Yaşananlar, 6 Aralık seçimini nasıl etkileyecek?
Ulusal Birlik Partisi’nin milletvekili aday belirleme ve sıralama seçiminde pek çok şey vardı.
İyi bir katılım, kolay bir oy verme yöntemi, kısa sürede sonuçlandırma çabukluğu.
Ama olmadı, yetmedi.
Tabi ki herkes kazanacak diye bir şey yok.
Mutlaka birileri dışarıda kalacak, birileri içeriye girecek.
Fakat bazı iddialar var ve bunlar burada kalmamalı.
Mesela, sonuçlar kesinleşmeden, aday isimlerinin yayınlandığı.
Günler öncesinden bazı yerlerde, adayların sıra numaralarına kadar konuşulduğu.
Henüz sayım yapılmadan, bazı adaylara, “oy oranın ve sıra numaran bu” diye mesajların geldiği, bunlar iddialar.
Hal böyle olunca, dijital ortamdaki oylar ile oy pusulalarının karşılaştırılması, yeniden elden sayılması istendi.
Tablo ortada.
Bu yaşananların, 6 Aralık’taki yansıması nasıl olacak?
Diğer partiler bu ortamdan avantaj sağlayacak mı?
Kırk gün sonra seçim var, UBP bunu nasıl atlatır?
En önemlisi de UBP tabanı, binlerce insan gelmiş iradesini ortaya koymuş.
Bu insanların ne düşündüğünün bir önemi yok mu?
Atlatılması zor bir süreç.
İşin diğer tarafında ise şu var;
Herkes ömür boyu milletvekili olacak diye bir şey yok.
Bıkmak, usanmak, yorulmak, vaz geçmek yok mu?
Nereye kadar, yok mu bunun bir sonu, süresi.
Bu bir meslek mi, üstelik yaş sınırı, emekliliği olmayan.
Aynı isimlerin kaç dönem milletvekili olacağı değil, toplumun değişen ihtiyaçlarına nasıl karşılık verileceği önemli.
Demokrasi, yalnızca sandığın kurulması ve vatandaşın oy kullanması değil.
Aynı zamanda yenilenme iradesidir.
Değişen beklentilerin siyasete yansıması, yeni fikirlerin önünün açılması.
Siyaset, bir ülkenin geleceğini şekillendirme aracı olmaktan çıkıp kişilerin vazgeçilmezliğine dönüşürse, kaybeden toplumun kendisidir.
Parti üyeleri, tabanı, seçmeni, neden değişime bu kadar kapalı.
Tek işi Meclise gitmek olan bazı milletvekillerinden neden vaz geçilemiyor?
Gerçekten anlamak zor.
İlla ki milletvekili olmaya gerek yok.
Siyasi tecrübe, kurumsal hafıza, olmazsa olmazdır, ama ömür boyu milletvekili olmanın bir gerekçesi olamaz.
Bir kez daha altını çizeyim, bu hırs, istek ve ısrarı anlamıyorum.
Yine anlamadığım nokta, parti üyelerinin neden bu değişme öncü olmadığı.
Bugün, bu konuya takıldım, yapacak bir şey yok.
Önemli olan, bir insanın kaç dönem milletvekilliği yaptığı değil, o dönemler boyunca ülkeye ne kattığıdır.
Milletvekilliği, ömür boyu kazanılmış bir meslek değil, zamana ve topluma uyması gereken bir kamu görevidir.
Elbette sadece, yeni yüzlerle de değişim olmaz, yeni yüzler gelip eski alışkanlıkları sürdürüyorsa ki bizde genel de böyle olur, değişen yalnızca isimlerdir, siyaset kültürü değil.
Çok uzak olsa da, olması gereken, Meclisin daha fazla denetlenebilir olması, siyasi partilerin kendi içlerinde demokratik mekanizmaları işletmesi ve gençlerin siyasete katılmasının önündeki engellerin azaltılması.
Milletvekilliği bir meslekten önce kamusal sorumluluktur.
Ve en önemlisi, seçmen, gördüğüm o ki, yine ezbere, yine takım tutar gibi adam kayırma, yine birilerine kızıp, tepkisini bir başka siyasete destekle gösterme, yine aynı isimlerden medet umma, sonuç açık, basit, hüsran ve çıkmaz.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.