BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Yaşamsal ve siyasal 'döngü!'

Yayın Tarihi: 14/01/22 07:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

KKTC'de 23 Ocak erken seçimlerine kadar gündem: "siyaset!"

Yaşam ve siyaset birbirine çok yakındır ve iç içe geçmiştir çoğu zaman... Yaşam siyaset demektir, siyaset de yaşam...

Bugün üzerinde duracağımız konu; "Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya gelmek!" ile ilgili olacaktır...

Günlük hayatımızda en fazla kullanılan ifadelerin başında; "dönüp dolaşıp aynı yere gelmek veya dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşamak..." kavramları vardır... Hemen hemen herkes gündelik hayatta bu ifadeleri sıkça kullanır...

Bu, yaşanılan ilişkilerde de hep böyle olmuştur... Yaşamın her alanında da böyle olmuştur... Siyasette de böyle olmaya devam etmiştir...

İnsanoğlu, yaşadıkları karşısındaki gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini zihninde değerlendirip algıladıkları ile bir sonuca varır ve sadece buna odaklanır... Odaklanma noktasında çıkan sonucu değiştirmek her zaman güçtür...

Günler geçer, haftalar geçer, aylar geçer, yıllar geçer ve bazen çıkan sonuçlar çok fazla da değişmez...

İnsan yaşamında da bu konu aynıdır, siyaset felsefesinde de dönüp dolaşıp gelinen nokta hep "o" nokta olmuştur... Ta ki biri gelip de bize o farkındalığı hatırlatıp, uyandırana kadar...

Neye odaklanırsak, davranışlarımızda da onu yaşar dururuz... İnanılanlar, bir süre sonra gerçekliğimiz olmaya başlar... Düşüncelerde neyi oluşturursak, hayatlarımızda onları tekrar tekrar yaşamayı sürdürürüz... Düşüncelerimiz davranışları, davranışlar da yaşam şeklimizi oluşturur... Zihinlerde ne varsa, davranışlarda da, yaşamlarda da "o" vardır...

Yani dönüp dolaşıp düşüncelerimizin getirdiği "o" noktaya tekrardan geri geliriz...

Yolda düşeceğimize inanıyorsak, bastığımız yere ne kadar dikkat etsek de bir an gelir hiç beklenmedik anda yere düşeriz... Düşüncelerimiz, yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımızdır...

Yaşanılan olayları tekrar tekrar yaşamak istemiyorsanız tek yapmanız gereken düşüncelerinizi değiştirmeye başlamaktır...

Düşünceleriniz ile birlikte adımlarınızı doğru ve emin adımlarla değiştirmeye başlamak ile birlikte, hayatlarınızı da değiştirmiş oluyorsunuz...

Unutmayınız! Düşüncesel yaklaşımlarınız, ilişkilerinize, başarılarınıza ve yaşayacaklarınıza bakış açısını da belirlemiş olur...

Aslında tek yapmamız gereken; "aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaktan 'öğrenmeye' geçiş" yapmayı öğrenmektir... Evet "öğrenmeyi", öğrenmektir... Bunu yapmadığınız sürece kendinize sürekli olarak, "neden dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorum, neden bunlar hep bizim başımıza geliyor?" sorularını hayatlarınızda hep sormaya devam edersiniz... Ve bu, nesilden nesile hep bu şekilde devam eder durur... Sürekli aynı olumsuz durumları ve duyguları hayatlarınızda yaşamayı sürdürürsünüz...

Bugün hayatlarda yaşanılanlar aslında geçmişin bir tekrarı, yarın yaşanılacaklar da bugünün tekrarı olacağı, bugünkü düşünce ve zihniyet yapılarından belli olmaktadır... Bu bireysel olarak da böyledir, toplumsal olarak da böyledir...

Bu dönemlerde çözülmemiş ve tamamlanmamış her şey, önümüzdeki dönemlerde yine aynı sahneyle birlikte tekrar tekrar karşımıza çıkacaktır... Aynı sahnelerin tekrarlarını yaşamak aslında var olan problemleri çözmeye hazır olmadığınızı da göstermektedir...

Yaşanılanlar bireysel olarak da böyle olmuştur, toplumsal olarak da böyle olmuştur ve siyasal olarak da hep böyle olmaya devam etmiştir...

Aslında bireysel, toplumsal ve siyasal yaklaşımlar birbirinin ta kendisidir... Gerçekliğidir... Yansımasıdır...

Yaşanılanların tümü de bir "döngüdür" başka bir değişle... Hayatlardaki "döngüleri" kırmak için cesaretle ve kararlılıkla bazı sınavların da verilmesi gerekmektedir...

Unutmayınız! Acı veren döngülerinizi kırmanın yolu, onlardan "öğrenilmesi" gereken dersleri alarak, farkındalıkları artırmaktır...

Sürekli olarak aynı sahneyi yaşatan durumlarla karşılaştığınızda kendinize sormanız gereken soru şudur: "İçinde bulunduğunuz andaki, anlamanız ve bilmeniz gereken şey nedir?" bu ve buna benzer soruları sormak, sizi geçmişinizle yüzleşmenizi gerektirecektir... Yüzleşmediğiniz sürece almak isteyeceğiniz sonuçları hayatınızda değiştiremezsiniz...

Tek yapmanız gereken; geçmişle yüzleşmeniz, çözmeniz, anlam çıkarmanız ve onları tamamen serbest bırakmanızdır...

Bireysel ve toplumsal yaşamımızda hep aynı olumsuz deneyimleri tekrarlamamızın en büyük nedenleri geçmişlerimizde yatıyor... Geçmişle yüzleşmek çoğu kimse için kolay olmayabilir ama ilerlemenin, gelişmenin ve özgürleşmenin ilk ve en önemli adımıdır, düşünce yüklerinizden kurtulmak... Yüzleşmenin kolay olmamasının en büyük nedeni, bilinçaltı zihninizin "savunma mekanizması" olarak bu yaşanmışlıkları bastırmasıdır... Serbest bırakmamasıdır... Yaşadığınız hayatı yöneten zihninizin en derin ve en önemli kısmı olan bilinçaltınızda, düşüncesel alışkanlıklar ve bağımlılıklar bilinçli olarak fark etmeseniz de devam etmektedir...

Peki, siyaset felsefesinde dönüp dolaşıp yine aynı yere gelmek ne demektir?

Tüm davranışsal gözlemler, tecrübe ettiğimiz çoğu şey, şunu gösteriyor ki, KKTC'deki 23 Ocak erken seçimlerinden sonra, KKTC'de çok fazla bir şey değişmeyecek! Evet yanlış okumadınız değişmeyecek!

23 Ocak erken seçimlerinden çıkacak sonuçlarda, yine 6 partili parlamento devam edecek ve koalisyon hükûmetleri yine bir öncekiler gibi aynı şekillerde kurulacaktır...

Gözlemlediğim kadarıyla partilerin sıralaması tahminen şu şekilde olacak:

  1. Sırada: Ulusal Birlik Partisi (UBP) / En fazla: 23 Milletvekili
  2. Sırada: Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) / En fazla: 16 Milletvekili
  3. Sırada: Demokrat Parti (DP) / En fazla: 5 Milletvekili
  4. Sırada: Halkın Partisi (HP) / En fazla: 3 Milletvekili
  5. Sırada: Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) / En fazla: 2 Milletvekili
  6. Sırada: Yeniden Doğuş Partisi (YDP) / En fazla: 1 Milletvekili şeklinde olacaktır...

23 Ocak'tan sonra, parti olarak DP kilit rol üstlenecek ve koalisyon hükûmet alternatifleri içersinde her iki olasılık durumunda da hükûmette olma olasılığını güçlendirecektir...

Koalisyon hükûmet olasılıkları:

İlk olasılık; UBP-DP-(YDP olmadan kurabilir!) veya,

İkinci olasılık; CTP-DP-HP-TDP (hükûmet kuramayabilirler!)

Daha önce kurulduğu gibi aynı şekilde, tekrardan koalisyon hükûmetleri formülüyle oluşumlar devam edecektir...

Yani anlayacağınız yaşamlarda da siyasette de zihniyetler değişmeden, seçim sonuçları üzerinde çok fazla değişikliğe neden olmayacak. Yaşamsal ve siyasal 'döngü!' bu şekilde, "dur!" deyinceye kadar  yaşanmaya devam edecektir...

Peki, bir şey değişmeyecek ise Kıbrıs Türk halkı neden bu sıklıkla seçimlere giderek, maddi ve manevi  olarak çok yüksek düzeyde bedeller ödemeye mecbur bırakılıyor?

Sizce, "ben bu oyunu oynamam" deyip, oyunu bozup koalisyon hükûmetini bozanlar mı suçlu? Yoksa oyunu bu şekilde kullanan seçmen mi suçlu?

Aslında hepimiz A'dan Z'ye suçluyuz... En başta olgunluk gösteremeyen, uzlaşı kültürünü sağlayamayan siyasetçiler de suçludur, uyutulan ve yarını göremeyen kendini "otomatik pilota" bağlayan Kıbrıs Türk seçmeni de suçludur... 

Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geliyoruz! Daha iyisini yapmalıydık... Geçmişten ders almalıydık...

Unutma!

"Döngü", senin elinde!

"Döngüyü" fark etmiyorsan, "döngü" yarattığını fark etmelisin!

"Döngünün", basitçe geleceğin hatırlanması olduğunu unutmamalısın!

"Döngü", gelecekteki benliğin geçmiş yaşam gerilemesi olduğunu bilmelisin...

Yaşamsal ve siyasal "döngüyü" değiştirmek, her birimizin "kendi" elinde!

Tek yapman gereken o rüyadan uyanmak, ayağa kalkmak ve hak ettiğin, o yaşamak istediğin hayatı kararlılıkla isteyerek, talep etmek!

Yaşamsal ve siyasal 'döngü!' ancak bu şekilde kırılır...

Kararlı olmak ve ne istediğini bilmekle...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları