ELAM mı güçlü, sistem mi?

Yayın Tarihi: 28/09/26 08:15
okuma süresi: 4 dak.

ELAM mı güçlü, sistem mi?

Cyprus Forum, siyasetçiler, iş insanları, gazeteciler ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir konferans.

Her yıl düzenleniyor, geçen yıl davet almama rağmen katılamamıştım.

Bu yıl davetli değildim, konferans çok farklı şekilde tartışılıyor.

Tartışmaya sebep olan konu ise;

“Cyprus Forum 2026’da “Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı” olarak duyurulan Mehmet Harmancı’nın unvanı, ELAM’ın tepkisinin ardından “Lefkoşa Türk toplumunun lideri” olarak güncellendi. Harmancı yeni unvanı kabul etmeyerek foruma katılmayacağını bildirdi.”

Lefkoşa Türk Belediyesinin kurumsal kimliğine, Başkan Harmancı’ya karşı bir saygısızlık söz konusu.

Bu tür adımlar neye hizmet ediyor, gerçekten anlamak zor.

Güney Kıbrıs’ta ELAM’ın yükselişini konuşuyoruz.

Peki, ELAM neden ve ne kadar güçlü?

Ya da farklı bir şekilde sorarsam;

ELAM mı güçlü, yoksa Rum siyaseti mi çok zayıf?

Çünkü mesele artık sandıktan çıkan oy oranı değil.

Mesele, bu siyasi hareketin ülke gündemini belirlemesi, Kıbrıslı Türklere yönelik her türlü olumsuz girişimi istediği şekilde tamamlaması, bu kadar etkili bir diplomasiyi başarabilmesi.

Mesele, kurumların, uluslararası kuruluşların bu parti ve siyasetinden bu denli etkilenmesi.

ELAM’ın 2026 parlamento seçimlerinde yüzde 10,9 oy alarak 8 milletvekili çıkardığını düşünürsek, yürüttüğü politikaya belli bir destek olduğunu da kabul etmeliyiz.

Görünen o ki ELAM’ın gücü Meclis aritmetiği ile sınırlı değil.

Bu başka bir şey.

Örneğin, Barcelona meselesi, KKTC de planlanan bir futbol kampı.

Bizim için, gençler için, spor, uluslararası gündem, turizm, yani çok şey demek.

Ama ELAM tepki gösterdi, olmadı.

Sonuçta kazanan ELAM oldu, bunu siyasi bir başarı olarak sahiplendi, Barcelona kampı iptal etti.

Düşünün, siyasi ağırlığı hafife alınan bir siyasi parti, KKTC de düzenlenmesi planlanan bir spor organizasyonunu engellemek adına için bu kadar geniş bir mekanizmayı harekete geçirebiliyorsa, mesele çok farklı demektir.

Sanattan, üniversite sektörüne kadar, çok daha farklı alanlarda benzer girişimler ve bu girişimlerin sonuç getirdiğini yaşayarak görüyoruz.

Barış, çözüm, iki toplumun yakınlaşması, her kesim tarafından sahipleniliyor.

Diyalog ve iletişime önem veriliyor.

Diğer tarafta insanların birbirleriyle temas edebileceği alanlar daraltılıp, tartışmalı hale getiriliyor.

Peki, neden, ELAM istedi diye.

Bir kez daha sorgulamalıyım, ELAM mı güçlü, sistem mi?

Neden Rum toplumu ve siyaseti dur diyemiyor.

Siyasi söylem ve girişimleri, başka kurumlar tarafından olumsuz karşılanmıyor, işte esas sorun bu.

Çünkü ELAM’ın itiraz etmesi başka şeydir.

Bu itirazın karşılık bulması, isteklerinin yerine getirilmesi, başka bir şeydir.

Bir siyasi hareketin gücü, yalnızca kendi yaptıklarıyla değil, başkalarını ne kadar harekete geçirebildiğiyle de önemlidir.

Bunları sadece “siyaset” diye basitleştiremeyiz.

Kıbrıslı Türklere karşı atılan her olumsuz adım, Kıbrıs sorununun yeni bir safhaya geçmesine sebep oluyor.

Ve bunlar normalleşiyor, tehlikeli olan ELAM mı, normalleşen bu yaklaşım mı?

Belki de sorun ELAM değil.

Sorun, ortaya koyduğu taleplerin toplum ve kurumlar tarafından nasıl karşılandığıdır.

Çünkü bir siyasi söylem toplumda karşılık bulduğunda güçlenir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları