Ne normalleştirme, ne de popülizm

Yayın Tarihi: 14/08/26 08:05
okuma süresi: 4 dak.

Yazının başlığı, konuyu belli etmemiş olabilir.

Ancak konu son zamanlarda yaşanan hepimizi üzen ve endişelendiren, adli olaylar.

“Her ülkede oluyor” demek, küçümsemek, sıradanlaştırmak, normalleştirmektir.

Ben bunları, bu olayları kendi ülkeme yakıştıramıyorum.

Hedef, her alanda sıfırı bulmak olmalı.

Mümkün mü, elbette değil.

Söylediğim gibi, ne bu tür konuları normalleştirelim nede bunu bir popülizm malzemesi yapalım.

İki anlayış da, iki tavır da bu ülkeye çok zarar verir.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nu önümüzdeki pazartesi günü, yani 17 Ağustos da “Toplum Güvenliği” gündemiyle olağanüstü toplantı yapmaya davet etti.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli;

“Sorunların başka ülkelerle kıyaslanarak normalleştirilmesini doğru bulmuyoruz. Sorunlarla yüzleşmezsek sorunları çözemeyiz.

Toplum güvenliği yalnızca polisiye tedbirlerle ele alınamaz. Bu mesele polisiye bir mesele değil. Bu mesele siyasi bir meseledir. Siyasi irade olmadığı koşulda bu sorunlar çözülmez.”

Bu çağrı sonrası,  Polis Genel Müdürlüğü (PGM), ülkedeki güvenlik konusuna dair genel bir paylaşım yaptı ve şu verileri kamuoyuna aktardı;

“Toplam cürüm ve kabahat sayısı 2 bin 751’e geriledi.

Ölümlü trafik kazaları yüzde 24, can kayıpları yaklaşık yüzde 15 azaldı.

Toplam cürüm ve kabahat sayısının son iki yıldır kesintisiz düştüğünü açıklayan PGM, 2026 yılının ilk 7 ayında cürümlerin aydınlatılma oranının yüzde 99,13’e ulaştığını bildirdi.

2026 yılında 3 bin 831 kişinin ülkeye girişine izin verilmediği, ikamet izinsiz ve sair suçlar nedeniyle tespit edilen bin 180 kişinin ise KKTC’den ihraç edildiği açıklandı.

Trafikte de ölümlü kazaların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24, can kayıplarının ise yaklaşık yüzde 15 azaldığı belirtildi.

PGM ayrıca, değişen suç yapısı ve artan ihtiyaçlar nedeniyle Polis Teşkilatı’nın yasal kadrosunun 3 binden 4 bin 500’e çıkarılmasının zorunlu hale geldiğini vurguladı.”

Tabi ki meselenin bir de siyasete yansıma şekli var.

Hükümet ortaklarından UBP bu çağrıya cevap vermedi.

DP kanadı, Meclisin toplanması yerine, ilgili paydaşlarla, kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yapılmasını önerdi.

YDP ise bu tür bir toplantının ve gündem oluşturmanın başta ülke ekonomisine zarar vereceğini açıkladı.

Zaten hükümetin böyle bir çağrıya olumlu cevap vereceğini düşünmek bile hata.

İktidarda olan, hangi siyasi parti böyle bir davete evet der ki?

Sebep şu, Meclis kürsüsü eleştirinin merkezi olacak, mutlaka başka konulara da girilecek, hangi hükümet, muhalefete böyle bir alan, fırsat verir?

Sonra buradan, bu toplantıdan ne sonuç çıkacak, bir yaptırım, uygulama, ortak bir karar, amaç ve sonuç yapılanın karşılığını verecek mi, ya da verir miydi?

Elbette bu konular hassas, biz de bu ülkede yaşıyoruz, görüyoruz, üzülüyoruz, endişeleniyoruz.

Kesinlikle, bunlar normalleştirilemez.

Ama bunun yanında, popülizmde yapılamaz, bunlar öyle konular değil, olmamalı.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları