Pile, samimi mi, gösteriş mi, ilerleyen günlerde anlayacağız

Yayın Tarihi: 19/10/26 07:35
okuma süresi: 4 dak.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum lider Nikos Hristodulidis, Pile’de düzenlenen 6’ncı Pile Barış Festivali’nde bir araya geldi.

Her zaman, her yerde, her fırsatta iletişim ve diyalog önemlidir, bunun bir sonuca ulaşması daha da değerlidir.

Sonsuza kadar bu şekilde değil, iyi niyete, bir amaca hizmet etmesi anlamlıdır.

Yapıcı olmak, yeni geçiş kapıları, spordan, sanatsal etkinliklere, çözümle masaya gelecek mülk konusunda yargıyı, hukuku bir araç haline getirmemeye, gerçek adımlar bunlardır.

Yine de altını çizeyim, diyalog, iletişim önemlidir.

Ancak daha da önemlisi, ne getirdiğidir, burada eksik olan taraf budur.

Antalya, Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

Rum lider Hristodulidis bu zirveye katılacağını açıkladı ve şunları söyledi;

“Elbette katılacağım. Kıbrıs Cumhuriyeti bu zirvelere her zaman katılır.

Kamuoyuna yansımadan yürüttüğümüz diplomatik ve siyasi çabalarımız sonucunda bir netice elde etmiş olmaktan memnunum.

Her türlü olasılığa karşı hazırlanıyoruz ve hiçbir ihtimali göz ardı etmediğimizi söylemeliyim.”

Her ülke temsilcisi, her ülkeye gidebilmeli, yine iletişim ve diyalog tarafındayım.

Buna Kıbrıs Türk liderliği, siyasi temsilcileri de dâhildir.

Uygulama böyle mi, tabi ki değil, bunu, olması gereken anlamında söylüyorum.

Daha önce de Rum liderler, Türkiye’yi ziyaret etti.  

Başpiskopos Makarios, ondan 37 yıl sonra, Glafkos Klerides, 2016 yılın da Nikos Anastasiades, hatta KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın da davet edilmesi sebebiyle, resmi yemeğe katılmamıştı.

Bunu bir statü yükselmesi, yani KKTC’nin varlığı olarak görmüş ve ayrılmıştı.

Nikos Hristodulidis de, Cumhurbaşkanı Erhürman da katılacağını açıkladı.

Peki, tarih tekerrür eder mi?

Pile de yaratılan olumlu hava, ilerleyen süreç ve iletişim de aynı şekilde devam edecek mi?

COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da yapılacak.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında ilgili ülkeler konferansa katılabiliyor.

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyetini, Rum Yönetimi'ni diplomatik olarak tanımıyor.

Hristodulidis'in katılımı, Türkiye'nin onu devlet başkanı olarak tanıdığı anlamına gelir mi?

Hristodulidis’in katılımı, yeni bir diplomatik kriz yaratır mı?

Rum tarafı, KKTC’nin statüsü yükseltilebilir diyerek, yeni bir soruna sebep olur mu?

Daha önce de yaşanan süreçler ve yine benzer sorular?

Özellikle bizim açımızdan, COP31 İklim Zirvesi, başlamadan diplomatik tartışmalar başladı bile.

Bir başka taraf, Türkiye’nin diplomatik tutumu ne olacak, nasıl olacak?

COP31 zirvesi, bir Birleşmiş Milletler iklim konferansıdır.

Amacı, devletlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre politikaları konusunda ortak çalışmalar yapmasıdır.

Olay bu merkezden çıktı, Türkiye, Kıbrıs sorunu, diplomatik uygulamalar ve merakla benlenen bir noktaya gelindi.

Ve en önemli mesele;

Hristodulidis hangi statü, hangi protokol, hangi kurallar doğrultusunda katılacak, karşılanacak ve ağırlanacak, esas mesele bu.

Aynı şekilde, KKTC, Kıbrıs Türk halkı bu tablonun neresinde olacak?

Diplomasi sadece slogan değildir, bir alan açma yöntemi, adeta sanatıdır.

Bu alanlar, konferanslar, kabul edilme, temsiliyet, sesini varlığını duyurma için önemli fırsatlardır.

Pile de yaşanan olumlu ortamın samimi mi, gösteriş mi olduğunu ilerleyen günlerde anlayacağız.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları