Vaat değil, kolaylaşan bir hayat istiyoruz

Yayın Tarihi: 04/11/26 07:57
okuma süresi: 4 dak.

Artık odak, beklenti, 6 Aralık seçimleri.

Ve elbette seçimden sonrası.

Bu günler geçecek, sosyal medya alanı, yani sanal dünya, yerini gerçeklere bırakacak.

Güzel fotoğraflar, paylaşımlar, söylem ve vaatler, bir anda, saman alevi gibi bitecek.

"Ayakları yere basmak" diye bir deyim var.

"Hayalperestlikten uzak durmak, gerçekçi, mantıklı ve tedbirli davranmak" gibi de bir anlamı var.

Şimdi siyasetin, siyasetçinin, halka anlatması gereken şey yeni hayaller, büyük projeler ve bitmek bilmeyen vaatler değil, böyle olmamalı.

İnsanların günlük yaşamının nasıl kolaylaştıracağı, esas konu olmalı.

Seçim atmosferine girdik, artık sayılı günler kaldı.

Siyasi partiler, adaylar, basın, sosyal medya, propaganda çalışmaları ve elbette her zaman olduğu gibi büyük vaatler.

Yine yollar yapılacak, hastaneler yenilenecek, okullar modernleşecek, ekonomi büyüyecek, gençler ülkede kalacak, hayat ucuzlayacak.

Her seçim döneminde duyulan benzer cümleler.

Peki, bütün bu vaatlerin ardından bizlerin hayatı gerçekten değişiyor mu?

Asıl sorulması gereken soru bu değil mi?

Vatandaş, büyük projelerin heyecanından çok mutfakta, sokakta, yollarda, hastanelerde, hak ettiği hizmeti nasıl alacağını düşünüyor.

Market alışverişini yaparken fiyat hesaplıyor, elektrik faturasını öderken zorlanıyor.

Çocuğunu okutmanın, ailesini geçindirmenin ve sağlık hizmetine ulaşmanın mücadelesini veriyor.

Vatandaşın gündemi ile siyasetçinin gündemi aynı mı, yoksa siyasetçi vatandaştan giderek uzaklaşıyor mu, tabloya bakılırsa, gündemler, öncelikler aynı değil.

Ezbere, yuvarlak, manasız, cek ve cak'la biten cümleler.

Siyasetçiler büyük projelerden, ekonomik büyümeden söz ederken insanlar bugün yaşadığı sorunlara çözüm bekliyor.

Kaç hastane yapılacağından önce, doktora, sağlığa zamanında ve ücretsiz ulaşıp, ulaşamayacağına bakıyor.

Yolu, okulu, güvenliğini, nasıl daha iyi olacak, bunları merak ediyor.

Ülkeyi yönetmek, insanların hayatındaki öncelikli sorunları çözmektir.

Elektrik kesintilerinin sona ermesi, toplu ulaşımın düzenlenmesi, sağlık hizmetlerinde kalite ve ulaşma süresinin azaltılması, okullardaki eksikliklerin giderilmesi, kamu hizmetlerinde hızlı ve verimli bir düzenin gelmesi.

Elbette, bunlar seçim sürecinde popülist değil.

Ancak vatandaşın hayatını kolaylaştıracak işlerdir.

Tamamlanmayan yatırımlar, geciken reformlar ve çözülemeyen kronik sorunlar yine ertelenmesin.

Siyasetin en büyük sorunlarından biri vaatlerin değil, sonuçların konuşulmamasıdır.

Seçim kazanmak için verilen sözlerin, seçimden sonra unutulması normalleşti.

Mesela, gençlere yalnızca "ülkende kal demek yetmez".

Onlara yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri, gelecek kurabilecekleri koşulları sağlamak gerekmiyor mu?

Engelli ve yaşlı insanlara, insanca yaşayabileceği bir sosyal düzeni oluşturmak gerekli değil mi?

Kamu veya özel hiç fark etmez, çalışanların emeğinin karşılığını alabileceği eşit şartlar ve adil bir ekonomik düzen kurmak gerekmez mi?

Bunların için doğru yönetim, planlama, denetim, liyakat ve siyasi irade gerekir.

Siyaset, yalnızca seçim kazanmak değildir.

Siyaset, insanların yaşam kalitesini yükseltme sorumluluğudur.

Ve seçmende şuna odaklanmalı;

Kim daha çok vaat veriyor değil, kim verdiği vaatleri yerine getirebilir?

Kim daha güzel konuşuyor değil, kim sorunlarımızı gerçekten çözebilir?


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları