BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

"Her sistem, kendine uygun lideri üretir!"

Yayın Tarihi: 25/09/20 07:00
okuma süresi: 16 dak.
A- A A+

Mevcut hükûmetin ve seçilecek olan yeni cumhurbaşkanın en önemli öncelikli görevi, ülkemizde yaşanan Covid-19 salgının, ekonomik ve sosyal etkilerinin en aza indirilmesi için çok boyutlu çalışmalar yaparak, toplumda moral ve motivasyonu sağlamak olmalıdır... Toplumun her yönden şu an buna çok fazla ihtiyacı vardır... İnsan psikolojisinden anlamayan bir cumhurbaşkanı ve mevcut hükûmet, bu topluma ne liderlik edebilir! Ne de yol gösterebilir! Danışma kurulları, komite ve benzeri oluşumlarla oluşan yönetim anlayışı beraberinde "çok başlılığı" getirecek ve hiçbir zaman toplumu ileriye taşıyamayacak, sorunlara da etkin çözümler zamanında üretilmeyecektir! "çok başlılık" yanlış bir yönetim yaklaşımıdır! Bunun farkındalığına vararak ülkesel vizyon çizilmelidir!

Sakin bir denizde herkes kaptan kesilir...

Fikir alışverişi yapmak doğru yapılırsa iyi bir şeydir, fakat her kafadan bir ses çıkması kötü bir şeydir ve odaklanmayı engeller, enerjiyi tüketir! Bir konun kararını, yirmi kişi değil, sadece bir kişi vermelidir! Hükûmetlerin ve yeni seçilecek cumhurbaşkanın, yönetimsel yapılandırması bu doğrultuda oluşturulmalıdır! Birden fazla karar merciinin olması her zaman kafa karıştıracaktır...

Şu an odaklanılması gereken temel toplumsal konu, Covid-19 salgının, ülkemizdeki ekonomik ve sosyal etkilerinin en aza indirilerek, bütün sektörlerin azami çalışmasına geri dönmesini sağlamak için gerekli etkin ve sürdürülebilir önlemlerin ivedilikle, zaman kaybetmeden dünya standartlarında alınmasıdır. Bu toplumsal görev hem mevcut hükûmete, hem de seçilecek yeni cumhurbaşkanına düşmektedir. Bu bağlamda da, dünyada ortaya çıkan fırsatlar da en iyi şekilde fark edilerek değerlendirilmelidir, bazı reformlar ile bu fırsatlar, ülkemize yönlendirilmeli, yeni cumhurbaşkanının öncülüğünde mevcut hükûmetin ekonomik ve mali politikaları tekrardan gözden geçirilerek, devletin ve devlet yapılarının reformlarının uygulanmasına yoğunlaşılmalıdır... Ancak bu şekilde toplumsal sorunların üstesinden kalıcı bir şekilde gelinebilir...

Gerçek lider, uzlaştıran değil, fikir birliği için bir yöntem oluşturandır...

