Haklı olmak yetmez, dünyaya anlatmak gerek

Yayın Tarihi: 28/10/26 09:20
okuma süresi: 4 dak.

Kıbrıs sorunu, her zaman iç siyasete malzeme olmuştur.

Özellikle seçim zamanları.

Bugün bu durum farklılık gösteriyor.

Kıbrıs sorunu, içinde bulunduğumuz seçim sürecinde öncelikli bir başlık değil.

Rum tarafı, haklı olduğunu, önce halkına, sonra dünyaya duyurmuş, ne yazık ki ikna da etmiş.

Peki, biz önce kendi içimizde bu konuyu sorguladık ve bir noktaya geldik mi?

Maalesef hayır, çok farklı görüşler var, mutlaka ki Rum halkı içinde de farklı görüşler mevcut.

Fakat genel olarak ortak noktaları var.

Kendi içimizde birbirimizi hırpalayarak, iç sorunlara sebep olarak Kıbrıs sorununu görerek, bir çıkmazda yaşıyoruz.

Ne Türkiye, ne de dünyaya içinde olduğumuz çıkmazı tam olarak anlatamıyoruz.

Kıbrıs meselesi, aynı zamanda diplomasi mücadelesidir.

Bu mücadelede yıllardır üzerinde durulması gereken, fakat yeterli değeri görmeyen bir yanlışlık var.

Türk tarafı, uluslararası kamuoyuna kendini anlatmak yerine, Rum tarafının yanlışlarını anlatmaktan öte gidemiyor.

Oysa asıl mesele, dünyanın Kıbrıs sorununu nasıl gördüğü, hangi argümanlara inandığıdır.

Ve Rum tarafı adanın tek devleti, hükümeti, otoritesi kabul edildikçe de bu değişmeyecek.

Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılar, verdiği mücadele, güvenlik kaygıları.

Siyasi eşitlik talebi, bunlar yalnızca kendi içimizde tartışılacak konular değil.

Bunların dünya kamuoyunda anlaşılması, uluslararası diplomaside karşılık bulması gerek.

Bunun yolu da her fırsatta Rum tarafını eleştirmekten değil, kendi tezlerini güçlü, tutarlı ve inandırıcı biçimde ortaya koymaktan geçer.

Rum tarafının uzlaşmaz tutumundan söz ediliyor, geçmişte yaşananlar hatırlatılıyor, verilen sözlerin tutulmadığı tekrarlanıyor.

Bütün bunları kendi iç kamuoyumuza anlatmakla uluslararası alanda ne kadar mesafe alabiliriz?

Türk tarafının görüşlerini, anlatacaklarını yeterince bilmeyen tanımayan toplumlara, bunları durmadan, bıkmadan, aktif şekilde anlatmak şart.

Elbette, kolay değil, dünya, kendi siyasi çıkarlarına, uluslararası hukuka ilişkin yorumlarına ve diplomatik ilişkilerine göre değerlendirmeler yapıyor.

Böyle bir ortamda haklı olduğunu düşünmek tabi ki tek başına yetmez.

Çünkü diplomasi, yalnızca ne söylediğinizle değil, söylediklerinizin nerede, kime ve nasıl ulaştığıyla da ilgilidir.

Rumları eleştirmek, haklılığımızı anlatmanın yerini tutmaz.

Müzakere süreçlerinde yaşanan tıkanmalar, siyasi eşitlik konusundaki görüş ayrılıkları, güvenlik kaygıları ve tarafların sorumlulukları tartışılmalı, eleştirilmeli.

Ancak eleştiri bir amaç değil, kendi haklılığını anlatmanın bir aracı olarak kullanılmalı.

Diplomaside sesini yükseltmek, iletişimden kaçmak sonuç vermez.

Aynı şekilde sonuçsuz, ucu açık, sırf olsun diye yapılan görüşmeler, iletişim denemeleri de sonuca gitmez.

Bugün dünyaya anlatılmamız gereken, Kıbrıs Türk halkının nasıl bir gelecek istediğidir.

Bu anlatıma kamuoyu desteği de gereklidir.

Uluslararası konferanslar, yabancı basınla görüşmeler, diplomatik temaslar, hızlanmalı, artmalı.

Kolay değil, hatta çok zordur, uluslararası alanda sonuç almak uzun soluklu, sabırlı, maliyetlidir.

Ama yapılmalıdır.

Olmayacağını biliyorum, ama bir ortak nokta bulsak işimiz daha kolay olur.

Çünkü dış dünyaya yönelik etkili bir diplomasi, günlük siyasi tartışmaların ötesinde süreklilik ister.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.