BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Okullar nasıl açılmalı?

Yayın Tarihi: 20/08/21 07:00
okuma süresi: 17 dak.
A- A A+

Eğitim, ülkemizdeki bu vakalar ile sıkıntı yaşar mı? Vaka sayısında yükseliş artmaya devam ederse eğitimde ne tür aksamalar yaşanır? Aşı, okulların açık kalması için en etkili araç mı? Ülkemizde yüz yüze eğitimin başlaması için olmazsa olmazları nelerdir? Özel okullarda ve üniversitelerde uygulamalar nasıl olacak?

Okulları açma yönünde aldığınız en son kararların, sürdürülebilir bir eğitim için ne kadarı gerçek okul hayatında uygulanabilecek?

Sizce insanlar gerçek hayatta nasıl karar verirler? Bu soruya cevap bulmak için davranışsal ve sosyal bilimlerden yararlanılır... Peki, siz okulları açma programlarını hazırlarken ne kadarında bunları göz önünde bulundurarak hazırlandınız?

Olağanüstü durumlarda planlama kararları üretilirken, kesintiye uğramamak, uygulanabilir olmak için sezgisel yöntemlerden, sayısal karar analizine kadar birçok farklı tekniklerden de faydalanılır... Peki siz okulları açma programlarını hazırlarken, ne kadarında bunları da göz önünde bulundurarak hazırladınız?

Bilmekle bilmemek arasında bir tek doğru vardır, o da doğru düşünebilmektir... Siz, ayrıntılarla boğulmaya yüz tutmaya yönelik olarak alınan yeni eğitim yılı kararlarını, uygulanabilir ve yeterli buluyor musunuz?

Öğrenciler tüm bu alınan kararlarla ve uygulamalarla okula gitmeye ve okulda verimli olmaya sizce ne kadar hazır? Ne kadar istekli? Söylediklerinizle ve yapmayı düşündüğünüz uygulamalarla, onları bu konularda ne kadar motive edebiliyorsunuz?

Okulların açılmasında yol haritası olması için sorduğum tüm bu sorulara, KKTC'nin bu konudaki en yetkili birimi olan "Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı"nın dünyayı takip ederek, ülke şartlarına göre yapacağı ve yapmayı düşündüğü uygulamaları "Sağlık Bakanlığı" ile birlikte en detaylı şekilde kamuoyu önüne çıkıp anlatmaları gerekmektedir... Bu konularda yapılması gerekenler en açık ve en net şekilde vatandaşa açıklanmalıdır... Bu konular üstü örtülü birtakım siyasi üsluplarla, kalıplaşmış birtakım siyasi demeçlerle değil, bilimsellik kriterlerine göre soru cevap şeklinde yüz yüze halk dahil edilerek, veliler dahil edilerek açıklanmalıdır... Çünkü burada söz konusu olan çocuklarımızdır, yaşayacaklarıdır ve onların geleceğidir...

Karmaşık ve dünyanın almış olduğu kararlardan kopuk, rutin ve basit hale getirilmemiş, kestirmeden sonuca varmayı hedefleyen çok fazla çeşitlilik arz eden kafa karıştıran kararlar, beraberinde içinden çıkılmaz sonuçlar getireceğini kesinlikle unutmayınız...

Alacağınız kararların, ülkesel insan özellikleri ve çevresel faktörler göz önünde tutularak, uygulanabilirlikleri ölçümlenerek basit, refleks haline gelebilecek, rutin olabilecek, yaşamsal davranış şekline dönüşebilecek kararlar olmalıdır ki yeni eğitim yılının sürdürülebilir bir eğitim yılı haline dönüştürülebilsin... Aksi takdirde kesintilerle birlikte yaşanılacak yeni akademik takvimine, ne hazırlamış  olduğunuz eğitim programları, ne de bulaş protokolleri yeterli gelmeyecek, beraberinde çözümlenmesi zor başka sorunları da ortaya çıkaracaktır...

Her şeyden önce doğru, pratik, uygulanabilir ve bilinçli bir hazırlık, başarının anahtarı olacaktır... Peki siz, başarıya mı yoksa başarısızlığa doğru mu hazırlanıyorsunuz?

Göz kararı, kabataslak, yaklaşık bir hesap ve kestirme formüllerle alternatifler üretemez, içinde bulunduğumuz bu şartlarda sürdürülebilir bir eğitim ortaya koyamazsınız...

Kıbrıs Türk çocuğunun ve insanın eğitim hakkı, deneme yanılma yöntemleriyle belirlenmeyecek kadar hayati derecede önemlidir... KKTC çocuklarının ve gençlerinin bu aşamadan sonra eğitimde, feda edilecek ne bir saati, ne de bir günü dahi yoktur... Bu bilinçle hareket etme zorunluluğunuzun olduğunu unutmayınız...

KKTC'yi yönetenler, okulların gereğinden çok uzun süre kapalı kaldığının farkındalığına, hemen varmalı ve yeni eğitim öğretim yılına yönelik eğitim programının davranışsal, düşüncesel uygulanabilirliği ve sürdürülebilir eğitime katkısı, başlamadan çok iyi ölçümlenmelidir...

Unutmayınız, tam anlamıyla altı doldurulmadan, deneme yanılma yöntemleri ile eğitimde atacağınız adımlar karşılığını bulmayacak, aileler de çocuklarını okula gönderme konusunda çok fazla istekli davranmayacaktır... Dolayısıyla bundan da çok daha farklı sorunlar yaratmış olacaksınız... Kıbrıs Türk insanı çocuğuna düşkündür! Bu nedenle bu konun en iyi şekilde planlanması, ülke ve insanımızın şartlarına göre geliştirilip uygulamaya hazır hale getirilmesi hayatidir...

Okulların bütünsellik içerisinde sorunsuz yeniden açılabilmesi için, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın, okullarda öncelikli olarak sağlık yönünden güvenliği eksiksiz sağlama, ebeveynlere ve topluma güven aşılama ve öğrenme boşluklarını kapatma konularında yeni dünya düzeninin şartlarına göre kendini yeniden yapılandırmalı, "yenilik" yapmalıdır... Bu sorumluluğunu halkı dahil ederek halka göstermelidir... Bu şartlarda ayakları yere basmayan, çağ dışı düşünceler ve uygulamalarla, KKTC eğitimini yeni dünya düzeninde geleceğe taşıyamaz, yeni nesilleri de geleceğe hazırlayamazsınız... Bu süreci başlangıç aşamasında en detaylı ve iyi şekilde planlama sorumluluğunuz vardır... Dünya gelişimlerine ve değişimlerine göre eğitim sisteminizi pandemi şartlarına uygun olacak şekilde yeniden "güncellemek" ve entegre etmek zorundasınız...

Bu bilinçle önümüzdeki günlerde çocukları ve gençleri güvenli bir şekilde sınıflarına geri getirmek, kilit bir sorumluluk olacaktır... Böylesine önemli bir konuda başarılı olmak, tüm paydaşların ortak hareket etmesi ile doğru orantılı olacaktır... Artık eğitim sisteminin bildiğiniz o klasik eğitim sistemi olmayacağını, bu sistemin artık çok önemli yeni birleşenlerinin ve değişkenlerinin olduğunu unutmamalısınız... Buna düşüncesel olarak da hazır olmanız ve hazır etmeniz gerekmektedir...

Okulların yeniden açılmasının birleşenlerine ve değişkenlerine hazırlıklı olmak, beraberinde başarıyı da getirecektir...

Bunun için yapılması gerekenler:

  1. Öncelikle okulların sağlık yönünden güvenli olduğunun, minimum riskler konusunda küresel uygulamaların, ülkesel şartlara uyarlayarak, kamu oyunun ikna edilmesi, bu konudaki korkuların ve endişelerin hafifletilerek, ortadan kaldırılması gerekiyor.
  2. Pandemi sürecinin tüm dünyada halen devam ettiği gerçeğinden yola çıkarak, ülkesel hastalık koşullarına göre eğitimdeki dinamik senaryo planlarının sürekli güncellenmesi ve kamuoyuna zamanında açıklanması gerekiyor.
  3. Okulların yüz yüze eğitime açılması ile birlikte, aynı zamanda öğrenciler ile öğretmenler, online ders işleme konusundaki uygulamalara, özel olarak eğitilerek, her an bu çalışma şekline de sürekli hazır hale gelme yönünde, okullar sisteminde gerekli değişikliklerin ve düzenlemelerin yapılması gerekiyor.
  4. Yeni dönemde, okullarda sık dokunulan yüzeyleri dezenfekte etmek, havalandırmayı artırmak ve sınıf öğrenci mevcudiyetini kademeli olarak azaltmak için önlemler alma yoluna gitmeye hazır hale gelmek gerekir... Okullarda ve okullara toplu ulaşım araçlarında, dünya standartlarına göre modifikasyona ihtiyaç duyulacağından bunlar sık sık günün şartlarına göre sürekli gözden geçirilip, pratik olarak uygulanması gerekiyor.
  5. Okul idareleri, müdür ve öğretmenleri ile birlikte öğrencilerin sağlık güvenliği konusunda, ebeveynlerle sürekli iletişim halinde olacakları bir anlayış ve model geliştirilmesi gerekiyor.
  6. Okullar eğitim sisteminin en önemli paydaşlarıdır... Okulların daha fazla sorumluluk üstlenmesine yönelik olarak etkin hazırlık çalışmalarına ve düzenlemelerine hemen başlanmalıdır.
  7. Okullarda müfredatın öğretilmesi yanında, bu olağanüstü durumlar karşısında da düşüncesel, duygusal ve davranışsal hazırlıklar yapılmasına yönelik uygulamaların, dünya standartlarında öğrencilere öğretilmesine olanaklar yaratılmalıdır.
  8. ABD ve Avrupa'da yapılan en son bilimsel araştırmalara göre, okulların enfeksiyon riskini artırmadığını ortaya çıkmıştır. Yapılan çok yönlü araştırmalarda, çocuk yaşlarındaki öğrencilerde, öğrenciden öğrenciye, öğrenciden öğretmene ve öğretmenden öğrenciye bulaşma riskinin, benzer diğer herhangi bir ortamlardan nispeten çok daha düşük olduğu, fakat okullarda, öğretmenden öğretmene olan bulaş riskinin çok daha yüksek olduğu yönünde çok önemli tespitler olduğudur... Dünyada ortaya çıkan bilimsel gelişmeler çok yakından takip edilerek, gerekli olan önlemler ülkesel şartlara göre sürekli anında güncellenmeli ve uygulanmalıdır. Bunun için özel bir birim, bu gelişmeleri sürekli takip etmelidir.
  9. Devlet okulları ile özel okulların, bu konularla ilgili önlemleri eşit hale getirilerek, sağlık güvenliği konusunda tek bir ses olunmalıdır.
  10. Tüm okullarda, eğitim sistemine yeni girecek olan çocuklara, yani ilk kez okula başlayacak olan çocuklara, ayrıyeten özel önem verilecek yeni bir model geliştirilmeli... Bu konu göz önüne alınarak hazırlık yapılmalıdır... Yapılan tüm bilimsel çalışmalar şunu göstermiştir ki şu an, ilkokul yaş grubunda olan çocuklar, bulaş yönünden en düşük risk altında olan yaş grubudur. Bu yaşlardaki çocuklar için öğrenme kaybının en yüksek düzeyde olduğunun hatırlanması, henüz alfabeyi, sayıları öğrenmeye ve anlamaya başlamayan bu küçük çocukların, daha fazla yüz yüze rehberliğe, ilgiye ve özel etkileşime ihtiyaç duydukları önemsenmelidir ve bu doğrultuda düzenlemeler yapılmalıdır... İlkokullar, okullar içerisinde en son kapatılacak yerler olarak değerlendirilmelidir.
  11. Yükseköğrenim konusu bu söylediklerimizden tamamen ayrı ve farklı değerlendirilmelidir.

Klasik anlayışa göre okullar çoğunlukla öğrencilerden hazırlanmalarını ister; ancak içinde bulunduğumuz yeni şartlar, okulların öğrencilerden daha fazla hazırlık yapması gereken yeni bir bilinç boyutundayız...

Unutulmaması gereken, "Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı" okul açılımlarına hazırlanırken, her okulda kendi düzeyinde tüm paydaşlarla aynı anda etkileşime geçme sistemini de geliştirmelidir... Çocuklar ile ebeveynlerin, planlama ve hazırlığa dahil olması ve katkıda bulunması gereken kilit paydaşlar olduğu unutulmadan, bu şartlar her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Katılım, tüm ebeveynler ve diğer paydaşlarla olmalıdır... Bu aşamadan sonra önümüzdeki dönemlerde birlikte hareket etme, etkileşimde bulunma, çok daha fazla önem kazanacaktır... Bunları sadece basit okul içerisinde kuracağınız komitelerle yapamazsınız...

Dünyadaki ve ülkemizdeki artan vaka haberlerinin ebeveynler üzerinde olumsuz etki yaratacağını, onları endişelendireceğini bilerek, bu etkileşimi başlangıç aşamasında okulların açılışı ile birlikte güçlü oluşturmak zorundasınız... Okullar, bu gerçek kaygıları gidermek için arayüz olmaları gerektiği yönünde düzenlemelere gitmelidir... Bu etkili etkileşimler için, daha düzenli ve resmî mekanizmaların kurularak geliştirilmesi gerekmektedir... Bunlar, pandemi süresince eğitimde yanlış anlamaların üstesinden gelmek için kullanılacak en etkili yöntemler olacaktır... Böylece bakanlık da odaklanma enerjisini, doğru yerde kullanacaktır... Bu konularda okullara daha fazla yetki verilecek, düzenlemelere gidilmelidir... Toplum yapımızın çok kısa sürede endişelere açık olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak, önlemleri önceden alarak, hazırlanarak, hareket etmeniz gerekmektedir...

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın okullarla birlikte paydaş olarak, sivil toplum örgütleri ve üyeleri ile de etkileşim halinde olması, yaşanılacak olumsuz söylemlerle ilgili dalgalanmalarda güç birliği oluşturacaktır...

Bu konularda kararlı olmak, yenilik yapmak, zamanında ve yerinde adımlar atmak önemli olacaktır... Hatırlanması gereken bir başka önemli nokta da, çocuklar, gençler uzun bir aradan sonra derslerine dönecek... Aynı sınıftaki çocuklar arasında bile, büyük bir öğrenme boşluğu olacaktır... Bu noktalarda daha fazla yeniliğe ihtiyaç duyulacak, öğrenme açığını kapatmak için köprü sınıfları ve materyal kavramı konusunda çalışmalar geliştirilerek, küçük çocuklarda öğretim sadece müfredatı kapsamamalı, aynı zamanda aritmetik ve okuryazarlık becerilerini kazandırmaya odaklanılmalıdır... Sosyal, davranışsal ve yüz yüze iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik yeniliklere de ihtiyaç duyulacağı göz önünde bulundurulmalıdır...

Okulların çok benzersiz zorluklarla karşı karıya kalacağı, tek bir sınıfta, çok farklı öğrenme seviyelerine sahip öğrenciler olacağı kesindir... Bu konu en hassas konulardan biridir... Öğrenciler bir sonraki sınıfa geçmiş olmasına rağmen, aynı öğrenme düzeyine ulaşmamış olabileceği gerçeği dünyada gözlenmektedir... Bu bilinçle öğretmenler "sabırlı" olmalı, öğrenciyi "anlayışla" karşılamalı, aynı sınıftaki farklı öğrenme düzeylerine sahip çocuklarla çalışacak şekilde öğretmenler kendilerini yapılandırmalıdır... Bu konularda kesinlikle daha önceki dönemlerden çok daha fazla yenilikçi ve hassas olunması gerekmektedir...

Okullar, kapanma dönemi ile birlikte kaçırılan ders konularını kapatmaya yönelik müfredata veya aceleye getirilmiş bir eğitim modeline dönüştürülmemelidir... Bu süreçte bakanlığa, okullara ve öğretmenlere çok  daha büyük sorumluluklar düşmektedir... Özel ilgiye ihtiyacı olan çocukları desteklemek için "doğaçlama" dahil birçok yöntem uygulanmalıdır...

Öğrenme kayıplarını kapatmak için önümüzdeki günlerde daha özel çalışmalara ihtiyaç olacağı kesindir... Bu konularda hazırlıklı olmak önemli bir yaklaşım şekli olacaktır... Çocuklar ve gençler için öz güven geliştirici, anlama kabiliyetlerini geliştirici, odaklanmayı artıran, destekleyici bilinçaltı eğitimleri için “bilinçaltı davranış bilimlerinden” yararlanılabilir... Bunu, bu konunun Kıbrıs'taki uzmanı olarak tavsiye ediyorum...

Geçmekte olduğumuz olağanüstü süreçlerde dünya, eğitim kaybını ortadan kaldırmak, kayıpları azaltmak için, programatik bir yaklaşım olan gönüllülüğe çok önem veriyor ve okulların açılması ile birlikte, önümüzdeki süreçlerde hafta sonları destek sınıfları açarak, emekli okul öğretmenlerinden ve diğer ilgili paydaşlardan yararlanarak, öğrenme düzeyi düşük olan öğrencilere özel çalışmalar da yapılması çoğu ülkede düşünülmektedir...  

Peki, dünya okulların açılmasına son sürat hazırlanırken, planlarının son aşamasına gelmişken ve alınan kararların uygulanabilirliği ve sürdürülebilirliği sorgulanırken neden KKTC, bu konulardaki çalışmalarını hep derinden ve sessiz yapıyor?

Unutmayınız! Halk ile birlikte hazırlanmayarak, halk ile birlikte hareket etmeyerek, halk ile birlikte düşünmeyerek bile bile başarısız olmaya hazırlanıyorsunuz! Hazırlıklarınıza aileleri de dahil etmeniz gerekiyordu... Halkın da bu konudaki görüşleri ve düşünceleri alınmalıydı... Veliler kararsız, size ve programlarınıza güvenmiyorlar...

Unutmayınız! Halka halkın diliyle seslenmeyenler, istediklerini anlatamazlar...

Halkın sesi, hakkın sesidir...

"Kıbrıs Türk çocuğunun ve insanın eğitim hakkı, deneme yanılma yöntemleriyle belirlenmeyecek kadar hayati derecede önemlidir... KKTC çocuklarının ve gençlerinin bu aşamadan sonra eğitimde, feda edilecek ne bir saati, ne de bir günü dahi yoktur... Bu bilinçle hareket etme zorunluluğunuz vardır!"

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.