Günümüzde ve geçmiş yıllarda, ülkemizde yaşanan tüm krizlerde, "hedefli stratejiler" oluşturmanın önemi ve değeri bir kez daha, yaşadığımız bu dönemde, tekrardan ortaya çıkmıştır. Bu ve buna benzer yaşanılan toplumsal olumsuzluklarda, "birlikte" çalışmanın önemi, sosyal tarafların, siyasal güçlerin, kamu ve özel sektörler arasında faydalı köprülerin inşa edilmesi, işbirliğinin artırılması ile mümkün olabileceğinin, şu an tekrardan görüyor ve yaşıyoruz... Cumhurbaşkanı adaylarının hiçbirinde, bu yaklaşımları ve vizyonu göremiyoruz! Yani, yine yanlış yolda olan cumhurbaşkanı adaylarını görüyoruz... Yine, yanlış yöne bakan cumhurbaşkanı adaylarını görüyoruz... Bu vizyonları size kazandıramayan, insan psikolojisinden, toplum düşünce yapısından, dünya vizyonundan anlamayan danışmanlarınızı değiştirmeniz gereken önemli bir yol ayırımındasınız! Bunun geriye dönüşü yok! Zaman ilerliyor ve dünya değişiyor... Destek aldığınız danışmanlarınızın mevcut vizyon ve düşünce yaklaşımlarının kapasitesi bu kadar, sizi ve toplumu getirebilecekleri son nokta da bulunduğumuz noktadır, bunun ötesine gidilebilmesi için tüm yaklaşımlarınızı ve düşüncelerinizi değiştirmek zorundasınız ki, daha iyi fırsatları görüp, değerlendirip, toplumu daha iyi bir noktalara taşıyabilesiniz. Size destek olan her düşüncenin, bakış açısının bir kapasitesi vardır, mevcut danışman kişiler ile bunun daha ilerisini ve ötesini gitmeniz kişisel ve/veya toplumsal olarak mümkün olmayacak, dönüp dolaşıp yine aynı noktaya döneceksiniz! Hem siz kaybedeceksiniz hem de toplum... O nedenle, size danışmanlık yapan partili ve/veya tanıdık dediğiniz kişilerle olan duygusal bağlarınızı kesip, profesyonel olan kişiler ile yeni dönemde, yeni dünya düzeninde çalışmanız, çok daha önemli hale gelmiştir. Dünyanın liderleri, bu şekilde adımlar atarak, zaferler kazanıyor...

Liderlik, mazeret üretmek değil, sorumluluk yüklenmektir...

Yani, Covid-19 salgının bize öğrettikleri, zorluklar karşısında mücadelede, hızlı düşünmenin ve etkin kararlar almanın, size bilgi sağlayacak ekibinizdeki kişilerin düşünce kapasitesi ile doğru orantılı olduğudur... Onlarla, partili ve/veya tanıdık olması ile ilgili kurduğunuz duygusal bağlarla ilgili değildir!

Profesyonellik ile ilgilidir, bu kişilerin dünyayı ne kadar iyi tanıdığı ile ilgilidir, geleceği görme kabiliyeti ve kapasitesi ile ilgilidir... Gerçek başarıyı istiyorsanız, bu özelliklere sahip profesyoneller ile çalışın, enerjinizi tüketen, sizi yoran, size aşırı düşünce yükleyen kişiler ile değil, işte o zaman yaptıklarınız ile arkanızda kalıcı izler bırakmış olur, herkesten farklı olursunuz... İster cumhurbaşkanı olun, isterse hükûmetin başı, gerçek liderlik, bu vizyona sahip olabilmektir... Bunu kendiniz için değil, bu toplumun, bu ülkenin geleceği için yapmalısınız, ekiplerinizi bu doğrultuda doğru kurmalısınız! İçerisinde bulunduğumuz zaman, bunu gerektiriyor! Ülkeyi yönetmek; duygusal partili, tanıdık bağı kurmak değildir! Bu ülkeyi bu zihniyetle harcamayın! Bu ülkeyi bu şekilde harcatmayın! Yıllardır bu ve bu doğrultuda hatalar yapıldı ve hatalar yapılmaya devam ediliyor...

Cumhurbaşkanlığı seçimi aslında, kimin kazanacağı ile ilgili önem kazanmıyor, cumhurbaşkanı adayının ekibini nasıl ve ne şekilde kuracağı ile ilgili önem kazanıyor! Covid-19 kriz yönetiminde çoğu zaman, her kafadan bir ses çıktığından "çok başlılıktan" sorunlar yaşandı, bu yapılanmayı, bu zihniyeti cumhurbaşkanlığına sakın taşımayınız! Size güç katacak, topluma güç katacak, profesyonel kişiler ile çalışın ve bu toplumu ileriye taşıyın, dönüp dolaşıp yine aynı yere götüren kişiler ile değil! Denenmeyeni deneyin ki farklı alternatifler de ortaya çıkarabilesiniz!

