Ulusal kurtuluş ve mücadele tarihimiz yeni nesilden gizlenmemeli

Yayın Tarihi: 08/08/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Son zamanlarda tanık olduğumuz bazı üzücü olaylar, silkinip kendimize gelmememiz durumunda, 1878 yılından beri yürütmekte olduğumuz ‘Kıbrıs’ta varlığımızı sürdürme mücadelesini’ kaybedebileceğimizi ve Batı Trakya’daki soydaşlarımızdan beter olacağımızı gösteriyor.

Davalarına sıkı sıkıya bağlı olan Rumlar; uzun vadeli hedefleri olan adanın tümüne sahip olma mücadelesinde zafere ulaşmak amacı ile, kendi içlerinde, dış dünyada ve bizim içimizde olmak üzere üç cephede çok sistemli, profesyonelce ve istikrarlı bir şekilde çalışıyor.

İçerde mücadele dinamiğinin canlı tutulması için basın, kilse, askeri kışlalar ve okullar vasıtası ile yoğun bir bilinçlendirme ve tezlerini benimsetme kampanyası yürütülüyor. Böylece yeni nesil, Ortodoks-Elen ve mücadele ruhu içinde ve ulusal davalarına sahip çıkacak şekilde yetiştiriliyor.

Dış dünyada, Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne başkaldıran bir azınlık olduğu, sorunun 1974 müdahalesinden kaynaklandığı ve Türk ordusunun ayrılması durumunda, Kıbrıs’ın yeniden birleştirilerek iki halkın barışacağı yalanını kabul ettirmeğe çalışıyorlar.

Kuzeye dönük mücadelelerinde ise, içimizdeki zayıf halkaları ve işbirlikçileri kullanarak, kaleyi içerden fethetmek için olağan üstü bir kampanya yürütüyorlar.

Rumlar, yürüttükleri bu amansız mücadelede ilk iki cephede mutlak başarı elde etmişlerdir. Ancak Kıbrıs Türk halkına dönük mücadelede henüz tam olarak zafere ulaşamamışlardır. Bu nedenle Rumlar yaşanan dönemde, çok yönlü ve çok profesyonelce çalışmalarla ve 5.Kol faaliyetleriyle kuzeydeki kaleyi içeren çökertmeye çalışıyor.

Bu çerçevede bir yandan, yoğun beyin yıkama faaliyetleri ile yeniden birleşme durumunda dünya ile bütünleşeceğimiz, refaha kavuşacağımız yalanı yayılıyor. Bir yandan da hedefleri önünde aşılması en zor engel olarak gördükleri Türk ordusunun adadan ayrılmasını sağlamak yönünde büyük çaba harcıyorlar.

Rumların yürüttükleri mücadelenin amacının açıkça bilinmesine karşın, kendi içimizde ve bize karşı yürütülen kaleyi içerden fethetme faaliyetlerine, demokrasi ve barış gerekçesi ile büyük bir hoşgörü gösteriliyor. Sonuçta, gerçekleri anlatmadığımız ve kalplerini vatan - millet sevgisi ile doldurmadığımız gençlerimiz, kolayca aldatılabiliyor ve ulusal davamızdan uzaklaştırılıyor.

Rumların bize dönük mücadelelerini serbestçe yürütülmesine göz yumulması sonucu, gelinen noktada artık herkesin aklını başına getirmesi gerektiğini gösteren ürkütücü olaylarla karşılaşmaya başladık. Örneğin:

Bir gazetenin yaptığı röportajda, geçenlerde kutladığımız en önemli ulusal günümüz olan 1 Ağustos’un anlamını, gençlerin çoğunun bilmediği ortaya konuldu.

Akridas, İfestos planlarına, Ortega raporuna, Rum liderlerinin yazılı belgelerine rağmen, içimizdeki zayıf halkalar, 1963 olaylarını Türkiye’nin müdahalesini sağlamak için bizim başlattığımızı ve ortak yönetimden bizim ayrıldığımızı ileri sürmektedir;

Halen bazı eczanelerde, İslam ülkelerinde sağlık kuruluşları için kullanılan Kızıl Ay amblemi yerine, yeşil haç tercih ediliyor;

Son zamanlarda bazı gençlerin KKTC’de açılan kilise evlere gittiği, dinini değiştirdiği ve boynuna haç taktığı dikkati çekmektedir;

Bazı medya kuruluşları, ulusal günlerimizi tanımamakta ve yayınlarında kutlanmasına katılmamaktadır;

Atalarımızın Anavatanın hangi şehirlerinden geldiğinin tarihi belgelerle sabit olmasına rağmen bazı kişiler Türk olmadığımızı ileri sürmekte,, yeni nesli Türk kimliğinden koparmağa, uyduruk Kıbrıslılık milleti kimliğini kabul ettirmeye çalışmaktadır;

Ulusal mücadelemiz ve değerlerimiz pervasızca aşağılanmakta, kötülenmekte, olduğundan farklı gösterilmekte, Rum katliamlarından Türkler  sorumlu gösterilmektedir. Bazı zayıf halkalar, terör örgütü olan EOKA’yı özgürlük örgütü göstererek övmektedir;

Bazı kişiler bizi düşman kabul eden Rum-Yunan-Emperyalistlerin güdümünde olan AB ile BM’i memnun edecek şekilde hareket etmeyi ve TC-KKTC düşmanlığına öncülük etmeyi  ilericilik olarak yutturmağa çalışmaktadır;

KKTC’de medyada köşe başlarını işgal eden bazı kişilerin, kendi ailesi de dahil hepimizi katliamdan kurtaran ve adadan ayrılması durumuna sıfırla çarpılacağımızı bilmesine karşın, hiç sıkılmadan tiksinti verici eda ile kuzeye işgal altındaki bölge ve yönetimimize de sahte devlet diyebilmesi; üstelik yaptığının ne kadar zararlı, ayıp, yüz kızartıcı, vatana zararlı olduğunu hiç dikkate almadan serbestçe aramızda başı dik dolaşma cüreti gösterebilmesi, hatta yıkmağa çalıştıkları KKTC bütçesinden yararlandırılmaları ibret vericidir.

Son yıllarda tanık olduğumuz olaylar, bizim demokrasi ninnisiyle uyutulmamızdan ve hayal aleminde yaşamamızdan yararlanan Rumların, ‘kaleyi içerden fethetme mücadelesinde’  bazı önemli mevzileri sinsice ele geçirmeğe başladığı anlaşılmaktadır.

Gelinen noktada tezgahlanan oyunun bozulması için, ‘zararın neresinden dönülürse kazançtır’ düsturu ile hareket edilmeli. Önümüzdeki ders yılından başlanarak, KKTC’deki tüm okullarımızda mutlaka ulusal kurtuluş ve mücadele tarihimiz okutulmalıdır.

Sosyal medyada yapılan yorumlar, halkımızın ezici çoğunluğunun da, ulusal kurtuluş ve mücadele tarihimizin yeni nesle öğretilmemesinden şikayetçi olduğu anlaşılmaktadır.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları