Milli yemekler – Satılmış yemekler

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Milli yemekler – Satılmış yemekler

Şu yeni tarih kitapları ile ilgili çıkarılan tantanaya, bayıldım. En çok, Sabahattin İsmail'in "Gullurigya"ya kızmasına güldüm. Doğrudur, Gullurigya bir Rum yemeğidir… Milli Tarih yazacaksak, kitaplarımızda işi yok! Mutfağımızdan da dilimizden de defolsun! " Gahbe Yunan" ile "alçak Urum'un" yemeklerini neden yazıyorlar? Bana kalırsa, yalnız gullurigya ile "magarına bulli" değil, adı Rumca olan veya bize Rumlar'dan geçen bütün yemekler, hem dilimizden, hem de mutfağımızdan temizlenmeli! Sabahattin eksik bırakmış, buyrun ben tamamlıyayım.

Andrew Dalby diye bir tarihçi var… Sabahattin'i kızdırabilir ama bu kefere, "yeme içme" uzmanı imiş! Yani oturup, "Bush şöyle büyük adamdır, Clinton çok iyi saksafon çalar ve daha da iyi çaldırır" falan yazarak, Beyaz Saray'a danışman olup, kitaplarını da Clinton'a v.s. satarak, maaşına ek olarak bütçeden birkaç milyon dolar da yıllık edineceği yerde, tutmuş; bin sene evvel, kimin ne yediğini araştırıp, araştırıp yazıyor! Tarih böyle mi yazılır? Amerikan aklı, napacaksınız? İşte bu kafaları yüzünden, bir türlü ilerliyemiyorlar, bizim idaremiz altına bu yüzden düştüler! İşte bu herif tutmuş, "Bizans Yemek Zevki" diye bir de kitap yazmış. Kaynakları, Haçlı Seferleri sırasında Konstantinapolis'e gelip de gördükleri uygarlık ve zenginlik karşısında, aklı şaşan Haçlılar'ın kronikleri… Kitabın sonunda, bir de yemek listesi var! Daha Türkler'in şehre girmesine üçyüz yıl var! O listedeki tüm isim ve yemeklerin, dilimizden ve mutfağımızdan temizlenmesini öneriyorum.

Efendim, Haçlılar Bizans'a vardıklarında; bu Rum gâvurları, közde pişmiş ete "Kebap" demekteymişler. Araplardan almışlar bu lâfı! Atalım…

Bunlar, öğlen yemeklerinde taa o zamanlar taneli bir bitki tohumunu yerlermiş. Haşlayıp, üzerine zeytinyağı dolaştırarak. Adı: Phasulia… Bunun üzerine, ekşi bir meyvenin suyunu sıkarlarmış: Leimoni denilen bu meyve, Narentzia denilen bir meyva grubundanmış! Sittirolsunlar hepsi de… Gâvur yemeği imiş meğer bunlar!

Bu "gahbe Rum/Yunan İkilisi" o zamanlar bu yemeğin yanına salata da yaparmış. Maurouli diye bir out kıyarmış bu kefereler, arasına da anguri diye bir bostanı eklermiş. Üstüne de gene zeytinyağı ile leimoni! Yaa…

Bunlar, otları da pişirir yerlermiş o zamanlardan! Lakhana diye bir ot varmış, pratses diye bir ot varmış, pratsa-molokhies diye bir başka ot varmış, kolokkoses diye bir kök varmış, bu Bizans gahbeleri bunları pişirir, yermiş! Defolsunlar hem dilimizden, hem de mutfağımızdan, derim ben! Sabo ne der, bilmem! Yazları, bunlar içi kırmızı, dışı yeşil bir bostan yerlermiş: Karpouzi! Cehenneme kadar yolu var! Bizim Elye'yi kesin bu Karpuz bozdu da Annanist oldular ha! Gâvur yeyeceğini yeye yeye gâvur dostu oldular… Yasaklasın bu devlet ekimini… Israr edene de çevik kuvveti göndersinler bakalım o Bicen ne halt edecek! Ertoğruloğlu'nu göreve davet ediyorum…

Gahbe Bizans'da o zamanlar, (o zamanlar dediysek, 12.yy'dan bahsediyoruz) türlü çeşitli ekmek yaparlarmış. Yassı içi boş olana, Pidda denirmiş… Bu kurutulur, şekerle tadlandırılırsa, adı Bisgout olurmuş! Eğer arpa ekmeğini pişirdikten sonra, dilim dilim keser ve bir daha fırına salarak kurutursanız, bu çeşit ekmek, askerin eses yemeği olup, adı da Peksimeti imiş… Hamur yuvarlak (Sabo'nun sinirinden ben korkarım ama başka türkü de anlatamayacam) gulluri gibi sarılır da kurutulursa, buna da bukellaton derlermiş ki Latinler bisquit demişler. Hamuru yayar, içine bir harç koyup, kenarlarını harcın üzerine kıvırarak fırına verirseniz, bu ekmeğin adı da Pilavuna imiş. Mayalı hamurun içine et katar, yağda kızartırsanız, adı Lalangı imiş be insannar! Bu arada es geçtik: Bu allahsızlar, kamıştan elde edilen tatlı maddeye de Shekker demekteymişler! Ne iş be?!

Bir tür susam helvası yaparlar, döner buna Pastelli derlermiş bu 12.yy Bizanslıları… Piperi dedikleri acı bir sebze yerlermiş. Phistiki diye bir yemişi çok severlermiş Yemeklerine Salthza diye bir madde katarlarmış! Ekmeklerinin üzerine Sesom, içine anason ve mastika (mezleki) koyarlarmış! Etin yanında, Soumakin diye ekşi bir ot yerlermiş. Balıkla da Rouka dedikleri bir başka ot…

Bulguru haşlayıp da içine şeker, susam, nar tanesi, badem v.s. koyunca, bunun adı Kouliva imiş de ayni bulguru kurutup, kırıp, içine yoğurt da katınca adı Trahanos (tarhana) oluverirmiş.

Deniz ürünleri ve balık adlarına, geçmeyelim! Tümü de Rumca'dır ve 12.yy'da Bizans'da biliniyordu. Renga'dan barbun'a, levrek'ten istavrit'e, sipya'dan kalamara, pavurya'dan istakoza… Ha bir hamsi var, onun o zamanki adı Ekhouli imiş ki Karadenizliler halâ o adı kullanır!

Bu arada eksik bırakmıyayım, halka şeklinde kesilmiş küçük ekmeğin adı da: Koulliris!

Atın bunları dilden de mutfaktan da…

Rumca Fasulya diyeceğime, Türkçe Osurtgaç Yemişi derim, daha iyi…

Nasıl?

Tarihi, cahiller yazmamalı canım… Sabo kızdı, ben daha çok kızdım vallahi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.