Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Muhittin Tolga Özsağlam | 8 Temmuz 2019, Pazartesi

Liyakat ve gelecekteki iş gücü...

Paylaş  
33
24
32

Liyakat Arapça kökenli bir kelime, bir kimsenin kendisine verilen iş veya işlere uygun olma halini anlatır... Başka bir deyişle, ilgili işe mücehhez olma, yani hazır, donanımlı olma durumu...

Dünya önce sanayi devrimi ardından da teknoloji-inovasyon devrimi süreciyle karşılaşmıştır... Teknoloji alanındaki ilerleme hızlı bir şekilde devam ediyor... Teknoloji alanındaki ilerlemeyle birlikte iş gücünde de bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır...
Bilgisayarın ve robotların artık ‘’iş gücü pazarında’’ rol aldıkları bir gerçek...

Geçtiğimiz yıl, Deloitte ve The Manufacturing Institute tarafından bu yıl yapılan bir araştırmaya göre 2018-2028 yılları arasında 2,4 milyon iş pozisyonunun doldurulamayacağı tahmin ediliyor, yönetim-işletme, üretim ve pazarlama süreçlerinin değişimiyle birlikte teknolojiyi kullanan donanımlı insana olan ihtiyaç artarken, düz işçi veya vasıfsız çalışan olarak tanımlananların ise artık dinamik nüfus içerisinde yer almaları çok zor...

Yukarıda bahsettiğim ilgili araştırma raporuna göre bugün yapılan işlerin yaklaşık %47’si 10 yıl içerisinde günlük yaşamımızda olmayacak...
Gelecekte, Bilgisayar kullanımı, robotlar, otomasyon becerileri, teknolojik araçların kullanımı, eleştirel düşünme ve bunlara ek olarak iyi derecede iletişim becerileri, çok kültürlü bir yapı kurma ön planda yer alacak gibi gözüküyor...

Dünya üzerinde birçok etnik savaş ve gerilim devam ederken, kimi coğrafyalarda da bahsettiğimiz gelişmeler oluyor... Bu gelişmeler ışığında teknolojiyi kullanan daha donanımlı çalışanlara olan ihtiyaç artıyor...

Sosyal ilişkiler yeniden düzenlenirken, çok dillilik bir elzem haline dönüşüyor, İngilizce bir dünya diliyken, yanına diğer diller de ekleniyor...
Çok dillilik var olunca, çok kültürlü yapıların da ortaya çıkışları ve farklılıkların bir arada yaşaması söz konusu oluyor... Bunların sürdürülebilir yapılarda olması ise ancak sosyal projelerle mümkün, çünkü mekanikleşme iş yaşamında etkin olsa da yönetim ve organizasyonla birlikte günlük yaşamda insan merkezli toplumsal yaşamın devamı söz konusu... (veya öyle olmalı)

Teknolojinin gelişimi sadece iş gücünü değil kentlerdeki yaşamı da etkiliyor, bunun neticesinde de artık modernleşmenin bir parçası olarak ‘’Akıllı Kent’’ kavramı da yıllardır insan yaşamının bir parçası... Avrupa Birliği’ne göre Akıllı Kent için özetle şu unsurlar önemli: Akıllı Ulaşım-Yaşam, Akıllı Yönetişim ve şeffaf-açık yönetim ilkesiyle ilgili olarak veri paylaşımı, Akıllı Çevre, Akıllı sürdürülebilir ekonomik kalkınma, Akıllı (Smart) insanlar v.b... Bunların tümünde teknoloji merkezde yer alıyor... Ama hepsinin verimli bir şekilde Akıllı Kent’i oluşturmasında insanın rolü atlanmıyor... Teknolojiyi kullanan bireylerin bu süreçte ön plana çıkması gerekiyor, eğer bireyler teknolojiyi kullanamıyorsa Akıllı Kent kavramının bir anlamı kalmıyor ve yaşam kolaylaşmıyor...

Akıllı Kentin oluşturulmasında da yeni iş gücüne ihtiyaç duyuluyor... Kullanılan bilgisayarlar, robotlar, araçların yönetimi ve programlanmaları donanımlı iş gücü tarafından yapılmaktadır... Diğer taraftan birçok iş gücü alanının ise artık olmayacağı açıkça görülüyor...

Yeni bir yaşam sürecindeyiz, teknoloji kullanımı sosyal medya hesaplarından paylaşım yapmakla olmuyor... Aslında salt teknoloji kullanımı da yeterli olmuyor, teknolojinin sosyal bilimlerle bütünleşmesiyle birlikte sağlıklı bir toplum yaşamının ortaya çıkması söz konusu olabiliyor...

Özellikle devlet organizasyonunda ve eğitim sistemimizde kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğini kavramalıyız. Teknolojiyi kullanabilen, yabancı dile hakim, iletişim ve yönetişim becerilerini kullanan bireylere ihtiyacımız olduğu bir gerçektir... Bizim bunu henüz kavramadığımız ve nepotizm üzerinden bürokrasiyi ve kamu kurumlarını şekillendirdiğimiz acı bir gerçek...

Yeni iş gücü alanlarının açıldığı ve bazı iş gücü alanlarının kapandığı bir süreci yaşıyoruz...

Trenin kaçmak üzere olduğunu fark etmeliyiz...

Bilgi ve becerinin ön plana çıkması dileğiyle...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ekim 2019, Pazartesi    Türkiye ve diğerlerine dair algı
7 Ekim 2019, Pazartesi    Bir St. Petersburg anısı...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
23 Eylül 2019, Pazartesi    Belediyeler reformu beklerken...
16 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs'ta iki ayrı devletin sonuçlarını düşünmek!
9 Eylül 2019, Pazartesi    Mekik diplomasisi ve kısıtlı zaman!
2 Eylül 2019, Pazartesi    Toplumsallaşma noksanlığı...
26 Ağustos 2019, Pazartesi    Dünyayı yönetenler ve Kıbrıs!
19 Ağustos 2019, Pazartesi    Kıbrıslı Türklerin yok olma duygusu ve yerellik...   
5 Ağustos 2019, Pazartesi    "Üçüncü Dünyalılık" ve kendimizle yüzleşmek...

banner
banner
banner
banner

Türkiye ve diğerlerine dair algı
Muhittin Tolga Özsağlam | 14 Ekim 2019, Pazartesi
Alexander Wendt kimliğin uluslararası ilişkiler disiplinindeki rolüne ilişkin çalışmalarıyla bilinir. Wendt devletlerin inşa edilen kimlik çerçevesinde “diğer devletlere ve yaşanan olaylara” karşı farklı tepkiler göst...
Bir St. Petersburg anısı...
Muhittin Tolga Özsağlam | 7 Ekim 2019, Pazartesi
Misafir öğretim üyesi olarak 2010’nun kışını St. Petersburg’ta geçirmiştim... Sert bir kış olmuştu... Özellikle Şubat ayı oldukça sert geçmişti...
Kapalı alanlar konforluydu,  ancak açık alanda ortalama eksi 30 derec...
Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
Muhittin Tolga Özsağlam | 30 Eylül 2019, Pazartesi
Geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, yeşiller ve çevreci partiler başarılı bir sonuç almışlardı.  
Almanya, Fransa, İngiltere (İskoçya-Galler), İrlanda, Finlandiya ve Belçika’da ...