pasaportu ile sokmuştu… "Bu kadarcık işi yapamazsam, yuh olsun benim büyükelçiliğime" diyerek…

Bir sohbette, "Hayatta en gurur duyduğum unvan, Fenerbahçe İkinci Başkanlığı'dır" dediydi! İşe bakın… Çok önemli ve bir o kadar da ilginç bir insanı kaybettik…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.