Özgüven ve ihtiyaç

Yayın Tarihi: 30/10/26 07:38
okuma süresi: 4 dak.

Bir önceki yazımın başlığı şuydu;

“Haklı olmak yetmez, dünyaya anlatmak gerek”

Yazımın ana konusu, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununa bağlı olarak mağdur taraf olduğunu dünyaya anlatılmasının gerekliliği.

Bu gereklilik, sadece Cumhurbaşkanlığı, sürdürülen liderler görüşmesi, siyaset odaklı olmamalı.

Anlatmak istediğim bu.

Kıbrıs sorunu, yalnızca müzakere masalarında konuşulan bir siyasi mesele değil.

Kıbrıslı Türklerin geçmişini, bugününü ve tabi ki geleceğini, dünyada hak ettiği yeri bulma mücadelesini, ilgilendiren bir mesele.

Bu nedenle dünyaya kendimizi anlatmak, yalnızca Cumhurbaşkanının ya da hükümetin görevi değildir, olmamalıdır.

Bu, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren ortak bir sorumluluktur.

Kıbrıslı Türkler, kendi tarihlerini, Kıbrıs sorunun ne zaman, ne şekilde başladığını, taleplerini dünyaya anlatmak zorundadır.

Çünkü haklı olmak yetmez, yetmiyor, haklılığın ne kadar anlatılabildiği ve anlaşılabildiği de önemlidir.

İşin özü şudur;

Kıbrıslı Türklerin yaşadıkları, beklentileri ve siyasi eşitlik talepleri uluslararası kamuoyuna nasıl karşılanıyor?

Diplomatik, siyasi görüşmeler, tek başına yeterli değil.

Diplomasi masası kadar, dünya kamuoyunda yaratılan etki de önemlidir.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sırf görüşme olsun noktasında değil, en başından bu noktadan uzak oldu.

Sonuç almaya odaklandı, diplomatik girişimler ve uluslararası temaslarla, Rum tarafının söylemde farklı, gerçekte farklı yaklaşım ve girişimlerini BM’ye anlattı.

Bu girişimler Rum tarafında da yankı buldu, güney basını konuyu işledi, irdeledi.

Sürecin sürmesi ve bir noktaya gelmesi yalnızca liderlerin haftada bir görüşmesinden ibaret olmaz.

İletişim, diyalog önemlidir, hele bizim için yaşamsaldır.

Farklı toplumlarla, ekonomik, ticari, kültürel ilişkiler kurmak şart.

Rum tarafının uluslararası alandaki imkânları elbette bizden daha fazladır.

Kabul edelim bu bir güç ve önemli bir avantaj.

İşte bu yüzden, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda görünürlüğünü artırmak yalnızca Cumhurbaşkanlığı üzerinden olmaz, olmamalı.

Bu nasıl yapılabilir, benim derdim bu.

Devam eden bir mücadele var ve bu toplumun bütün kesimlerinin sahiplenmesi gereken bir mücadeledir.

Kıbrıs Türk halkının sesini dünyaya duyurmak yalnızca Cumhurbaşkanlığının, Dışişleri Bakanlığının veya siyasi partilerin görevi değil.

Üniversiteler, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular, sendikalar, meslek örgütleri, gençler, iş insanları, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları da bu çabanın parçası olmalıdır.

Kıbrıs sorunu konusunda farklı düşünenler olabilir.

Çözüm modelleri, müzakere yöntemleri ve geleceğe ilişkin beklentiler konusunda görüş ayrılıkları yaşanabilir.

Ancak bu farklılıklar, Kıbrıslı Türklerin kendilerini dünyaya anlatma çabalarını ortadan kaldırmamalı.

Bu konuda bir stratejiye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

İletişim çağındayız ve her türlü bilgi, belge, düşünce hızla yayılıyor.

Mutlaka ki, Cumhurbaşkanlığı bu sürecin öncü kurumlarından biridir.

Ancak bütün sorumluluğu Cumhurbaşkanına yüklemek, toplumun sahip olduğu, olanaklar ve potansiyeli tamamlayıcı bir şekilde kullanmamak büyük eksiklik olur.

Her şey bitebilir, değişebilir, beklenemedik gelişmeler yaşanabilir, ama kendini anlatmak bitmez, bitmemeli.

Bu bir özgüven ve meselesidir ve buna çok ihtiyacımız var.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları