En yaşamsal sorunumuz

Yayın Tarihi: 01/09/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Geçmişten günümüze Rum- Yunan ikilisi, sırf adadaki nüfus üstünlüklerine dayanarak tüm adayı sahiplenmeye çalışır.

Nüfusun belirleyici önemini takdir ettikleri için, 1878’den sonra İngiltere’nin de yardımı sayesinde, adadaki nüfuslarını devamlı artırdılar;

İkinci dünya savaşında, Ege adaları ve Yunanistan’dan binlerce Yunanlıyı Kıbrıs’a getirip yerleştirdiler;

1960-63 Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde, ekonomik baskılar ve Türklerin anayasadaki hakkı olan devlet kuruluşlarına %30 Türk istihdamını engelleyerek,onbinlerce üniversite mezunumuzun göç etmesi sağlandı;

Rum yönetimi 1963’ten sonra dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Yunan asıllılara, hiç zorluk çıkarmadan vatandaşlık verir;

Rum, 1963-74 döneminde terör ve ekonomik baskılar uygulayarak, kolayca seyahat belgesi vererek, çok sayıda Türkün adadan göç etmesini sağladı;

Rum Avrupa Birliği  üyesi olduktan sonra, dört özgürlük ilkesi doğrultusunda sınırsız sayıda Yunanistanlı Kıbrıs’a yerleşmektedir;

Böylece Rumların doğurganlık oranlarının az olmasına karşın,güneye yerleşen Pontuslar, Yunanlılar, Arap ülkelerinden ve çeşitli ülkelerden gelen Yunan asıllılar sonucu, nüfusları sürekli artıyor;

Yunanistan ve Rumlarkendi nüfuslarını artırmalarına karşın,KKTC’deki dostları aracılığı ile, kuzeyli soydaşlarımıza vatandaşlık verilmesini engellemektedirler;

Müzakerelerde olası çözümden sonra adadaki nüfusumuzun, ¼ oranında sabitlenmesini ve ilelebet azınlık kalmamızı kabul ettirdiler;

Öte yandan KKTC’deki duruma gelince, hiçbir siyasi partinin nüfusun önemini kavrayarak hareket ettiğini söylemek mümkün değildir.

Kıbrıs davasında en belirleyici ve en yaşamsal konu olmasına karşın, hiçbir siyasi partinin programında,Rumlarla aramızdaki açığın sürekli büyümesinin önlenmesine dönük  herhangi bir madde bulunmamaktadır.

Göçlerin engellenmesi ve gurbetteki Kıbrıslı Türklerin dönmesini özendirici önlemler alınması üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamaktadır.

Sapık ideolojik saplantılarla hareket eden kesim ve onların aldattığı kişiler, onlarca yıldan beri ülkemizde yaşayan, geçimini sağlayacak bir işi olan kuzeyli soydaşlarımıza bile yeni vatandaşlık verilmesine ve nüfusumuzun artmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.

 KKTC’deki nüfusun artmasına  karşı çıkan siyasi partiler ile onların arkasında olan kesim, güneye sınırsız sayıda Yunanistanlıların yerleştirilmesine ve tüm Yunan asıllılara vatandaşlık verilmesine ses çıkarmıyor.

Hatta olası anlaşmadan sonra 4 özgürlük ilkesi çerçevesinde sınırsız sayıda Yunanlı ve diğer AB ülkeleri vatandaşlarının KKTC’ye yerleşme  hakkı kazanmasına olumlu bakmaktadırlar.

Son 10-15 yılda  ulusalcı ve karşı cephede olanların baskıları ile, KKTC’den kaçmaları sağlanan 80 bin dolayındaki kuzeyli soydaşlarımızdan boşalan düz işçi açığı, öğrenci olarak gelen Afrikalılar ile turist olarak gelen uzak doğulular tarafından kısmen karşılanmaktadır.

Asayiş sorunlarını ileri sürerek kuzeyli soydaşlarımızı istemeyen kesim, suç makinesi olan ve üstelik çoğu kaçak ve kayıtsız çalışan  Afrikalı, uzak doğulu kaçak işçilerden hiç şikayetçi olmuyor.

Oysa, Kuzeyli soydaşlarımızın asayiş sorunları, bunların yanında devede kulak kalır.Ayrıca kuzeyli soydaşlarımızın kazandıklarını ülkemizde harcamalarına karşı, yabancılar önemli bir kısmını  döviz olarak ülkelerine göndermektedir.

Nüfusumuzu engelleme lobisinin çelişkili  tutumu, gerçekte amaçlarınınkuzeyli soydaşlarımıza vatandaşlık verilerek nüfusumuzun artmasını ve Rum’un bize karşı geçmişten günümüze kullandığı nüfus üstünlüğü kozunun etkisiz duruma getirilmesini engellemek olduğu görüşünü güçlendirmektedir.

Ulusalcı olduklarını ileri süren siyasi partiler de, nüfusun yaşamsal önemini kavramadıkları için, uzun vadeli bir nüfus politikaları yoktur.

Üstüne üstlük ağzı kalabalık ve Rum ulusal tezlerini savunanların yaygarasından çekinerek,binlerce kuzeyli soydaşlarımızın baskılarla ayrılmasını sağladı.

Halen, yürürlükteki yasaya  göre gereken koşulları yerine getiren kuzeyli soydaşlarımıza bile, vatandaşlık verilmesi tartışma konusu edilmektedir.

Hatta sınav dönemlerinde çocuklarına destek olmak  için  ülkemize gelmek isteyen öğrenci ailelerine bile zorluk çıkarılır.

Kısaca belirtmek gerekirse Kıbrıs Türk halkının en yaşamsal sorunu, Rumlarla aramızdaki nüfus açığının sürekli olarak  büyümesidir.

Bu nedenle yeni vatandaşlık verilmemesi, engellenmesi ve  nüfus üstünlüğünü bize karşı koz olarak kullanan  Rumlarla aramızdaki açığın daha da büyümesinin sağlanması,  Rumların ezeli ulusal davasına hizmet eder. Bizim ise, azınlık durumuna düşmemize sebep olur ve geleceğimizi zora sokar.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları