Felaket büyük, soru çok…

Yayın Tarihi: 31/08/26 08:40
okuma süresi: 4 dak.

Öyle bir hafta sonu yaşadık ki etkileri uzun yıllar devam edecek.

Bir tarafta şiddetli yağış, fırtına ve selin ortaya çıkardığı görüntüler, çaresizlik, su altında kalan yollar, zarar gören, yerinden sökülen asırlık ağaçlar.

Her defasında aynı geç kalmışlık ve nafile çabalar.

Diğer tarafta ise Girne açıklarında yaşanan ve hepimizin yüreğini yakan deniz faciası.

Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin, Girne açıklarında alabora olması, çok sayıda insanın ölüm ve kaybolma tehlikesi yaşaması, zamanla ortaya çıkan felaket.

Her olayda olduğu gibi, yine KKTC’nin denetim mekanizmaların da gözle görülen eksiklikler.

Yine umursuzluk, yine denetimsizlik, yine vurdumduymazlık, nasıl olsa bir şey olmaz mantığı.

Gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişi vardı.

Sözün ve kelimelerin tükendiği bir noktadayız ve böylesi büyük bir felaketin ardından sadece “geçmiş olsun” diyemeyiz.

Bu felaketlerin ne kadarı gerçekten doğanın eseri, ne kadarı insan ihmali?

Yağmur yağıyor, şehirler teslim oluyor.

KKTC’de yıllardır aynı manzaraları izliyoruz.

Biraz fazla yağmur yağıyor, yollar göle dönüyor.

Dereler taşıyor, evler ve iş yerleri su altında kalıyor.

Yollar kapanıyor.

Araçlar sürükleniyor.

Sonra yağmur bitince hayat normale dönüyor, unutuluyor, normalleşiyor, ta ki bir sonraki yağmura kadar.

Yağmurun yağmasını engelleyemeyiz, fırtınanın önüne geçemeyiz.

Ama yağmurun, zarar vermesine, felakete dönüşmesine engel olabiliriz.

Peki, nedir buna engel olmanın yolu, tek yol var, altyapı.

Artık iklimi, iklim değişimini küçümsemeyelim, sonuçları ortada.

Dere yataklarının, yağmur suyu drenajlarının temizlenmesi, kapasite artırımı, altyapı sistemlerinin iklim koşullarına göre yeniden düzenlenmesi, riskli bölgelerin belirlenmesi ve afet öncesi hazırlık yapılması.

Yine Girne açıklarında yaşanan gemi faciasına dönecek olursam.

Bir yolcu gemisi limandan ayrılmadan önce hangi kontrollerden geçiriliyor?

Geminin teknik durumu kim tarafından denetleniyor?

Denize çıkmaya ve yolculuk yapmaya elverişli raporu var mı, varsa kim, nasıl verdi ciddi biçimde kontrol yapıldı mı?

Yolcu kapasitesi, can yelekleri ve acil durum ekipmanları yola çıkmadan önce denetlendi mi?

Bunlar benim aklıma geldiğine göre başkalarının aklına da gelmesi gerekmez mi?

İnsan canı taşıyorsunuz, bu kadar basit mi, kolay mı?

Ve en önemlisi:

Bir geminin sefere çıkmasına izin veren yetkili kurum, gerçekten güvenliği mi esas alır, yoksa sorumluluğu ilgili şirket ve gemi mürettebatına mı bırakır?

Felaket büyük soru çok.

Elbette önce insanlar, insan hayatı ve ortak acı.

Bunun yanında, geminin neden battığı konusunda soruşturmanın sonucunu beklemek durumundayız.

Önemli bir başka nokta da soruşturma, hukuk ve adalet.

Elbette yargısız infaz değil ancak denetim mekanizmasının bütün yönleriyle incelenmesi şart.

Devlet, kurumlar, sadece kriz anında ortaya çıkmamalı, bu kısır döngüyü kıramıyoruz.

Devletin görevi felaket olduktan sonra müdahale etmek değil.

Devletin görevi felaket olmadan önce gerekli tedbirleri almaktır.

Hepimize, halkımıza, büyük geçmiş olsun, hayatını kaybeden insanlara rahmet, acılı ailelerine sabırlar diliyorum.

Keşke elimden daha fazlası gelse.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları