BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Cenevre'de yol ayrımı!

Yayın Tarihi: 16/04/21 07:00
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

İsviçre'nin Zürih kentinden sonra en kalabalık ikinci şehri olan Cenevre'de, nisan ayı sonunda gerçekleşecek gayriresmi 5 + 1(BM) "Kıbrıs" toplantısına geri sayım başladı...

BM Genel Sekreteri António Guterres tarafından Kıbrıs'ta üst düzey BM yetkilisi olarak atanan Kıbrıs Özel Temsilci Jane Holl Lute, gayrı resmî konferans öncesinde son kez geçenlerde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Sayın Nicos Anastasiades ile görüştü.

Bir taraftan, "Burada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kıbrıs eski Kıbrıs değil, Doğu Akdeniz eski Doğu Akdeniz değil..." açıklamalarını yapan Sayın Ersin Tatar...

Bir taraftan da, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları ve BM kararlarında sağlananları müzakere etmeye hazır olduğunu bildiren Sayın Nicos Anastasiades...

İki liderin Lute ile görüşmelerinden sonra yaptıkları ilk basın açıklamalarını incelediğimizde, öncelikle şunu vurgulamak isterim ki ilk göze çarpan dikkat çekici nokta, Sayın Nicos Anastasiades'in daha "uluslararası" diplomasi dili ile dünyayı arkasına alarak rakibi karşısında bir üstünlük sağlamaya çalıştığı gözlenmektedir... Bu konuda kendisi dünyadan güç toplama yönünden bir adım önde! Sayın Ersin Tatar ise Türkiye'yi arkasına alarak güç sağlamaya çalışıyor ki yaptığı şu açıklamada bunu açıkça vurguluyor; “Biz görüşlerimizi açık ve net bir şekilde savunuyoruz. Karşı taraf farklı şeyler söyleyebilir ama ne Kıbrıs eski Kıbrıs'tır, ne Doğu Akdeniz eski Doğu Akdeniz’dir. Şartlar çok değişmiştir, konjektör değişmiştir, uluslararası ilişkiler farklı boyutlardadır. Türkiye’nin söyledikleri ortadadır. Dolayısıyla biz en iyi şekilde hazırlanarak bu toplantıya gideceğiz. Son 50 senedir söylenenler bellidir şimdi ilk defa 50 seneden sonra yeni bir şey söylemeye gideceğiz” ifadelerini kullanıyor...

Bu da şu demektir; Sayın Anastasiades'ın kararlılıkla üzerinde duracağı, BM Güvenlik Konseyi’nin kararları ve Birleşmiş Milletler kararlarının sağladıklarını ve tabii ki, 25 Kasım’da Berlin’de, BM Genel Sekreteri’nin gözetiminde, Sayın Akıncı ile yapılan ortak görüşmede kabul edilenleri müzakere etmeye hazır olacağını göstermektedir. Yaptığı açıklamada şu dikkati çekmektedir; “Ancak iki devlet kurulması veya egemenliğinin tanınmasına eşit, egemen eşitlik veya bir yasa dışı rejim kurulması gibi kabul edilmez görüşler oldukça, sorumluluk bizden değil, BM kararlarından kaçanların olacaktır..." demiştir.

Yapmış olduğu bu en son açıklama da oldukça önemlidir ve dünya kamuoyu önünde kendisini daha güçlü gösterecektir! KKTC bu yönde güçlü uluslararası tezler ortaya koyup, dünyayı daha fazla ikna etmesi, daha fazla çaba göstermesi gerekecektir...

Anlayacağınız Sayın Anastasiades ile Tatar arasında makas bir kere daha kapanmamak üzere gittikçe açılıyor...

Her iki tarafın, Kıbrıs sorununa çözüm konusundaki olgunluğu yetersiz!

Olgun insanlar fikir farkını asla bir çatışma aracı haline getirmemeli!

Unutmayınız! Fikir ayrılığı, farklı şeyleri sorgulamaya yol açar ve her iki tarafa da zarar verir!

Dikkat çekici önemli noktalardan biri; iyi bir hukukçu olarak gösterilen Sayın Nicos Anastasiades'ın uluslararası hukuku "Kıbrıs" meselesinde dünyanın gözünün içerisine sokacağıdır ve bu yönden de dünyayı ikna etme gücünün oldukça yüksek olduğu gözlenmektedir...

Unutmayınız! Bir siyasetçi olarak sürekli başkalarını karalayarak, onları küçümseyerek kendinizi ve toplumunuzu yüceltemezsiniz. Eğer hep birileri hakkında sırf demeç vermek ve gündem olmak için olumsuz şeyler söyleme alışkanlığına girmişseniz, bilin ki dünya gözünde, hakkında konuştuğunuz kişiler ve toplumlar sizden daha üstündür! Asla bu hataya düşen taraf olmayın! Haklıyken haksız duruma düşmeyin... Kimin daha fazla "Kıbrıs" konusunda basına demeç verdiğine dikkat edin! Cevapları kendiniz bulmaya başlayacaksınız...

Kim olduğunuzu ve kim olabileceğinizi bilmek, gelecekteki seçeneklerinizi nasıl gördüğünüzü etkileyecektir!

Birleşmiş Milletler resmi ofisinden yapılan "toplantı kapsamı ve basın bülteni" açıklamasına göre,

27-29 Nisan 2021 tarihlerinde, Cenevre'de, KKTC, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve üç garantör ülke olarak Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın katılımıyla gerçekleşecek gayriresmi 5 + 1(BM) "Kıbrıs" toplantısının en özet şekliyle amacı; Kıbrıs sorununa öngörülebilir kalıcı bir çözüm bulmak için, ufukta tarafların ortak zemininin olup olmadığı belirlenecek. Buradan çıkacak sonuçta, ciddi bir yol ayrımının olabileceği yönünde önemli tespitler vardır ama bu konu resmen dünyaya bu şekilde açıklanmayacak, çok küçük açık bir kapı olarak kendi haline bırakılacaktır...

Odaklanmamız, kendimize doğru sorular sormamız ve bu doğrultuda doğru cevaplar bulmamız gereken hayati derecede üç önemli bakış açısı geliştirmemiz gerekiyor...

Birinci bakış açısı; Kuzey ve Güney Kıbrıs olarak öncelikli "ortak çıkar alanları" yaratabiliyor muyuz? Bunu geliştirmek için neler yapabiliriz, bu konuda ne tür strateji ve politikalar oluşturabiliriz? Odaklanılması gereken birinci temel nokta; "ortak çıkar alanları" yönünde değerlendirilmelidir.

İkinci bakış açısı; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) "ihtiyacı"nın gerçek anlamda olup olmadığının, en iyi şekilde değerlendirilmesi gereken bir yol kavşağındayız. KKTC, Güney Kıbrıs’ın gerçekten umurunda mı? Güney Kıbrıs'ın gerçekten Kuzey Kıbrıs'a "ihtiyacı" var mı? Odaklanılması gereken ikinci temel nokta; "ihtiyaç" ve "umursama" yönünde değerlendirilmelidir.

Üçüncü bakış açısı; Türkiye, "Kıbrıs" politikasını "A'dan Z'ye tekrardan" gözden geçirebilir mi? Ne kadarını tekrardan gözden geçirebilir? Odaklanılması gereken üçüncü temel nokta; Türkiye'nin "Kıbrıs" politikası yönünde değerlendirilmelidir.

Bu sorulara bulacağınız cevaplar doğrultusunda "Kıbrıs" sorununa çözümler üretebilir, bu konuyu ileriye taşıyabilirsiniz... Peki siz bu soruların ne kadarına doğru ve yeterli cevaplar bulabiliyorsunuz? Bu cevapları bulmak için bu yönde kendinizi bireysel ve toplumsal olarak "enerjik" görebiliyor musunuz? Unutmayınız! Yorulduğunuzda bir şey yapmak istemezsiniz... İşte Kıbrıs sorunu da aynen böyle bir şey... İki toplum da bu noktaya ve aşamaya geldi artık... Artık iki tolum da Kıbrıs konusunda "çok yorgun!" Kıbrıs sorununa bulaşmış olan "kompleksler" ve "egolar” temizlenmediği sürece, bu konudaki tünelin ucundaki ışık bu aşamada, bu yapılanma ile çok az görülüyor... Çaba sarfetmeden, iki tarafın "güç gösterileri" ve "söz savaşlarıyla" asla bir yere varamazsınız! Ancak iki toplumlu "ortak akıl" ile yani "ortak çıkar alanları" ile Kıbrıs konusunda ilerleme sağlayabilirsiniz... Bu aşamada ancak küçük küçük adımlarla büyük mesafeler elde edilebilirsiniz... Bu yaratılmadan atılacak adımlar "hayal"den öteye geçmeyecektir. Anlayacağınız, Cenevre'de Kıbrıs konusunda yol ayrımındayız! Bu konuda bu şartlarda kimse bundan fazla bir şey beklemesin!

Kıbrıs artık yolun sonunda! Artık Kıbrıs konusunda taraflar çok yorgun! Taraflar motivasyonsuz!

Sürekli başkalarının haksızlığından bahsederek, gözdağı vererek kendinizi haklı gösteremezsiniz! Kıbrıs siyasetinde şu an yapılan tek şey bu!

Unutmayınız! Dünya her zaman hareket halindedir... Sürekli aynı şeyleri söyleyerek asla bir yere  varamazsınız... Kaybedecek zaman yok. Her gün, bir şeyin ileriye doğru hareket etmesi gerekiyor!

Kıbrıs meselesi bir "harekettir" ve bir koşul değildir, bir yolculuktur ve asla bir liman değildir...

Kıbrıs meselesi "yaratıcılıktır", görünüşte bağlantısız olanı birbirine bağlama gücüdür... "Yaratıcılık” konusunun, genişliğin ve derinliğin kavşağında bulunduğunu unutmayınız...

İnsanları kontrol etmek söz konusu olduğunda yalanlardan daha iyi bir araç yoktur. Çünkü, görüyorsunuz, insanlar inançlarla yaşıyor. Ve inançlar manipüle edilebilir. Önemli olan tek şey inançları manipüle etme gücüdür ve bu yakın zamanda çok daha fazla artacaktır...

Dünyanın kendisini yeniden düzenlediği zamanlar vardır ve böyle zamanlarda doğru adımlar, dünyanızı değiştirebilir...

Ve hayatta bir dönüm noktası vardır ve izlenecek yönü seçmenin her zaman kritik önemi vardır...

Şunu asla unutmayınız! Tüm yolculuklar kavşak noktasında buluşuyor. Nehrin bittiği yerde okyanus başlar. Bu yolculuklara çıkma, yollarınızı seçme ve nehri geçtikten sonra kayığı bırakma cesaretine sahip olmak zorundasınız...

Hayatınız boyunca birçok kavşağa geleceksiniz! Bazen çok şanslı olacaksınız çünkü her iki yol da doğru yol olacaktır. Bazen çok şanssız olacaksınız çünkü her iki yol da yanlış yol olacaktır!

Kim olmak istediğinize giden yolculuk boyunca karşılaştığınız tüm deneyimler, oraya vardığınızda kim olduğumuzu belirleyecektir...

Kıbrıs Türk halkı olarak kendi geçmişinizin kölesi olmayın! Yüce denizlere dalın, derinlere dalın ve uzağa yüzün, böylece yeni bir öz saygı, yeni güç ve gelişmiş bir deneyimle geri döneceksiniz...

Cenevre'de yol ayrımına ve Kıbrıs'ta yeni bir yaşam şekline hazır olun!

Unutmayınız ve bunu her zaman hatırlayınız! Görünmeyen düşman en tehlikeli olandır...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları