Anavatan düşmanlığını körüklemek halkımızın zararınadır

Yayın Tarihi: 11/11/20 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

KKTC’de seçilmiş ve atanmış yetkililerin yasaları uygulamadaki umursamazlığından yararlanan bazı kişilerin, anavatan düşmanlığının dozunu her geçen gün biraz daha artırdığı dikkati çekmektedir.

Bazı siyasilerin de ne Rum’a yamalanmak ne de Türkiye’nin ili olmak istemediklerini söylemelerinin de anavatan düşmanlığını misyon kabul edenlerin ekmeğine bal sürdüğü görüşündeyim. Çünkü bize ana şefkati ile her konuda fedakarca yardım eden anavatanımız,  bizi düşman gören, nefes almamızı bile engellemek isteyen Rum’la ayni kefeye konulmaktadır.

Anavatana karşı sürdürülen düşmanca, dayanaksız, haksız suçlamaların, ayıp sayılabilecek yakıştırmaların ve hakaret derecesine varan açıklamaların, Kıbrıs Türk halkının ezici çoğunluğu tarafından onaylanmadığı aksine nefretle karşılandığı biliniyor.

Demokratik hukuk devletinde kişi ve Sivil Toplum Örgütleri yetkililerinin düşüncelerini özgürce açıklamaları engellenemez.Ancak, bu konuda sınırların ve yetkilerin üzerine çıkılmamasına özen gösterilmeli.

Özellikle; sistemli, planlı ve bilinçli olarak sırf Anavatan ile Kıbrıs Türkünün arasının  açılmasına, ulusal davamızın baltalanmasına ve geleceğimizin zarar görmesine yol açabilecek düşmanca açıklamalar, hakaretler ve faaliyetler demokratik özgürlük ve hak kabul edilemez.

Halen ülkemizde sürdürülen Anavatan karşıtlığının alt yapısının; geçmişten günümüze Güneydeki yönetimin yoğun propagandası, dış güçlerin sistemli çalışmaları ve çeşitli nedenlerden dolayı bunlara yardım eden içimizdeki işbirlikçiler tarafından hazırlandığı biliniyor.

Bu faaliyetlerin amacının da;  Anavatanla aramızı açmak, Anavatanın bizimle ilgilenmesini engellemek, Kıbrıs Türkünü korumasız bırakmak ve böylece Rum’ların istediği şekilde bir anlaşmayı kabul etmek zorunda bırakılmak olduğu da aşikardır.

Ülkemizdeki bu üzücü olaylar karşısında,Amerikan diplomatlarının raporlarını açıklayan WikiLeaks kurucusu Julian  Assenge’nin, uyduruk gerekçelerle tutuklanması ve  susturulmasına çalışılmasından, demokrasiyi yanlış yorumlayan KKTC’deki politikacı ve entel liboşların gerekli dersi alması gerektiği görüşündeyim.

Özellikle, en küçük olaylar karşısında demokrasi koruyucusu kesilen Avrupa Birliğinin, WikiLeaks yöneticilerine karşı yapılanlar karşısında sessiz kalması, düşündürücü ve ibret vericidir.Bu gerçek, batılı demokratik ülkelerde de, ulusal çıkarların her şeyin üzerinde tutulduğunu göstermektedir.

Ülkemizde halen Anavatan karşıtlığının liderliğine soyunan kişilerin çoğunun, Devletten aldıkları maaşlarla, gelecek kaygısından uzak, refah içinde yaşayanlar olduğu biliniyor.

İşte bu nedenle, Anavatana hakaret eden ve Devlet memurluğu ile bağdaşmayan çirkin ve olumsuz tutum içinde olan bu kişilere karşı, politik iktidarların gösterdiği hoşgörü, halkı olarak böyle davranışların Anavatandan daha fazla yardım sağlamada baskı unsuru olarak yararlanıldığı kuşkularına yol açıyor.

Güvenli geleceğimiz bakımından siyasi iktidarlar anavatanla aramızı açmak çabasında olanlara daha fazla hoşgörü göstermemeli.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları