Ben bu daireyi...

loading
4 Temmuz, Cumartesi
£

8.57

7.72

$

6.86

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ben bu daireyi...

Geçen haftayı bir yayınlanmış akademik makale, iki konferans konuşması, iki TV programı, bir yeni kitabın telif sözleşmesi ve dersler ile tamamladık… Yılın son haftasına giriyoruz… Bu hafta da yıl başından önce, yayınlanması gereken dört makale dergilerde bekliyor. Bir TV programı (BRT’de Kıbrıs Üçgeni) ile bir konferans (Eğitim Bakanlığı Tarih Buluşması), şimdiden planlanmış…

Bu arada uğraşmak zorunda kaldığım süfli işleri sizinle paylaşmayayım, derim ama olmaz!

Bütün bu uğraşmalar esnasında, zaten bildiğim bir gerçek, kafama vura vura dank ediyor:

Normal ülkelerde normal insanlar hem hayatı öyle yaşarlar, hem de geleceği öyle planlarlar: Satranç gibi… Bir sorunun tek nedeni ve tek gelecek perspektifi olamayacağını bilerek, bütün sebeplerini ve bütün olacak ihtimallerini hesaba katarak düşünürler.

Bizde bunca yıldır, “Biz dama oynar gibi yaşıyoruz” derdim… Tek boyutlu düşünerek…

Bu günlerde onu da arar oldum! Çünkü artık, düşünmeyi de kaldırdık, anlama gayretini de! Şimdi tavla oynar gibi yaşama aşamasına geçtik! At zarı, ne gelirse… Her defasında düşeş gelecek ümidi ile atar, saba-i dü gelince de birilerine söverek rahatlıyoruz…

Sosyal Medya’da önceden de paylaşmıştım… Her sabah evden çıktığımda, arabayı çalıştırırken,  “Bu gün acaba Karayolları Dairesi’nin bize kurduğu tuzak, nerededir?” derim…

Önceki Pazar, Mağusa yoluna çıktım… Haspolat Kavşağı’nı geçtim… Mağusa yolu kesik… Sanayi bölgesine mecburi istikamet! Döndük ama ne Mağusa yönüne devam etmeye, ne de geri Lefkoşa’ya dönmeye dair ne bir tek işaret var, ne de bir tek işaretçi! Hiç bilmediğiniz dağ ve ova yollarında, başınıza geleni çekin! Karayollarının ihalesini alan şirket tohumunuza para vermedi… Umurunda değil… Ne halt ederseniz, edin…

Geçen hafta da Lefke’ye gideceğim sempozyumda konuşmaya… Akşamdan Karayolları ilan ediyor ki “Yeni Lefke/Güzelyurt Yolu bitirilmiş olmadığından, sürücülerin o yolu kullanmaları tehlikelidir!” Bindik arabaya gittik… Bir de baktık ki Güzelyurt girişinde, Karayolları eski yolu barikatlarla kesmiş, o akşamdan “tehlikelidir, girmeyin” diye ilan ettikleri yola, ”mecburi istikamet” veriyor. Doğancı’ya kadar zaten yol bitmiştir, mesele yok deyip; sürdük… Anaaaaa… Doğancıya gelince, bir de baktık ki sağa anayola dönemezsin… Sola, köye de giremezsin ki hiç değilse Petre-Çamlıköy güzergâhından Lefke’ye ulaşasın! Nereye gideceğiz? Akşamdan “tehlikelidir” diye anons ettikleri yolun bitmemiş kısmına! Girdim… İla maşallah ihaleyi alan korsan şirketin gene ne bir işareti var, ne de bir işaretçisi… Dağ, ova ve bahçe aralarındaki monobadilerde, ara ki yol bulup da Lefke’ye gidesin! Altmış yıllık yarı Elyeli, yarı Lefkeli adam; Elye / Lefke arasında, dağda kayboldum… Allahtan mücahitliğimi o dağlarda yaptıydım da sonunda nereye geldiğimi anlayabildim! Kilise Tepe’ye çıkmışım… Sınırı ha geçtim, ha geçeceğim… Ayyorgi üzerinden Fugasa/Kalabanayot/Pedulla/Aplıç yoluyla da Lefke’ye giderim ama iki tarafın askerleri beni taramaz; ya da bir mayına çarpıp, bin parça olmazsam… Sınırdaki bizim askerlere yol soruyorum, çocuklar yabancı, nerden bilsinler… Herifin biri gelmiş nöbet tuttuğu mevziye kadar, kendisine yol soruyor… “Elinin körü” demedi, nazik çocuktu ama bilmiyordu, söyleyemedi…

LAÜ’ye ulaştık sonunda! Tek parça… Bilimsel toplantı! Diyemedim ki “KKTC Karayollarını yönetenler ve sevgili şirketlerine en derin eylemli aşkî duygularımı sunuyorum!” “Eylemli aşk”ın ne olduğunu anlarlar, ayıp olur diye… Sadece geri Lefkoşa’ya Aplıç-Pedulla- Prodromo- Platres- Limasol- Köfünye- Kermia üzerinden dönmemi tavsiye edip etmediklerini sordum. Biraz daha uzun ama o kadar tehlikeli değil…

Öğleden sonra dönüyorum… U? Yol açık… Tamam da bre eylemli aşkına talip olduğumun dairesi, biz tırnaklarımızı mı koklanacağız sizin hangi geri zekâlınızın, nerede ne halt etmiş olduğunu anlamak için? Zar mı atacağız? Yoksa gidip mayınlara mı vuralım sınırda?

Hizmet mi sunuyorsunuz? Belâ mı?

Bu idiotları uyarmak görevi, Bakana mı aittir? Müsteşara mı? Yoksa bunu da mı Başbakanla konuşmak gerekiyor? İnallah-ı minessabirin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.