Bedel ödemeden, hiçbir şey olmaz 

Yayın Tarihi: 16/10/26 07:45
okuma süresi: 4 dak.

Her yerde, her zaman sorun hatta sorunlar vardır.

Bizim en büyük sorunumuz ise, çözmek yerine, ertelemek, sürekli şikâyet etmek, günü kurtarmak.

Oysa dünyanın başka başka yerlerinde, insanlar, devletler nelerle, ne koşullarda mücadele ediyorlar.

Bugünü idare etmek, yarını düşünmemek.

Çözmek yerine ertelemek, birinin hatalarından, yanlışlarından çıkar elde etmek için yararlanmaya çalışmak.

Günün sonunda, yapılan yanlışların bedelini kimsenin ödememesi ve dünyanın nereye gittiğini takip etmemek.

Zamana, çağa, coğrafya ve dünyanın gerçeklerine uzak oldukça, gelecekten vaz geçiyoruz.

Günü yaşamaktan, geleceği kurmuyoruz, kuramıyoruz.

Çünkü sürekli hale gelen, ertelenen, dünyanın çoktan çözdüğü sorunlarla zamanını, enerjisini tüketen bir gündemle yaşıyoruz.

Ve daha başka, büyük konulara, üretmeye geçemiyoruz.

Hiçbir ülke, hiçbir halk, ansızın, tesadüfen gelişmiyor.

Sorunlarına çaba göstermeden çözüm bulmuyor, hepsinin bir zamanı, emeği, bedeli var.

Bugün yaşananlar, dünün getirdikleridir.

Eğitim, sağlık, ulaşım, ekonomik refah, dünden gelen sonuçlardır.

Bugün daha iyileri için planlar yapılmazsa, gelecek, bugünden daha kötü olabilir.

Bir yol bozuluyor, kötü bir sonuç yaşanmadığı sürece tamir edilmiyor.

Su, elektrik veya bir başka alan, bir başka soruna kriz noktasına gelince çözüm arıyoruz.

Her türlü tehlike, olumsuzluk karşısında önlem almak için krizin kapıya dayanmasını bekliyoruz.

Peki, nasıl olacak, gerçekten bu alışkanlıklardan vaz geçmek istiyor muyuz, yoksa sadece bugünü kurtarmak bize yetiyor mu?

Sorunların çözülmesi için yalnızca iyi niyet, güzel konuşmak, çözüme yönelik vaatler vermek yeterli değildir.

En başta, kabullenmek, karar vermek gerek.

Acı reçete ise acı reçete, her kararın bir bedeli vardır.

Yıllarca sürdürülen alışkanlıklardan uzaklaşmak, gerekliyse tasarrufa gitmek, popülizm yapmamak, toplumun hoşuna gitmeyecek gerçekleri açıkça söylemek.

Bunun adı güvendir, inandırmaktır ve her işin ilk başlangıç noktası budur.

Ama biz çoğu zaman bedel ödemeden sonuç almak istiyoruz.

Bugün alınmayan bir kararın, atılmayan bir adımın bedeli, yarın daha ağır olabilir.

Güven sağlanır, inanç kazanılır, sorumluluk alınırsa, toplum da buna mutlaka olumlu bir karşılık verir.

Devletler artık sadece bugünün sorunlarını değil, yıllar sonrasını hesaplıyor.

Biz ise bazen hâlâ dünün tartışmalarıyla bugünün gündemini tüketiyoruz.

Plansızlığın, tedbirli olmamanın, tasarruf etmemenin, bedeli ödüyoruz.

Ki bunu söylemeye bile gerek yok, çünkü zaman zaman bunu yaşayarak tecrübe ettik.

Hesap vermeyen, bedel ödemeyen bir toplum, aynı hataları tekrarlar durur.

Bunun sebebi de “nasıl olsa kimseye bir şey olmaz” anlayışıdır.

Hatalar yapılabilir, yanlış kararlar alınabilir, planlar tutmayabilir.

Bunların gayet normal.

Asıl tehlike, yanlış kararın sonucunda kimsenin sorumluluk almamasıdır.

Ne yazık ki biz hala, kişileri tartışıyor, sistemi tartışmıyoruz.

Mesele sadece kimin yanlış yaptığı değildir.

Aynı yanlışın neden tekrar tekrar yapıldığı ve bir bedelin ödenmediği esas sorundur.

Devlet aklı ve toplumsal bilinç.

Günü yaşamak, günü kurtarmak kolaydır.

Zor olan, bugün bedel ödeyip yarını kurtarmaktır.

Daha fazla geç kalmadan.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları