Bu insanlar yol, sokak, kural biliyor mu?
Yaşadığımız yer, sadece evimizden ibaret midir, elbette hayır.
Evden, çalışma ortamından, sosyal ortama, aileye kadar, her yer, her alan yaşamımız, hayatımız.
Gidecek başka yerimiz yok, belki genel oldu bu yaklaşım, ama en azından benim için öyle.
Yaşadığım yeri, daha iyi, daha yaşanılır bir noktaya getirmek, gelmesini istemek, en büyük arzum ve uğraşım.
Bunu yaparken, her şey kötü noktasında değilim, hiç de olmadım.
Ne yapılabilir, nasıl yapılabilir, neden olmuyor, sebep, sorun nedir, bu sorulara cevap arıyorum.
Tabi ki en başta insani haklar, kamusal ve yaşamsal hizmetler, tümü olmazsa olmaz haklar, haklarımız, istek ve beklentilerimiz.
Güvenlikle ilgili çok ciddi kaygılar var, bu kaygıları besleyen, büyüten, ciddi meseleler de yaşanıyor.
Üstelik oldukça görünür, her gün, her an, her adımımızda karşımıza çıkıyor.
Birkaç gün önce kısa bir video çektim ve yayınladım.
O videoda da anlattım.
Ofisin kapısını açıp içeriye giren genç bir erkek.
Yabancı uyruklu, bir restoranda çalışıyor, sipariş edilen bir yemek paketini, müşteriye ulaştırmaya çalışıyor.
Türkçe bilmiyor, hem de hiç, hani denir ya “derdimi anlatacak kadar” o bile yok.
İngilizce de aynı durumda, belki derdini anlatır, kimi aradığını söyleyebilir diye, o da yok.
Eline vermişler bir paket yemek, git ara, sağa sola sor, mutlaka bulunur mantığı ile yollanmış.
Geldiği yeri aradık, müşterinin ismini öğrendik, yemek paketini sahibine ulaştırdık, yeri gösterdik ve konu kapandı.
Öyle zannedilebilir, fakat konu kapanmadı, konu bu anlayışla devam edilirse, hep açık kalacak.
Bu çocuk burada ne amaçla bulunuyor, altında bir motosiklet, yol, sokak, kural biliyor mu?
Ehliyeti var mı, dil sorunu yaşarken, bu şekilde çalışması ne kadar doğru?
Böylesi kuralsız bir ülkede, ona da yazık, farkında olmadan tehlikeye attığı başka insanlara da yazık.
Geçtiğimiz hafta başında, adını, tarifini yapamadığımız, koyamadığımız, açıklayamadığımız, trafik görünümlü, bir cinayete tanık olduk.
“Boğazköy-Gönyeli ana yolunda, meydana gelen ölümlü trafik kazasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, kullanımındaki araçta uyuşturucu bulunan sürücünün ülkede izinsiz ikamet ettiği de tespit edildi.
Polisten verilen bilgiye göre, sürücü J.P.A’nın (E-22) kullanımındaki kazaya methaldar araçta yapılan aramada, tasarrufunda yaklaşık 0.5 gram ağırlığında hintkeneviri türü uyuşturucu olduğuna inanılan madde bulundu.
Ayrıca bahse konu şahsın yapılan muhaceret kontrolünde ise, ülkede yasal statüsü olmadığı halde ülkede ikamet izinsiz olarak kaldığı da tespit edildi.
Kazada MP 773 plakalı aracın çarpması sonucu ağır şekilde yaralanan yaya Hasan Düzgen (E-39) olay yerinde yaşamını yitirmiş, Rasul Jorayev (E-27) ise Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalenin ardından cerrahi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınmıştı.
Trafik kazası sonrasında, olay yerinden yaya olarak ayrılan MP 773 plakalı araç sürücüsü, Dağyolu bölgesinde tespit edilerek tutuklanmıştı.”
Çok feci, çok trajik, birçok olumsuzluk ve ihmali sebep olarak içinde barındıran, trafik görünümlü cinayet vakası.
Ülkeyi tanımayan insanlar, iş hayatında, çeşitli araçlarla trafikte.
Şimdi bu konuyu gündem yapmak ırkçılık mı?
Önemli olan olayın kendisi ve etkisi değil mi?
Tek bir olay, son nokta, sözün bittiği yer olabiliyor ve artık o eşiği de aştık.
Yani “daha ne olsun?” diye defalarca sorasım var.
Ama cevap alır mıyım, işte bundan emin değilim.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.