Üçüncü parti çok ama üçüncülük bir tane
6 Aralık yaklaşıyor, siyasetle seçmen ilişkisi ısınıyor.
Şimdiden, seçimin birinci ve ikincisi belli.
Geriye, diğerleri kalıyor, üçüncü, dördüncü ve devam eden sırlama.
Herkes birinci ve ikinci partiyi kabullenmiş.
İçinde bulunduğumuz şartlarda, 6 Aralık seçimlerini birinci veya ikinci bitirmek kadar üçünce olarak bitirmek de önemli.
Hatta belki de daha önemli.
Neden, çünkü seçim sonucunda sandıktan üçüncü çıkacak siyasi parti, otomatik olarak kilit parti ve kurulması muhtemel koalisyon hükümetinin müstakbel ortağı.
Bu sebeple üçüncülük önemli.
İlginç olan ise herkes üçüncü.
Söylediğim gibi, üçüncü parti olmak artık sadece bir sıralama meselesi değil.
Üçüncü parti olmak, bir adres, bir alternatif yaratma meselesi.
Büyük partilerden kaçan veya siyaset yapma imkânı bulamayan kesimlere bizzat bir yer gösterme çabası.
Peki, çeşitli anketlere göre farklılaşan üçüncülüğe yakın olan kim, kim gerçekten üçüncü?
Bugün farklı partilerden, farklı iddialar geliyor.
YDP’nin güçlü bir üçüncü parti olduğu söylemi var.
HP yeniden alternatif olduğunu düşünüyor.
DP ise siyasi geçmişi ve örgütsel yapısıyla yarışı üçüncü bitireceğinde ısrarcı.
Bunlar algı mı, gerçek mi?
Anketler her ne kadar bir veri olsa da, birbirini tutmuyor.
Son dönemde yayınlanan araştırmalar üçüncülük konusunda aynı şeyi söylemiyor.
Belki günün gelişmelerine göre farklı şeyler çıkabilir, ya da seçmen henüz karar vermemiş olabilir.
Belki de seçim kampanyasının son haftalarında her şey tamamen değişecek.
İşte bu nedenle bugünden “biz üçüncü partiyiz” demek doğru olmaz.
Elbette seçim gününe kadar birinci ve ikinci de net olarak ortaya konamaz.
Seçim kesin böyle bitecek, demek siyasi analiz değil.
Temenni ve algıdır.
Bunlar tabi ki normal, siyaset hele seçim sürecinde, psikolojik bir savaştır.
Bir parti kendini üçüncü parti olarak ilan ettiğinde aslında sadece kendi tabanına konuşmaz.
Diğer partilerin seçmenine de mesaj verir:
“Bize oy verirseniz oyunuz boşa gitmez” bu çok önemli bir algı stratejisidir.
Çünkü seçimlerde özellikle küçük partiler için en büyük tehlikelerden biri “oyum boşa gider” düşüncesidir.
Ve büyük partiler bundan hep faydalanmıştır.
Seçmenin güçlüden yana olma alışkanlığını da unutmayalım.
Bir parti baraj altında görünürse, seçmen başka partiye yönelir.
Bir parti güçlü görünürse, kararsız seçmeni kendisine çekebilir.
Dolayısıyla “üçüncü partiyiz” iddiası aynı zamanda seçmeni ikna etme stratejisidir.
En çok konuşulan ve iddialı olan iki parti, YDP ve TDP.
TDP, 2022 seçimlerinde Meclis dışında kaldı.
Üçüncülük iddiası doğru zeminde ise Meclise yeniden dönüş olursa bu başlı başına siyasi bir başarı olur.
YDP ise başka bir şekilde seçime girecek.
İktidar ortağı olduğu dönemin avantajları ve dezavantajlarıyla seçmenin ve tabanının karşısına çıkacak.
Erhan Arıklı’nın hükümetten ayrılması sonrasında, YDP’nin kendi siyasi kimliğini yeniden anlatma çabası var.
Dolayısıyla YDP’nin üçüncü parti iddiası sadece oy hesabı değil.
“Muhtemel koalisyon hükümetinde yeniden yer alacağız” mesajını en başta kendi tabanına verme politikasıdır.
Bu konuya ilerleyen günlerde devam edeceğim.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.