Şu anda, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan sayın adayların, kendilerine ve topluma aşırı mesaj yüklemesi yaparak, kendilerinde ve toplumdaki kişilerde bilinçli düşünmeyi, bilinçsizce devre dışı bıraktıklarının farkında olmadan, ülkemizin kazanacağı birçok fırsatları da ortadan kaldırdıklarının,

farkındamılar acaba?.. Yazımın başında şöyle demiştim; "Şu an odaklanılması gereken temel toplumsal konu, Covid-19 salgının, ülkemizdeki ekonomik ve sosyal etkilerinin en aza indirilerek, bütün sektörlerin azami çalışmasına geri dönmesini sağlamak için gerekli etkin ve sürdürülebilir önlemlerin ivedilikle, zaman kaybetmeden dünya standartlarında alınmasıdır..." 

Şimdi basit bir örnek, bir fırsat olayını inceleyelim: İngiliz vatandaşlarının çoğu, yıl sonundan ve Brexit'ten önce, geçiş dönemi bitmeden, İngiltere dışındaki bir ülkeye yerleşme kararı aldı. Bu sayı oldukça yüksektir... Ve şu an en fazla hangi ülkeye talep var biliyor musunuz? Güney Kıbrıs'a... Özellikle Baf şehrine... Herkes, yıl sonundan önce Güney Kıbrıs'ta yasal olarak ikamet etmek için gerekli tüm işlemleri tamamlıyor...

Liderlik, vizyonu gerçeğe çevirme kapasitesidir...

Peki, şimdi size soruyorum, hangi cumhurbaşkanı adayı klişeleşmiş düşüncelerin, sözlerin, basmakalıp cümlelerin ve kalıplaşmış bencil ifadelerin dışında bu fırsatları görüp, bu konularla ilgili görüş ortaya koydu? Bu İngilizleri ülkemize çok rahat ve kolay çekebilirdik, özel bazı düzenlemeler ve çalışmalar yaparak... Hangi lider bununla ilgili strateji geliştirebildi, buna kafa yordu, bunu gündeme getirip, farkındalık yarattı?.. Bu ülkenin bu aşamadan sonra daha önce söylediğim gibi, ekonomik ve sosyal etkilerin en aza indirilmesi için açılımlar yapmanın ve fırsatları değerlendirmenin en önemli evresinde olduğumuzun farkındalığına varmalı, alternatifleri görmeliyiz, bugün Güney Kıbrıs'ın ve diğer dünya ülkelerinin yaptığı budur... Bu ülkenin, "vatan, millet, sakarya" nutuklarının dışında da düşünebilme becerisine sahip, bencil olmayan liderlere ihtiyacı vardır... Dünyalı düşünen, fırsatları gören ve topluma yol gösteren, toplumun sorunlarına odaklanan, gerçek ünvansız liderlere bu ülkenin şimdi daha fazla ihtiyacı vardır...

Şu an, yüzlerce İngiliz aile Güney Kıbrıs'a taşınmaya başladı... Birleşik Krallık'tan gelen insanlarla Baf şehri, dolup taşmaya başladı. Her yaştan aile, emekli, yaşayacakları yer olarak Kıbrıs'ın güneyini tercih etmeye başladı. Biz yıllardır içi boş nutuklardan başka hiçbir şey yapmadık ve yapmıyoruz... Mevcut yaşayan İngilizler'i de kaybettik... Hepsi bir daha geri dönmemek üzere ülkelerine döndüler! Güney Kıbrıs'ta ağustos ayında başlayan hareketlenme, eylül ayında devam etti ve ekim ayından yeni yıla kadar da çok sayıda ailenin adanın güneyine yerleşmesi bekleniyor. Biz neredeyiz? Neyi bekliyoruz? Fırsatlar yok oluyor! Bu filmin tekrarı yok! İnsanların Güney Kıbrıs'a gitmeleri için en iyi zaman olduğu vurgulanıyor... Güney Kıbrıs'ı tercih etmelerinin bir nedeni de, bu kişilerin, Covid-19 mücadelesinde bu ülkeyi başarılı buldukları, Güney Kıbrıs Rum hükûmetinin, salgını, İngiltere'ye kıyasla kararlı ve olumlu şekilde ele aldığı yönünde yaptıkları çok olumlu açıklamalar vardır... Buna ek olarak yapılan açıklamalarda, Güney Kıbrıs'ın, ulusal sağlık sistemi içerisinde bu kişilere sundukları ücretsiz ve/veya minimum maliyetli sağlık sisteminin de, bu ülkede yaşamaya karar vermelerine yardımcı olduğu vurgulanıyor. Güçlü bir sağlık sistemi, tüm endişeleri de tamamen ortadan kaldırdı!

Yani anlayacağınız İngilizler, Covid-19 mücadelesinde Güney Kıbrıs'ı son derece başarılı buldukları için, Baf şehrinde yeni bir yaşam için, taşınma planları yaparak, tatil evlerinden, kalıcı evlere geçiş yapmalarına neden oldu... Bu oran oldukça yüksek! ve gittikçe de artıyor! Burada yaşamak isteyen çok sayıda İngiliz vatandaşı var... Uçuşların artması ile bu sayı daha da artmaya başladı... Gelenlerin çoğu, erken yaşta emekli olan, maddi yönden harcanabilir gelire sahip İngiliz vatandaşlarından oluşuyor... Bu kişiler, buraya daha fazla para harcamak, rahatlamak, daha iyi bir yaşam temposu yakalamak ve güneşin keyfini çıkarmak için geldiklerini söylüyorlar... Tüm evrak işleri ve çeşitli tavsiyeler için de işlemleri kolaylaştırmak ve süratlendirmek adına, "Kıbrıs İkamet Planlama Grubu (CRPG)", "Kıbrıs Uluslararası Finansal Hizmetler Birliği (CIFSA)" gibi çeşitli organizasyonlar bu konuda Güney Kıbrıs'ta yaşayacak olanlara ücretsiz hizmet sunuyor... Amaç ülkeye yerleşecek daha fazla yabancı ile ülkesel ekonomik gücü artırmak... Özellikle bu hassas dönemde...

Yönetim, sistem içinde çalışır, liderler sistem üzerinde çalışır!

Sayın KKTC 2020 Cumhurbaşkanı adayı, bu konularda nasıl ve ne şekilde projeler geliştiriyorsunuz? Siz liderliğin hangi kısmındasınız? Halk sizden bunları göstermenizi bekliyor! İçi boş sürekli tekrarlanan birbirine benzer nutuklarınızı, olumsuz eleştirilerinizi, imkânsızlıkları, çaresizliği ve suçlamaları duymak istemiyor artık! Kişisel yaratıcılığınızı görmek ve hissetmek istiyor!

Kıbrıs Türk halkı siyasi şov peşinde koşan siyasetçi görmek istemiyor artık! Bu ülkenin insanı artık siyasetten soğudu! Siz bu ülkeyi, söylediklerinizle, yaptıklarınızla siyasetten soğuttunuz! Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

KKTC 2020 Cumhurbaşkanlığı seçiminin, tarihinin en düşük katılımlı seçimi olarak tarihe geçme olasılığı yüksek!

Halk hayatın kendisidir! Kıbrıs Türk halkının sizden istediği tek bir şey var; gelecek nesillere daha iyi, daha güvenli, daha yaşanabilir ve dünya standartlarında bir gelecek inşa etmeniz... Bu ülkede dört duvar arasına sıkışmış ve tükenmiş hayatlarda yaşayamadıklarını, çocuklarının, torunlarının çok daha iyi şartlarda yaşayabilmeleridir tek dilekleri... Çocuklarının, torunlarının gözlerinin içine baktıklarında, bu ışığın var olduğunu görmek ve hissetmek istiyorlar... "Umutsuzluğu" ve “belirsizliği” değil!

Unutmayın! Liderlik bir sonraki seçimle ilgili değildir; gelecek nesillerle ilgilidir!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.