Dayanaksız iyimserliğin sonucu can yakıcıdır

Yayın Tarihi: 17/10/21 10:29
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Rum-Yunanistan ikilisinin1800’lü yıllardan günümüze değişmeyen hedefi, Kıbrıs adasının tümünü sahiplenmektir. Bu hedeflerine ulaşmak için, bıkmadan usanmadan çok bilinçli, planlı ve basiretli hareket etmektedirler.

Yoğun beyin yıkaması ve 5.kol faaliyetleri sonucu halen, KKTC’de bazı kişi, kuruluş ve siyasiler, Rum’un başat olacağı birleşik federal yönetimde, hatta Rumların boyunduruğu altına girmemiz durumunda nelerle karşılaşacağımızı düşünememektedir. Bu nedenle her koşulda Rum’la birleşmemizi savunurlar.

Ancak Türk ordusunun uzaklaştırılması ve Rumların daha fazla söz sahibi olacağı bir anlaşmadan sonra, şimdiki yaşamımızı rüyamızda bile görmeyeceğiz. Katledilme ,göç, esaret altında yaşama ve itilip kakılan horlanan azınlık olarak yaşamak seçenekleri ile karşı karşıya kalacağız.  Batı Trakya’daki soydaşlarımız gibi ulusal kimliğimiz  bile tanınmayacak.

Bu çerçevede Rum’ların hedeflerini gerçekleştirmek amacı ile atacakları adımlar karşısında, dayanaksız iyimserlik göstermek yerine, çıkarlarımızı savunmalıyız. Örneğin:

1975 Viyana anlaşması uyarınca iki kesimlilik oluşturulmasının kabul edilmesine rağmen  Rum; Karpaz  üzerinde söz sahibi olmak ve  oradaki Rum nüfusun bulunmasına dayanarak kanton oluşturmak niyetindedir.

 Karpaz’da kalmalarını sağlamak için,  Rumlara  mali yardım yapmakta, bedava ihtiyaç maddesi göndermektedir. Sayısı çok az olan öğrenciler için ilk, orta ve lise açtı. Öğrenci sayısından fazla öğretmen görevlendirdi.

Rum yönetiminin Leymosun’da yaşayan Türklere ana dillerinde eğitim hakkı tanınmaması ve ilk okul açılması için yaptığımız girişimlere olumsuz yanıt vermesine rağmen, bizim Karpazda ilkokul ve Lise açılmasına izin vermemiz, üstelik öğrencilere Türk düşmanlığı aşılanan dersler verilmesine de karışmamamız çıkarımıza mı?

Rum ,KKTC’den güneye birkaç kilo yiyecek geçirilmesine bile izin vermez. Yeşil hat tüzüğü uyarınca, yakın geçmişte KKTC’den alınan ve bir inşaatta kullanılan  mozaikler tepkiler üzerine sökülerek kuzeye iade edildi. KKTC’den patates alıp pazarlayan Rum tüccar, ölümle tehdit edildi ve evi kurşunlandı.

Rum’un tutumu karşısında, KKTC’deki bazı siyasilerin güneyden Karpaz’da yaşayan Rumlara gümrüksüz gıda maddesi getirilmesine izin verilmesini talep etmesi haklı ve çıkarımıza mı?

Hele, Karpaz’da yaşayan Rumların ölmeleri halinde, ev ve taşınmaz mallarının güneyde yaşayan mirasçılarına verilmesine ve isteyenlerin KKTC’ye gelip yerleşmesine izin verilmesi, Rum’un kanton oluşturma hedefine hizmet etmez mi?

Bir anlaşma yapılmadan Maronit’lerin  eski yerleşim yerlerine geri getirilmesi ve KKTC coğrafyasının kuzeyden güneye ortasında Truva atı olarak kullanılabilecek bir Maronit bölgesi oluşturulması ileride başımızı ağrıtmayacak mı?

Türkleri katleden EOKA terör örgütü üyesi bir Rum’a , Kozanköy’deki eski arsasına ev yapmak ve buraya yerleşmek izin verilmesi, bize ne kazandırdı?

Rumların Mağusa’nın Sakarya bölgesinde kurşunlarla delik deşik ettikleri ilk okulun yıkılması ve  Rum vahşetini gösteren delilin ortadan kaldırılması, bize ne kazandırdı?

Türk okullarında okutulan tarih kitaplarının sözde barış dili ile yeniden düzenlenmesi ve Rum tarafında benzer düzenleme yapılmaması, kime hizmet etmektedir?

Güneye giden tüm Yunan asıllılara hiç zorluk çıkarılmadan vatandaşlık verilmesi, isteyen Yunanistanlıların güneye yerleşmesi, öte yandan KKTC’de bazı siyasilerin 10-15 yıldan beri ekonomimize katkıda bulunan kuzeyli soydaşlarımıza bile yasa uyarınca vatandaşlık verilmesine karşı çıkması, karşı tarafın nüfus üstünlüğü kozuna hizmet etmez mi?

Rum’la aramızdaki açığın sürekli artması ve oranımızın şimdikinden de aşağıya inmesi durumunda dünyaya, eşitliğe dayanan çözümü savunmamız zorlaşmayacak mı?  federal birleşme zemininde bir anlaşma yapılması durumunda nüfus üstünlüğü nedeniyle Rum’un baskısı altında ezilip yok olmayacak mıyız?

 Rumların rağmen  koro halinde devletimize ve yöneticilerimize sahte demesine karşılık, bizim de güneydeki yönetimin Kıbrıs cumhuriyeti olmadığını dile getirmemiz ve sahte olduğunu hatırlatmamız gerekmez mi?

Yakın geçmişte sırf eski KKTC cumhurbaşkanı ile ayni ortamda yemeğe katılmamak için  Rum liderin İstanbul’da toplantıyı terk etmesine   karşın, bazı KKTC siyasi patilerinin Rum yönetimi başkanını makamında ziyaret etmesi bazı STÖ’lerin ,  güneye giden  Yunanistan başkanlarına nezaket ziyareti yapması şık mı?

Bizim bazı siyasi partilerin işbirliği yaptığı AKEL yetkilisinin,  hedeflerine(ENOSİS’e) ulaşmak amacı ile bize Kıbrıslı Türk değil  ‘Kıbrıslı’ kimliğinin benimsettirilmesi ve böylece asimile edilmemizi istemesi, öte yandan KKTC’de bazı siyasilerin de halkımızı Türk kimliğinden koparmak ve Kıbrıslı kimliğini benimsettireme çabaları kime hizmet eder?

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları