Kıbrıs'ın en eski dini

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıbrıs'ın en eski dini

Kıbrıs Adası'nın adının nereden geldiği, tartışılmakla birlikte, kökeninin gidip, bakıra dayandığı görülür. Öte yandan, bakırın adının adanın eski tanrıçasından geldiğine değgin bir söylenti de vardır. Afrodit ya da Venüs'ün en eski adının Kiprum olduğu söylenir. Bu bir Fenike tanrıçasıdır. Yani, bakır Kıbrıs'a değil; Kıbrıs bakıra isim vermiştir.

Bu iki söylenti, adada Afrodit'in Olimposlu Tanrılar çağından önce de bulunduğunu ve bu tanrıçanın eski Yunan'a, Kıbrıs'tan gittiğini gösterir. Bu dönemde, adada ikili bir din olduğu görülür. Baf ve Olimpos Tepesi'ndeki tapınaklarda Afrodit'e; Amathus' takinde ( Limasol yakınında) ise Apollon'a kutsamalar yapılırdı. Henüz anaerkil toplum yapısının devam ettiği çok eski çağlarda hüküm süren bu anlayışın Afrodit'i, öyle görülüyor ki; sonraki Olimpos Tanrıları dönemi Afrodit'inden farklı özellikler göstermektedir. Özellikle, Olimpos Tepesi'nde bulunan Afrodit Tapınağı'nda yapılan törenlerde, fuhşun kutsandığı bilinmektedir. Mitolojik dönemde, bunun yadırganacak bir tarafının olmadığı, anaerkil toplumda, erkeğin dölleme yeteneğinin anlaşılmasının ve seks ile doğum arasındaki ilişkinin farkedilmesinin, uzun yüzyıllar sürdüğü düşünülürse, kadının doğurganlığının kutsanmasının nedeni ve sonradan doğuma neden olacak faaliyetin de o kutsanmadan payını alması da anlaşılabilir. Ayni dönemde, Anadolu'da Attis'e gönderme yapmak üzere, Attis keşişlerinin, kendi erkeklik organlarını kestikleri ve hadımların kutsandığı, öte yandan özel bir üst sınıf rahibenin de görevinin fuhuş yapmak olduğu bilinmektedir. Afrodit şenlikleri, bu eylemin tekrarlanmasıdır. " Kortezan" diye isimlendirilen üst sınıf rahibe / fahişeler, toplumun en çok saygı gösterdiği sınıfı oluştururdu. Yılın belli zamanında, Olimpos'taki Afrodit Tapınağı'nda yapılan ayinlerde esas olan, Aşk Tanrıçası'nın ruhuna uygun olarak, rahibelerin döllenmesi, yani bir anlamda toplu seks partileridir.

Burada, Apollon'un rolünün, Attis'inkine denk düştüğü ileri sürülebilir. Yani, anaerkil toplumda, egemen dişi olan tanrıçayı, döllemekle görevli, alt sınıftan erkek tanrı! Sonradan, bu rol Adonis'e verilmiştir. Adonis'e dönen Apollon yortuları ise, matem tutup, gözyaşı dökerek kutlanmaktaydı. Kitium, Tamassos ve İdalion'da Apollon / Adonis tapınakları vardı.

NEREDEN GELDİ

Afrodit'in Kıbrıs'a Fenikeliler'den geldiği düşünülmektedir. Adonis de Tammuz'un adadaki sinonimidir. Ne var ki bu ifade, Fenikeliler'in kim olduğu bilinmeden, bir anlam taşımaz. Eski Yunanlılar, Anadolu'nun güneybatısından başlayarak, Suriye sahillerine kadar olan bölgede yaşayan herkese, " Kırmızı / Esmer Yüzlü" anlamında, "Pheonican" demişlerdir. Heredot, Milet'li olan Thales'e bile, " Fenikeli " demektedir: Esmer! Bu bakımdan, ada ile Fenikeliler ilişkisi, Suriye sahillerinden gelen işgalciler ile yerli halk ilişkisi olarak anlaşılırsa, bu yaklaşım yanıltıcı olabilir. Belki de, Fenikeliler dendiği zaman anlaşılan, adanın yerli halkıdır. Tabii o halkın ne kadar " yerli" olduğu da ayrı bir tartışma konusu olup, mitolojik bilgilerle yanıtı verilebilecek bir soru değildir.

YERLİ TANRILAR BİTMEDİ

Afrodit, Apollon ve Adonis'ten başka, adanın bunlara oranla daha az önemli tanrıları da vardır. Bunlara, " Muses" yani, " Müzler" denilir. Bu tanrıların sayısı ve özel adları, dönemden döneme değişmekle birlikte, varlıklarını sürekli koruyarak, Yunan mitolojisine buradan girdikleri ve yurtlarının Kıbrıs olduğuna inanıldığı, görülür. Müzler'in görevi, bilim ve şarkılar'ın koruyuculuğunu yapmaktı. Onların da Afrodit ile birlikte Olimpos Tepesi'nde yaşadıklarına inanılırdı.

Adada Kurium'da bir de Jüpiter Tapınağı bulunduğu gibi, Soli'de eski Mısır tanrılarına ait tapınaklar da vardı ama bir başka Kıbrıslı tanrı da Dionissos'tur : Şarap Tanrısı ! O da Yunun mitolojisine adamızın bir katkısıdır...


Dionisos
Şarap ile bu kadar özdeşleşmiş bir ülkede, bundan doğal birşey olabilir mi?

Burada artık sadede gelirsek, Yunan öncesi Kıbrıs dininin, aşk, şarkılar ve şarabın kutsandığı bir inanç biçimi olduğunu görürüz. Aslına bakarsanız, bu adada hep de böyle yaşandığını, antikite öncesi ile post modern dönemlerde, insan ilişkilerinin nerede ise birbirinin aynı olduğunu söylemek, herhalde pek de yanıltıcı olmaz. Burada, bir şeyler var! Bu "şeyler" her neyse, her geleni kendine benzetiyor.

AŞKIMIZDIR O

Ne midir onlar?

Bu ılık meltemlerdir... Kızgın güneş, Akdeniz'in kokusu, Trodos çamlarının uğultusu, makilerin hışırtılarıdır. Zeytinyağıdır, lagos balığıdır, esmer kadınların, baharat kokan tenleridir... Mavi göktür... Orada bir nehir gibi akan Samanyoludur... Muflonlardır, keklikler, tavşanlar, bıldırcınlardır... Leymosun'un şarabı, Dillirga'nın inciri, Lefke'nin portakalı, Baf'ın üzümü, Lârnaka köylerinin beyaz toprağıdır... Mesarya'da esen tozlu rüzgarlar, Panağra Boğazı'nda açan şabboylardır...

Turabi Dede'dir, St. Barnabas'tır; içinde namaz kılınan katedrallerdir... Kına rengi, kıpkırmızı topraktır...

Kıbrıs'tır o!

O en tutkulu, kutsal fahişe... Afrodit'ten daha aşağılık …..u...

Ebedi aşkımız... (Adı Cemile İdi isimli kitabımdan…)

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.