Kaostan beslenmek

Yayın Tarihi: 21/09/26 07:55
okuma süresi: 4 dak.

Yeni eğitim yılı başladı, bir hafta geride kaldı.

Yani sevinsek mi, üzülsek mi, bilemedim.

Daha ilk gün, bismillah, yola çıktık, her zaman ki gibi, aynı vakitte.

Sokaklar araçlardan geçilmiyor, trafik tam bir facia.

Ve günlerdir devam eden bir sorun, öğrencilerin taşınmaması.

Bunun yarattığı mağdurlar, çok taraflı yaşanan rahatsızlık.

Her işimiz böyle olmak zorunda mı?

Kaostan mı besleniyoruz?

Bu mesele şu veya bu şekilde çözülecek, bu çocuklar, bu okullara en sonunda taşınacak, peki, neden bu noktaya gelinir ki?

Gerçekten anlamak zor, gerçekten manasız bir kaos yaratıldı.

Günün sonunda herkes kendince haklı.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu;

Kar-İş ile yaşanan sürecin en dikkat çekici bölümü, eylem kararı. Kar-İş bize taleplerini cuma günü iletti. Pazartesi günü için randevu vermiş olmamıza rağmen hafta sonu eylem ilan ettiler. Bu maalesef samimiyetsiz bir durumdur” derken.

Kar-İş Başkanı Fuat Topaloğlu ise;

“Biz sizi sorunları birlikte çözeceğimiz bir paydaş olarak görürken, sizin bizi ‘samimiyetsiz’ diye nitelendirmeniz, paydaşlık ve uzlaşı söyleminizdeki samimiyetsizliğin göstergesidir.” Açıklaması ile cevap verdi.

Ortada çözülmesi gereken, çözülmesi zorunlu olan ve çözülecek olan bir sorun var.

Bu sorun her yıl aynı zamanlarda yaşanıyor.

Üzücü olan sadece taleplerle, bu taleplerin karşılanma oranın konuşulması.

Çocuklar taşınırken, kalite, güven, konuşulmuyor bile.

Taşımacılar haklıdır, hak edişlerini gününde almalılar ki bu işi sürdürebilir noktada devam ettirsinler.

Hükümet de kendi planlaması için de haklıdır, geriye ortak noktada uzlaşmak kalıyor.

Geriye, mağdur olan öğrenciler, aileler, trafik çilesini çeken herkes, hepimiz kalıyor.

Konunun siyasi tarafı da var.

Her sorunda yaşandığı gibi.

Aslında, siyasetin en tehlikeli tarafı, siyasetçilerin sorunların çözülmemesinden güç elde etmeye çalışması.

Adeta bundan beslenmesi.

Çünkü kaos, sadece, günlük yaşamın zorlanması değil, bunun siyasi bir argüman haline gelmesidir.

Ne yazık ki gittikçe, çözülmesi gereken problemler siyasetin kullanılabileceği bir alana dönüşüyor.

Oysa siyasetin temel görevi, insanların sorunlarını büyütmek değil, onlara çıkış yolu göstermektir.

Zor olan, bütün bunlara “çözüm nedir?” diyerek cevap bulabilmektir.

Taşımacılıkla ilgili konuşurken tüm paydaşlarla, hükümet, şirketler ve elbette öğrenciler ile aileler, bu işin içinde olmalı.

Bir daha benzer sorunların yaşanmaması için bu şart.

Tabi ki bir de bunu sağlayacak sistem.

Konu sadece ödemelerden ibaret değil, olmamalı.

Siyasette, krizler büyütülerek çözülmez, büyümeden önlemler alınır.

Sorunlar gerçekten çözülmek isteniyorsa da karşı taraf son günü beklemez.

Toplum olarak ihtiyacımız, sürekli ve her konuda yeni bir kavga yaşamak değil.

Sürekli suçlu aramak, eleştirmek, kaostan beslenmek de değil, çözüm aramaktır.

Yorulduk, her gün yeni bir gündem.

Siyasetçiler elbette eleştirecek, muhalefet edecek, iktidarı denetleyecek.

Bu demokrasinin gereği.

Ancak eleştiri ile kaosu körüklemek arasında çok önemli bir fark vardır.

Çünkü siyasetçinin sorumluluğu yalnızca seçimi kazanmak değil.

Asıl sorumluluk, seçimden sonra da topluma zarar vermemektir.

Kaos geçici olarak siyasi kazanç sağlayabilir.

Fakat uzun vadede bedelini herkes öder.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları