Hayat, bir kez daha dururken…
Bugün, bir kez daha ülkede hayat duracak.
Aslında bir tekrar gibi yaşıyoruz, her ne oluyorsa, daha öncelerden tanıdık, bildik, dön dolaş aynı noktaya gelen bir kısır döngü.
Bu karmaşa içinde, iyi, güzel, olumlu, umut verici bir şeyler varsa da, onlarda arada kaynayıp gidiyor, görünmüyor.
Oysa üretmek gerek, üretim sadece fabrikalarda, tarlalarda, ağıllarda, yapılmıyor, elbette bunlar en önemli, en büyük parçası, fakat siyasetin, kurumların, meclisin, devlet sisteminin de üretken olması gerek.
Söylediğim gibi yapılanlar, olumlu adımlar da bu keşmekeş içinde eriyip gidiyor, silik kalıyor.
Bizlere de aynı tekrarları yapmak, yazmak, konuşmak ve unutmak kalıyor.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bir değişiklik olmazsa bugün toplanıyor.
Mecliste Genel Kurul yoğunluğu, dışarıda ise eylemler, kamusal alanda, okullarda grevler.
Hükümetin ceza yasasındaki tartışmalı değişiklik adımları bir tarafta, hayat Pahalılığı ödeneğiyle ilgili yapılmak istenen uygulama bir tarafta.
62 sendika ve örgüt eylem, grev kararı aldı.
Yazının girişinde söylediğim gibi ülkede hayat bir kez daha duracak.
Bir kez daha dememin tabi ki bir sebebi var, bunu bilinçli kullandım.
Önceleri de benzer konular için, benzer kararlar alındı.
Bu defa da aynı olacak mı, hükümet geri adım atar mı, en başta sendikalar sonuç alınmadan, kararlarından vaz geçecek mi?
Ceza yasasındaki değişiklikler, eğer gerekli ise çok hassas bir şekilde hazırlanmalı, hukukçular başta olmak üzere, tüm kesimlerden uyarıcı görüş ve yorumlar yapılıyor.
Bunlar mutlaka göze alınmalı, on defa düşünüp, hazırlık yapılıp, en doğrusu bu şekilde hayata geçirilmeli.
Hemen şunu söylemem gerek, özellikle sosyal medya, küfürler, kişisel haklara saldırılar, bilip, bilmeden suçlamalar ve tabi ki hakaretler, maalesef, neler görüyoruz, neler.
Kimsenin özgürlük alanı, konforu, kimseye hakaret, küfür ve küçük düşürücü söylemleri kullanmasına, normalleştirmesine hak vermez.
Bir defa bunu altını çizmek gerek, keşke bunun için yasaya da gerek olmasa, o bilinç, o kültür olsa, ama ne yazık ki yok.
Hiçbir gazeteci, köşe yazarı, yaptığı haberden, yorumdan korkmamalı ki zaten evrensel kurallar, gazetecilerin dikkat ettiği noktalardır.
Fakat bunu ceza ile sınırlamak, yasaları bir silah haline getirmek doğru değil.
Mevcut yasalarda, her türlü hak arama hakkı vardır, hakaret, küfür, temelsiz, delilsiz ithamlara karşı herkes yargı yoluyla hakkını arayabilir, fazlası çok farklı yerlere gider.
Hayat pahalılığı konusu ise, yapılmak istenen değişiklik, sadece kamuya değil, özel sektöre, emeklilere, sosyal yardımla geçinenlere ve engellilere de olumsuz yansıyacak bir konu.
Genel olarak ülke ekonomisini dara sokacak, en başta asgari ücretli ve dar gelirli kesimler olumsuz etkilenecek.
Önlem alınmasın, alım gücünün sürdürülebilirliği için adım atılmasın demiyorum.
En kritik nokta, ücretler sabit kalırken, hayat pahalı olmaya devam edecek mi?
Şu da bir gerçek, hiçbir siyasi parti, siyasetçi hele de seçim yılının içinde iken, böylesi riskli kararlar almaz.
Demek ki öylesine zor bir nokta yaşanıyor.
Bugün neler olacak, neler, neleri değiştirecek, gün içinde göreceğiz.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.