Birleşme geriye dönmektir

Yayın Tarihi: 12/09/22 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Birçok kişi gibi ben de 4/9/2022’de Lefkoşa'da toplanan CTP’nin 28. Olağan Kurultay kararlarının kimsenin yararına olmayacağı görüşündeyim. Söz konusu kararda...

Cumhuriyetçi Türk Partisi Kıbrıs adasının bölünmesi esasına dayanan İki devletli çözüm ve benzeri tüm ayrılıkçı tezleri kararlılıkla reddeder.

Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler kararları, doruk anlaşmaları ve bugüne kadar varılmış mutabakatlar çerçevesinde; İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözüme ulaşılması için

Parti organlarına, parti örgütlerine ve parti üyelerine

Yurt içinde ve yurt dışında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, Avrupa ülkeleri ve garantör ülkeler nezdinde aktif ve etkili bir biçimde çalışma görevi verir. Görüşlerini yansıtmaktadır”.

Kıbrıs’taki gerçekler, yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen çözüm çabalarından sonuç alınamaması, Rum-Yunan ve onları her koşulda destekleyen BM; AB ile Avrupa ülkelerinin bize karşı benimsedikleri ayırımcı ve düşmanca tutumuna rağmen, hala daha onlardan medet umulmasını ve federasyonun tek çözüm seçeneği olarak dayatılmasını haklı gösterebilecek mantıklı nedenler bulunmadığı görüşündeyim.

Her şeyden önce, Rumlarla ortak yönetim 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nde denendi ve karşılaşılan sorunlar nedeniyle  başarılı olamayacağını kanıtlandı. Sonuç olarak her iki halkın da mal, can kayıplarına uğramasına ve acı çekmesine sebep oldu. Öte yandan 1974’den sonra ortaya çıkan  iki devletli oluşum, her iki halkın da daha önceki yönetimler döneminden kıyaslanmayacak derecede daha iyi yaşam koşullarına sahip olmasını sağladı. Üstelik iki devletli  yapı sayesinde 1974’den sonra iki halk en uzun süreli barış ortamına kavuştu.

Rum-Yunan yetkililerinin açıklamaları, Türklerle devlet yönetiminde gerçek anlamda yetki paylaşımdan ve işbirliğinden yana olmadıklarını ortaya koymaktadır. Megalo İdea ve ENOSİS’ten vazgeçmediklerini açıkça belli etmektedirler. Olası birleşik çözüm seçeneğini adanın kuzeyini de Yunanistan’a bağlamak için ara çözüm olarak dayatmaktadırlar.

Zaten tarih boyunca Kıbrıs’ta Türk ve Rum halkı birleşik durumda yaşamadı. Ayni köyde yaşayan Türk ve Rumlar, ayrı mahallelerde yaşardı. Bu nedenle iki devletli çözümü ayrılıkçı tanımlayarak kötülemenin kabul edilebilecek haklı bir nedeni yoktur.

Yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen müzakerelerde Rumların; BM kararları, doruk anlaşmaları, gerçek anlamda iki kesimli, iki halklı ve eşitliğe dayalı federal çözümünden yana olmadıkları net bir şekilde anlaşılmıştır.

İşte bu nedenle, Rumların talep ettiği tüm ödünleri tepki çekmeyecek kelime oyunlarına bürüyerek  kabul eden, aşırı birleşme ve Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşme karşıtı olarak tanınan Talat ile Akıncı bile, Rum’u anlaşmaya razı edemedi. Çünkü Simitis’in açıkladığı gibi 2004’de adanın kuzeyi Yunanistan’a bağlandı ve ENOSİS gerçekleştirildi. Halen federasyon tezgahı ile, KKTC coğrafyasının da Yunanistan’a ilhak edilmesine çalışılıyor.

Öte yandan, tek asılacak dalımız anavatanı zor durumda bırakarak, ona meydan okuyarak, üstelik 1963’ten günümüze bize düşmanca davranan ve izolasyonlarla cezalandıran AB, BM, Avrupa ülkeleri, garantör Yunanistan, İngiltere’nin  varlığımızı sürdürebileceğimiz bir çözüm yapılması için bize yardım edeceğini düşünmek, isabetli olabilir mi?

Geçmişten günümüze AB,BM ve emperyalist ülkelerin bizlere verdiği sözleri tutmaması, ve Rum yanlısı uygulamaları ile tutumları, anavatan yerine onlarla işbirliğinin tercih edilmesinin  felaketimize yol açacağını kanıtlamıyor mu?

Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasında Türklere ana dillerinde eğitim hakkı tanınmasına rağmen, halen Leymosun’da yaşayan Türklere ana dillerinde eğitim hakkı tanımayan Rum’un olası birleşik yönetimde de anlaşma şartlarına  uymayacağını göstermiyor mu? 

Halen Lozan anlaşmasına, AB ilkelerine ve AİHM kararlarına  aykırı olarak Batı Trakya’da yaşayan Türklere yapılan ayırımcı ve insanlık dışı baskılar, Yunanistan’ın boyunduruğu altına girmemiz halinde durumumuzun nasıl olacağını göstermiyor mu?

Rumların niyet ve uyuşmazlığına rağmen, yarım asırdan beri gerçekleştirilemeyen federal çözümde ısrar etmek, müzakerelerle oyalanıp izolasyonlarla çökertilmemizi amaçlayan dış düşmanların amaçlarına hizmet etmeyecek mi?

İki devletli seçenek yerine çoğunluğu Rumlardan oluşan tek halklı federal çözümde, Elen ve Ortodoks ruhu ile yetiştirilen Rumlar içinde asimile edilip yok edilmeyecek miyiz?

KKTC ve anavatanın ulusal tezleri yerine, Rum-Emperyalistlerin dayattığı, federal birleşmeyi savunan siyasi partilere, yaşatılmasından yana olmadıkları KKTC bütçesinden maaş ödenmesi, mali yardım yapılması, yayın organlarına ve çalışanlarına maddi destek sağlanması, normal mı?

Anavatanla çatışmanın, Kıbrıs Türk halkı ile bunu benimseyen siyasilere hiçbir şey kazandırmayacağını, aksine kaybettireceğini bilmek için kahin olmak mı gerekir?

KKTC coğrafyası büyük fedakarlıklarla ve şehit vererek kazanılmıştır. Halen burada yaşamakta olan Türkler yanında, gurbetteki 1 milyona yakın Kıbrıslı Türkler ve anavatanımız için de yaşamsal öneme sahiptir. Bu nedenle, anavatana rağmen, birleşme ve federasyon yöntemi ile ve ayni Girit senaryosu ile Rum egemenliği altına sokulması çabaları boşuna zaman harcamadır.

Atatürkçü(!) olduklarını ileri süren ve iki egemen devletli çözüme karşı çıkanlara, Atatürk’ün ilgili vecizelerini hatırlatmakta yarar görürüm.

‘İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri yürümez; millet ve devletin bağımsızlığı elde edilmez, insaf ve merhametle dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve çocukları bunu bir an akıldan çıkarmasın.’

‘Egemenlik verilmez alınır’. Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz’

'Türk milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azimle yeni bir devlet kurmuştur, bu devletin dayandığı esaslar tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız milli egemenlikten ibarettir.’

’Türk milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş, cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşayamaz.

’Bir milletinin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür.’

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları