Gadalavis?

loading
18 Eylül, Cuma
£

9.81

8.98

$

7.57

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gadalavis?

Glafkos Kliridis, Niyazi’ye anlattığı anılarında, açıklar ki 1968’de Beyrut’ta başlayan görüşmelerde, Rauf Denktaş ile anlaşmışlar ama Makarios, “bekle da daha çok şey kabul edecek” diye, anlaşmanın imzalanmasını kabul etmemiş.

Söz konusu görüşmeciler 1973’te bir daha anlaşmışlar. Rauf Denktaş, Türkiye’nin bize yardıma artık gelemeyeceğini düşündüğünden, 1963’te reddederek savaşmak yoluna gittiği 13 maddenin nerdeyse tümünü kabul etmiş! Kliridis söylüyor… Devletteki oran %20’ye inmesi, Temsilciler Meclisi’nde yine 15 Türk ama 35 değil 60 Rum üye olması, cemaat meclisinin feshi yani kültürel hayatımızı da Rumların yönetmesi, mecliste ayrı çoğunluk sisteminin çok çok sınırlandırılması, veto hakkının görmezden gelinmesi v.s… Sadece nüfus oranına göre Belediye Encümenlerine Türk üyelerin de seçilmesi şartını kabul ettirebilmiş. Pardon! Bir de 60 Anayasası’ndaki “Taksim ve Enosis’in yasaklanması”nın yeni Anayasa’da da kalmasını Kliridis kabul etmiş. Ayvazlarımız şimdi unuttular ama 1960-74 arasında 60 Anayasası’nı savunan taraf bizimkiler, karşı çıkan da Rum liderliği idi… Kliridis’e göre, iş bitmiş! Makarios demiş ki “Ben ikinci defa ENOSİS’i yasaklayan bir anlaşmaya imza koymam!”

Kaldı… İmzalanmadı…

1974 Haziran’da da Denktaş ile Kliridis gene anlaşmışlar. Makarios “Açıklamayın, duyulmasın” demiş… “Bana darbe mi yaptıracaksınız?” Bir ay beklemişler kararı açıklamayı, 16 Temmuz 1974 günü yapılacak toplantıya ertelemişler. 15 Temmuz’da bilinen cunta darbesi yapılınca (acaba bu anlaşma da mı sebeplerden birisiydi?) o toplantı da o açıklama da yapılamamış…

Tarihte yanılabilirim birkaç gün hata olabilir ama şimdi kitap bakmak istemem, 25 Temmuz günü, Kliridis Denktaş’ı aramış! “60 Anayasası’nı kabul ediyorum” demiş… Denktaş da “Ama şimdi Türkiye kabul eder mi bilmem! Bekle onlarla da görüşelim” demiş… On bir sene ne kabul etmediydin be buba?

Bu arada Cenevre’de 1. Cenevre Görüşmeleri… Türkiye’nin teklifi: “Denktaş hemen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ofisine gelip, göreve başlarsın” Yani? 60 Anayasası…  Ve “Bir ana kanton ve diğer beş Türk kantonu Türklerin yönetiminde, kantonal bir federasyona dönülsün” E bu da kılıç hakkı… Madem bana oraya asker çıkarttırdın, on bir yıldan beri savunduğum federasyonun bir gıdımını da kabul et! Yunanistan Dışişleri bakanı Mavros, reddediyor! Ne Denktaş Cumhurbaşkanı Muavinliği bürosuna gidebiliyor, ne de kantonlar kabul ediliyor…

Birkaç hafta sonra, bu defa Kıbrıslı tarafların temsilcilerinin de katılımı ile 2. Cenevre… Türkiye’nin önerisi: “Kantonal Federasyon!” Denktaş’ın önerisi “Coğrafi federasyon!” Rum/Yunan tarafı 48 saat mühlet istiyorlar. Türkiye bunun askeri hazırlık için zaman kazanma gayreti olduğunu ileri sürüp reddediyor ki Kliridis yıllar sonra Niyazi’ye “Evet, öyleydi” deyip itiraf ediyor. Son oturumda Turan Güneş’in “Ya al ya terk et” politikası üstüne, Kliridis de diyor ki: “Kafama silah dayalı görüşme yapamam! Savaşılacaksa, savaşacağız!” Lafın ağzından çıkmasından 2 saat sonra, Türkiye de hatırı kalmasın diye yürüyüp, adanın yaklaşık %40’ını alıveriyor… Kendisi Niyazi’ye “Mavros tarihe Yunan toprağını Türklere verdi diye geçmek istemiyordu! Ben de Makarios’a rağmen bir şey kabul edemezdim, evet oyaladım… Niyetim evet, oyalamaktı…” diye ikrar etmiştir.

Derken, birkaç gün sonra yine Denktaş’ı arıyor: “Söyle Türkiye’ye kantonal federasyonu kabul ettik!”

Türkçe argoda bu duruma “Seni deli mi şaaptı?” denilir ama Denktaş nazik adam tabii… Eski arkadaşlıklarının da hatırı var herhalde… Böyle bir kabalık yapmıyor, sadece kahkaha atıyor… Son kitabımda bu görüşmelerin tefrikasını yazdım. Devam etmeyeyim ama Crans Montana’ya kadar bu böyle devam etti…

Rum dostlarımız aslında her defasında akıl yoluna dönüyorlar ama köteği yiyip, bir şeyler kaybettikten sonra! Ne yazık ki…

Neden? Kliridis’in Niyazi’ye söylediklerinden: “Bekleriz ki bir gün Türkiye uçurumun başına  gelecek ve bir tekme de biz vurup onu uçuruma atınca her istediğimizi alacağız!” Beş yüz yıldır beklerler olmadı! İstanbul’u geri alamadılar, Anadolu ve Pontus Rumluğunu da yok ettiler…

Polis Poliviu da danışmanı olduğu Anastasiadis’e yazdığı raporda, “Bu her istediğimizi almazsak, anlaşma yapmamak ve beklemekten ibaret olan politikamız, yanlıştır” derken, zımnen Kliridis’i doğruluyor.

Devam etmek istemiyorum, çünkü bu kadar bilgi aktarımından sonra sövmeden, küfür etmeden, zem ve kadih yapmadan, en azından argoya başvurmadan kimseye bir şey anlatmak mümkün değildir.

Gadalavis? “Ağnadın?”

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.