Anavatanla bütünleşmek

Yayın Tarihi: 31/03/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Yaşanan dönemde hiç gündemde olmamasına rağmen,bazı kişilerin anavatanla birleşmemizi gündeme taşıyarak felaket olarak göstermesi, her bakımdan yanlıştır.

Her şeyden önce geçmişten günümüze anavatanın KKTC’ni ilhak etmek düşüncesinde olmadığı, herkesin bildiği bir gerçektir .Geçenlerde bir  eski parti başkanının da açıkladığı gibi, 1975’te meclisimizde alınan birleşme kararını, anavatan uygun görmedi.

Güneyde bir  Rum yazar da geçenlerde anavatanın adanın kuzeyini ilhak etmek istemediğini, isteseydi eline en az on kez fırsat geçtiğini açıkladı.

Türkiye’yi adadan uzaklaştırmak çabasında olan emperyalistler ile onların güdümünde olduğu bilinen BM ile AB’nin anavatanla birleşmemizi kabul etmeyeceği de aşikardır.

Halen anavatanla birleşmemiz gündemde olmadığına göre, anavatanı zora sokmanın, ortamı germenin hiçbir yararı yoktur.Bu görüşün ortaya atılmasının da  art niyetli ve Türkiye’yi yabancılar karşısında zor duruma düşürmek amaçlı bir karalama propagandası olduğu görüşündeyim.

Kişisel görüşüme göre Anavatanla birleşmemizi felaket gösterilmesi yanlış olması bir yana vefasızlık, dayanaksız, art niyetli ve Türkiye düşmanlığının dışa yansıtılmasıdır.

Anavatanla birleşmemizi kötüleyenlerin, Rum’la birleşmeyicennet  göstermesi  halkımıza yapılabilecek kötülüklerin en büyüğü olduğu görüşündeyim.

Çünkü Kıbrıs Türk halkı olarak;ne İngiliz müstemleke, ne de bir çeşit federasyon olan Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminde şimdiki yaşam koşullarımızı hayal bile edemezdik.

İngiliz döneminde ada çapında sadece tek bir Türk lisesi olması, bazı ailelerin kızlarını Araplara satması o dönemdeki durumumuzun nasıl olduğunu  yansıtmaktadır.

Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde ekonomik sektörlerdeki payımızın dikkate alınamayacak düzeyde olduğu, devletteki memur sayısının sadece birkaç yüz olduğu, ortak yönetimde karar mekanizmasında Türklerin isteklerinin dikkate alınmadığı,o dönemde üniversite mezunlarının istihdam edilmemesi nedeniyle Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldığı unutulmamalı.

Halan Türkiye sayesinde , Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili, yönetici olabiliyoruz. Mal ve can korkusu içinde olmadan yaşama olanağına sahibiz.

Popülist yöneticilere rağmen anavatan sayesinde, ekonomik durumumuz bir çok ülkeden çok daha iyidir.

Türkiye ile birleşmemizi gündeme taşıyan ve felaket gösterenlerin, öte yandan bizi düşman kabul eden Rum ile birleşmemiz için can atması, Rum’la birleşmeyi tek çözüm seçeneği ve çıkar yol göstermesi, Rum’la birleşmediğimiz takdirde kimliğimizi kaybedeceğimizi ileri sürmesi,  ibret verici bir çelişkidir.

Kuşkusuz devlet olanaklarını kişisel siyasi çıkar sağlamada pazarlık aracı olarak kullanan, tüm yönetsel sıkıntılarda karşılıksız desteğe ve büyük ülkelerden daha avantajlı makam olanaklarına sahip olan popülist siyasilerin, Türkiye ile birleşmeye karşı olması, belki fazla yadırganamaz.

Fakat şimdiki koşullarda mümkün olup olamayacağı bir yana, Kıbrıs Türk halkı olarak anavatanla birleşmemiz en isabetli, en çok kazançlı olacağımız, en güvenli ve kalıcı seçenektir.

Her şeyden önce anavatana bağlanmamız durumunda, geri kalmış küçük ülkelerin önemli hastalığı olan, popülist yönetimden ve bunun sebep olduğu sıkıntılardan kurtulacağız.

85 milyonluk büyük bir devletin meclisinde temsil edileceğiz. Yatırım ve istihdam olanakları artacak. Dünyaya açılacağız ve uluslararası hukukun parçası olacağız. Gençlerimizin İstihdamında, ürünlerimizin pazarlanmasında, ulaşımda, ticarette, küçük bir ülke yerine, devasa bir ülkenin olanaklarından yararlanabileceğiz. Her konuda insanlarımızın kendi alanlarında ilerlemesi, yükselmesi, dar sınırlar içinde kalmayacak, ufkumuz açılacak. Rum çoğunluğun içinde asimile edilip yok olmayacağız. İlelebet güven içinde kendi ulusal kimliğimizle özgürce yaşayacağız.

Öte yandan 1990’lı yıllardan sonra federasyonların bozulması ve hiç kurulmaması, gerçekte federasyonun iyi bir seçenek olmadığını gösterir.

Üstelik müzakerelerde federal yapıdan  uzaklaşıldığı ve bize bazı ayrıcalıklara sahip toplum durumuna indirgenmemizin dayatıldığı biliniyor. Birleşme yanlılarının yuvarlak ve softa şaşırtması ile gerçekleri olduğundan farklı gösterilmesine rağmen, Rum yönetiminin açıklamaları, bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Ayrıca, Rum yönetimi başkanı Anastasiadis, bir çok kez yaptığı açıklamalarında ‘Türklerin olumlu oya sahip olmasının siyasi eşitlik olmadığını, aksine eşitsizlik olduğunu, çünkü bir topluma kendi taleplerini empoze etmesi demek olduğunu bu nedenle Türklere karar mekanizmasında oy hakkı tanınamayacağını’ belirtmiştir.

Anavatanın istiklal savaşında da bazı kişiler, çeşitli nedenlerden dolayı egemen devlet yerine, yabancı manda altına girilmesini savunmaktaydı.

 Fakat ulu önderimiz teslimiyetçilik yerine, mücadele etmeyi tercih etti başardı, Türkiye cumhuriyetini kurdu. .Biz de federasyon aldatmacası altında Rum’a yamalanmak yerine,iki devletli çözümde ısrar etmeliyiz.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.