Serhat İncirli tehlikeli mi?

Yayın Tarihi: 13/06/23 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Serhat İncirli’yi bilen bilir.

Sohbetine bayılırım, o konuşsun, ben dinlerim, Kıbrıslı şivesi, pek çok izleyici ve dinleyicisinin ortak noktasıdır.

Basın dünyasının, gazeteciliğin, en önemli ve tecrübeli isimlerindendir.

Her gün, fırsat oldukça, tüm köşe yazarlarını okurum, kendimce değerlendirir, yine kendime ait yorumlar yaparım.

Serhat İncirli de her gün okuduğum, okumaya çalıştığım, gazeteci, köşe yazarı dostlardan biridir.

Zaman zaman da eleştiririm, konusu yine mi Cumhurbaşkanı Ersin Tatar diye yine kendi kendime konuşurum.

Elbette kimseye akıl verecek, işini öğretecek, neyi, nasıl yapacağını anlatacak değilim.

Şahsi fikrim ışığında, okuyucu ve izleyici kitlesinin Serhat İncirli’den daha fazlasını beklediğine inanıyorum.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeniden göreve seçilmesinin ardından ilk ziyaretini KKTC’ye yaptı.

Erdoğan’ın ziyareti ile ilgili olarak, büyük bir hazırlık yapıldı.

KKTC Cumhurbaşkanlığı sarayında, görüşmeler, toplantılar oldu.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi.

Kıbrıs sorunu, müzakere süreci, Ercan Havaalanı konusu, kablo ile elektrik getirilmesi, konut yapımı gibi konularda, açıklamalar yapıldı.

Tabii ki basın toplantısını, basın mensupları, gazeteciler de takip etti.

Gazeteci Serhat İncirli de basın toplantısına gitti, hatta kendi yazmış, anlatmış ve diyor ki;

“Önceden akredite oldum. Basın kartımı da gönderdim. Bana hiçbir şey bildirilmedi. Kimliğim, basın kartım yanımda gittim.”

Sonrasında, kendisinin yasaklı olduğu için, oradan ayrılması istenmiş.

Gerçekten üzüldüm, makamlar, kamu binaları, toplumun, halkın genelinindir, kamu malıdır.

Böyle olmamalıydı, olmamalıdır.

Türkiye’ye alınmayan, KKTC vatandaşları içinde aynı düşünceleri, her zaman dile getirdim.

Bu çok büyük bir yanlış.

Hiçbir Kıbrıslı Türk, Türkiye devleti için, üstelik de büyük, yüz yıllık bir cumhuriyet için tehlike olmaz.

Bu konuda çok büyük yanlışlar var.

Ancak esas sorun ve tehlike nedir bilir misiniz?

Normalleştirmek, kanıksamak, sıradanlaştırmak.

Kısa bir süre önce, Gazeteci Ulaş Barış, bir organizasyon için Türkiye'ye, İstanbul'a gitmek için yola çıktı.

Ancak Türkiye'ye alınmadı.

Kendisi geri geldi, ama organizasyon, diğer davetlilerin katılımıyla yapıldı.

Sembolik bile olsa bir tepki gösterilmesi gerekmez miydi?

Bu sorun kimsenin kişisel sorunu değil, olaya böyle bakılmamalı.

Bir kesim "Aydın insanlar Türkiye'ye alınmıyor" derken, böyle bir sorun yaşamayan aydınlar bunu dert etmiyor.

Sıkıntı budur.

Serhat İncirli konusu da, kişisel değildir, böyle bakılmamalıdır.

Yarın bir başkaları, bir başka yerde, aynı sorunu yaşayacaktır.

Konu budur ve bu riskle görev yapan herkes, bu sorunu sahiplenmelidir.

Birileri dışlanırken, birileri görmezden geliyorsa, bu mesele mesleki bir sorun olarak büyür.

Gün gelir, basın, medya, gazeteciler, görev yapma alanını kaybeder.

Bu yazıyı birileri eleştirecek, belki de rahatsız olacak.

Ama bunlar benim düşüncelerim, yazmasam da ben rahatsız olurdum.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.