BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Devlet, okulların ihtiyaçlarını neden karşılamıyor?

Yayın Tarihi: 02/09/22 07:00
okuma süresi: 13 dak.
A- A A+

Devlete ait okul binalarının bakım ve onarımından, öğretmen kadrolarından, hademe ve okul bekçilerinden, eğitim araç ve gereçlerinden, gelişen eğitim teknolojilerinin onaylanıp, standartlaştırılmasından ve imkan sağlanıp uygulanmasından, ders kitaplarından ve eğitim-öğretim programlarından, mevcut KKTC Hükûmetindeki ilgili bakanlık sorumludur...

Okulların açılmasına çok kısa bir süre kaldığı bugünlerde, özellikle yeni yapılan ve geçtiğimiz yıllardan itibaren açılışları yapılan, halk tarafından inşa edilerek devlete bağışlanan okulların ihtiyaçlarının çoğunun karşılanmadığına yönelik bilgiler sürekli kamuoyuna yansımaktadır...

Devlet okulların genelde tümünde, özelde de yeni yapılan en az bir - iki yıllık olan yeni yapılan devlet okul binalarının çoğunda eksikliklerin olduğunu, okullarda görev yapan öğretmenler tarafından da sürekli dile getirilmektedir...

Devletin en büyük görevlerinden biri de, kamu okullarının ihtiyaçlarının devlet gücüyle karşılanmasıdır...

Bir ülke düşünün ki, halktan gönüllüler tarafından devlete okullar yapılıyor, bu okullar devlete bağışlanıyor ve bu kamu okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek devlet bütçesi, bu okullara aktarılamıyor...

Ve okul müdürlüklerine, "sponsor" bularak, ders araç gereçlerinin temin edilmesi, binaların bakım ve onarımlarının yapılması isteniyor...

Okul müdürlüklerini halkın deyişiyle "modern dilenci" haline dönüştürmek, şüphesiz KKTC Hükûmetinin en büyük ayıbıdır...

Devlet okullarında, hademe düzenlemesinin dahi tam olarak yapılamadığı ve çok kısa bir süre içerisinde açılacak olan okullarda detaylı temizlik çalışmalarının da yapılamadığı söylenmektedir...

Masa, sandalye eksikliği, eğitim araç ve gereçlerindeki yetersizliklerin tümü, "sponsorluklar" yani halkın deyişiyle "modern dilencilik" yöntemleriyle aşılmaya çalışılıyor...

Peki devlet, okul ihtiyaçlarını neden karşılamamakta ısrar ediyor ve okul müdürlerinin üzerine Kıbrıs Türk toplumunun pek de alışık olmadığı bir yük olarak "sponsorluk" yöntemi ile sorunlar çözülmeye çalışılıyor?

Neden devletin okul müdürlükleri halkın deyişiyle "modern dilenci" haline dönüştürülüyor?

Bakanlıklarda, ihtiyaca ve liyakata bakılmaksızın işe alınan ve bir ordu haline dönüştürülen partililere bütçe ayrılabilirken neden, devlet okullarının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bütçe ayrılamıyor ve okul müdürlerinin sırtına ağır yük bindirilerek, okullara gerektiği kadar yardım eli uzatılamıyor?

En son ne zaman bakanlık, teknik ekipler kurup, tek tek okulları ziyaret ederek, binaların bakım ve onarımları, araç ve gereç ihtiyaçları belirlenerek, bunların giderilmesine yönelik, sonuç alıcı çalışmalar yapıldı ve bunlara bütçe ayrıldı?

Bir ülke düşünün ki, okulun tamiratından, boya yapımından, eksik masa sandalyesinden, araç ve gerecinden okul müdürlükleri sorumlu tutulsun, "sponsor" bulsun okula tamirat yaptırsın, boya yaptırsın, eksik masa sandalye tamamlasın, taşısın, okulun bahçesini düzenlesin, öğrencilerin bahçede oturacakları banklar yaptırsın, güneş altında yağmur altında durabilecekleri çardak vb. şeylere, halkın deyişiyle "modern dilencilik" yöntemleriyle çözümler bulsun...

Sahi KKTC, hangi çağda yaşıyor?

Bakanlıklarda işe alınan kadro fazlası partili kişilere bütçe bulunabilirken, okullara neden bütçe bulunamadığı oldukça düşündürücüdür ve üzücüdür...

Eğitim sistemimizde vardığımız nokta, "sponsorluk" eşittir halkın deyişiyle "modern dilencilik"... Devlete ait eğitim sisteminin bu noktaya getirilmeye çalışılması, KKTC Hükûmetinin en büyük ayıbı değil de neyidir, peki?

Tatil döneminde devlet okulları, yeni eğitim öğretim yılına hazırlanması gerekirken, hiçbir şey yapılmadı...

KKTC Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğunun, okul aile birliklerinin, sendikaların ve okul müdürlüklerinin üzerine yıkılmak istenmesi, kabul edilir bir durum değildir...

Okul ihtiyaçlarının giderilmesinde okul müdürlüklerinin sorumlu tutulması, okullara bütçe ayrılmaması ve bunun ağır yükü altında okul müdürlerinin çaresizliğe itilmesi, bu çağda asla kabul edilemez...

Devlet okullarının bu zihniyetle açılmaya çalışılması ve yeni eğitim öğretim yılına bu şartlarla başlanması, KKTC Hükûmetinin ve ilgili bakanlığın tartışmasız en büyük ayıbıdır...

Günümüzde ortaya konan zihniyetin ve yaklaşımın, çok kısa süre sonra açılacak olan okulların ihtiyaçlarını karşılamasından çok uzak olduğu tamamen ortadadır...

Kamu eğitiminin verildiği devlet okullarına, hükûmet kanadının bütçe vermeyişi ve okul ihtiyaçlarının karşılanamaması, önümüzdeki süreçlerde çok daha ciddi sorunları da beraberinde getireceğine kesin gözle bakılmaktadır...

Devlet okullarındaki fiziki eksikliklerin artması ve ve bunlara çözüm bulmak istenmemesi, özel okulların dolaylı yoldan desteklendiği ve ailelere çocuklarınızı; "özel okullara" gönderme mesajını da içermiş olması, bir başka oldukça düşündürücü sorunu ortaya çıkarmaktadır...

Peki bu zihniyetler, nereye kadar gidecek? Mevcut oluşturulan sistem, kendi kendini yok etmeye devam ediyor...

Okul sistemimiz de her yönden içinden çıkılmaz bir noktaya getirilmiştir... Buz dağının görünen kısmı "normal" gösterilmeye çalışılırken, eğitim sistemimizdeki buz dağının altındaki kısmındaki sorunlar artmaya, genişlemeye ve derinleşmeye devam ediyor...

"Sponsorluklar" modeline dönüştürülen devlet okul müdürlükleri, tam bir çıkmazın ve çaresizliğin içerisine sürüklenmiş durumda...

Ortada duran devasal bir ülke gerçeği var ve devlet, okul ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak!

Yaşanan olumsuzluklar altında devlet okullarında görev yapan çok sayıda öğretmen şimdi daha erken emekli olmak istiyor...

Peki, şimdi ne olacak sizce?

Bir taraftan devlet okullarında yaşanan sorunlar ve bir taraftan da özel sektördeki okulların pahalılığı?

Halk ne yapacağını bilemez noktaya getirilmiştir... Mali yönden güçlü olan aileler çocuklarını, özel okullara göndermeye devam edecek, mali gücü olmayan aileler de çocuklarını eksiklikleri günbegün artan devlet okullarına göndermeye devam edecek...

Günün sonunda kaybedecek olan sizce, kim olacak?

Unutmayınız! Yaratıcılık ve farkındalık en az okuryazarlık kadar önemlidir...

Çağ dışı zihniyetlerle ve uygulamalarla ülkesel sorunlar çözülmeye çalışılıyor...

Hatırlanması gereken, eğitim sistemimiz bir sorunu çözmüyorsa bu gerçek bir sorundur; baştakiler bu sorunları çözmek için çaba sarfetmiyorsa, sorun aslında en başta onlardadır...

"Görünen köy, kılavuz istemez..."

Eğitim sistemimiz her şeyi ile ortadadır...

Bazen gözlem ve farkındalık, bilgiden daha da önemlidir...

Gerçek şu ki, okul, sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin de, ülkeyi yönetenlerin de öğrendiği bir yer olmalıdır...

Yani, hızla hareket eden, bilgi temelli toplumumuzun, gerçekleri ezberlemek yerine "nasıl" bulacağını bilen ve değişime yaratıcı yollarla nasıl başa çıkacağını bilecek insanların önemine bu ülkenin şimdi çok daha fazla ihtiyacı vardır...

Asla unutmamalıyız ki, öğrenme, öğretimin ürünü değildir. Öğrenme, öğrenenlerin etkilerinin de ürünüdür... Bu yöndeki bireysel ve toplumsal farkındalığımızı artırıp, bu ülkeye yön vermek zorundayız...

Kamu eğitim sistemimiz ancak, aydın bütünsel zihniyetlerle daha üst noktalara taşınabilir... Çağ dışı düşüncelerle, metotlarla ve uygulamalarla bu ülkeyi geleceğe taşıyamazsınız, bunları yapmaya devam ederseniz kaybeden taraf hep halk, çocuklar ve gençler olmaya devam edecek...

İlerlemek, her yönden güçlenerek gelişmektir, büyümektir... Ne olduğumuzu ve nereye doğru gittiğimizi bilmektir... Bir bütün olmaktır... Bir bütün olarak hareket etmektir... Ortak akıl olmaktır...

Kıbrıs Türk toplumunu daha ilerilere taşımaktır, herkesin kendi profesyonel alanından topluma destek olmaktır, bütünsel desteği sürdürmektir...

Geleneksel eğitim "öğrenmeye" değil öğretmeye odaklanır, sınıf ortamında öğretilenlerin çoğu unutulmaya hep devam eder... Toplumca "öğrenmeye" odaklanmalıyız... Geleceğin dünyasında var olmak istiyorsak, eğitimimizin amacı öğretmeye değil, "öğrenmeye" odaklanmalı...  Eğitim sistemimizi, okullarımızı, öğretmenlerimizi buna hazırlamalıyız...

Hatırlamanız gereken bir şey daha var; çocuklar görünüşte öğrenemiyorlarsa, onlara öğretmek için henüz doğru yolu bulamadınız demektir...

Günümüzde cehalet o kadar çok gelişti ve sistemleşti ki, siyasetçilerin insanları, bile bile kandırmasına ve ülkeyi kötü yönetenlerin yeniden tekrar tekrar seçilmelerine yine insanlar izin veriyor...

Bize iyiyi ve kötüyü ayırt etmeyi, birini özümseyip diğerinden kaçınmayı öğretmeyen bir eğitim sistemi, sorgulanmalıdır...

Kalbi eğitmeden, aklı eğitmenin asla "eğitim" olmadığı anlaşılmalıdır...

Siyaset, kötü eğitimin tutkusu haline dönüşmemelidir...

İnsanların içinde her zaman “iki kurdun" savaşı vardır... Biri kötü, öfke, kıskançlık, açgözlülük, kırgınlık, yalan, aşağılık ve egodur... Diğeri iyi, neşe, barış, sevgi, umut, alçak gönüllülük, nezaket, empati ve hakikattir... Sizce kazanan, ülkemizde hangisidir?

Yetkinliğin gücünü, bu gücün kullanımına rehberlik edecek bir yön yaratmadan yaratmak, kötü bir eğitimdir...

Gelinen bu aşamadan sonra, eğitim sistemimiz önümüzdeki süreçlerde de halen daha bu şekilde gitmeye devam ederse, devlet okullarının ihtiyaçları, istenilen düzeyde karşılanmazsa, eğitime istenilen düzeyde bütçe aktarılmazsa, yapılması gereken en doğru şey; eğitimin iflasını resmen ilan ederek, insanlara kendilerini eğitmelerine ve kendi okullarını açmalarına destek vermektir... KKTC eğitimi, bu kadar trajikomik noktaya asla getirilmemelidir...

Finansal planlamacılar aslında "satış" görevlileridir ve onlar asla ne bilinen eğitim kurumudurlar ne de bilinen gerçek öğretmendirler... Eğitim sistemimiz asla, tamamen bu noktaya taşınmamalıdır...

Kıbrıs Türk çocuğunun ve gencinin, ücretsiz ve kaliteli eğitim alma hakkı, elinden alınmamalıdır...

Peki sizce devlet, okulların ihtiyaçlarını neden karşılamıyor?

Bu ülkede, okulların tamiratı ve tadilatı için "sponsor" bulmaya zorlanan okul yöneticileri var artık...

Bu ülkede, okul araç gereçlerini temin etmek için de "sponsor" bulmaya zorlanan okul yöneticileri var artık...

Bu ülkede, okullar için "sponsor" bulmaya yani halkın deyişiyle "modern dilencilik" yaptırılmaya çalışan, bu yönde baskı gören, çok sayıda çaresiz ve zor durumda olan okul yöneticileri var artık...

21. yüzyılda, 20. yüzyıl değerlerine sahip bir 19. yüzyıl okul modeli kullanıyoruz...

Ülkemizdeki bu resimde de, açıkça bir yanlışlık var!

Devlet bütçesi ve mali kaynaklar yanlış yönetilmeye devam ediyor... Hükûmetlerin savurganlıkları ve kötü yönetimleri de kesintisiz devam ediyor...

Aslında ülkemizin gerçeği nedir biliyor musunuz? Hükûmetin verimsizlik ve tembellik yoluyla büyük miktarda parayı boşa harcadığı yaygın bir yanılgıdır... Bu kadar parayı boşa harcamak için muazzam bir çaba ve ayrıntılı bir planlama gerektiği de bilinmelidir...

Ortaya çıkan toplumsal sonuç:

KKTC'nin kamu eğitim sistemi de iflasın eşiğinde...

Siyasi çalışma enerjilerinin çoğunun, hükûmetlerin kötü yönetimlerinin etkilerini düzeltmeye ayrılmış olması ve günün ötesine geçilememesi, ülkenin en hayati sorunudur...

Ülkedeki hatalı yönetme geleneklerinin ısrarla devam ettirilmesi, ülkeyi hızla iflasa sürüklüyor...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.