Bu kadar kolay, bu kadar korkusuz

Yayın Tarihi: 07/08/26 08:42
okuma süresi: 4 dak.

Kötü olaylar üst üste geliyor.

Sanki tesadüf, ya da zaman zaman oluyor ama gündeme gelmiyor.

Olay, suç, kuralsızlık olmayan ülke var mı, elbette yok.

Fakat artıyor, çeşitleniyor ve yabancı uyruklu insanların bu olaylarda daha çok taraf olduğu görülüyor.

Esas tehlike bu olmalı.

Şiddet, kuralsızlık ve normalleştirme, toplumsal anlamda giderek en önemli problem oldu.

Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve hatta dijital şiddet günlük olaylardan sayılıyor.

Çoğu zaman güç ve kontrol kurma isteği aile içinde, iş hayatında, eğitim kurumlarında, sosyal medyada, kamusal alanda farklı şekillerde kendini gösteriyor.

Hakaret, tehdit, baskı, ekonomik tahakküm veya dijital ortamda, sosyal medyada her türlü taciz, dediğim gibi çeşitlilik çok.

Bu asla hedef gösterme değil, ancak bu tür olaylarda üçüncü uyruklu insanların daha çok yer alması, bir başka sorun.

Böyle olunca, toplum “bizden biri” değil diyerek ilgilenmeyebiliyor, unutuyor, sorgulamıyor ve birkaç gün sonra konu gündemden düşüyor.

Bir olay yaşandığında kısa süreli bir tepki oluşuyor, sosyal medyada paylaşılıyor, eleştiriliyor, günlerce tartışılıyor gündem değiştiğinde yenileri yaşanana kadar kayboluyor.

Sessiz kalmak, görmezden gelmek veya “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı, şiddetin artmasında etken değil mi?

Bugün için şiddet olayları daha çok gündem de fakat çok daha fazlası yaşanıyor.

Medyanın sorumluluğu da son derece önemli.

Olayların, mağdurların, özel hayatların gereksiz ayrıntılarla dramatize ve daha fazla okunma kaygısına alet edilmesi, yine bu tür olayları normalleştiriyor.

Basının görevi en başta toplumu bilinçlendirmek, şiddeti meşrulaştıran sunumlardan kaçınmak.

Çok büyük ve ciddi bir sorumluluk düşüyor.

Sosyal medya ise maalesef, bilgi kirliliği, linç kültürü ve doğrulanmamış iddiaların adeta çukuru olmuş.

Çok daha derin bir araştırma ve veri oluşturma gerekiyor, ama şu da bir gerecek olarak önümüzde, yabancı iş gücüne ihtiyaç var mı yok mu?

Özel hizmet alanlarında genelde yabancı uyruklu insanlar çalışıyor, çalıştırılıyor.

Belki de sorunun kaynağı buradan başlıyor.

Çok uzun zamanlı bir hazırlık, veri oluşturulması ve planlama yapılması gerek.

Çünkü şiddetin, adli olayların, suçun önlenmesi için yalnızca cezai yaptırımlar yeterli değil.

Eğitim, aile içi iletişim, yerli işgücünü artıracak planlamalar, tam anlamı ile bir seferberlik gerekiyor.

Şiddetin olmadığı bir toplum oluşturmak mümkün mü, mutlaka ki mümkün değildir.

En başta bunu görmek gerekiyor ve yalnızca devletin değil, ailelerin, eğitim sisteminin, medyanın, sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının sorumlulukları var.

Tabi ki otorite, hukuk, ceza, üstelik caydırıcılığı olan.

Öyle bir nokta ki, sanki kimse hiçbir şeyden korkmuyor, suça karışmak çok kolay.

Ne mahkemeler, ne de polis yetişebilir, çözüm üretebilir.

Neden gece kulüpleri, sadece olay olduğu zaman hatırlanıyor, kadın hakları tartışılıyor, açıklamalarla popülizm yapılıyor.

Var mı çözüm planı, yasa dışı para sorunu yok mu bu ülkede, peki sonuç?

Son yazımda yazmıştım, söylenenlere değil, yapılanlara bakınız.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Şerafettin Liman07/08/26 11:34
BURDA SORU ŞU OLMALI,BU YABANCI İNSANLAR NASIL BU ÜLKEDE KORKUSUZCA SUÇ İŞLEYEBİLİYOR?