Allahverdi Kılıç ve ailesinden kim özür dileyecek?
Çok konu oldu, herkes kendince konuştu, yorum yaptı, değerlendirdi.
Dünyanın neresinde olursa, olsun, hiçbir insanın, hiçbir sebeple hayatını kaybetmesini istemem, buna yüreğim, kalbim dayanmaz.
Önce insan hayatı, insan önce neyi, neden yaptığını, ne sonuç beklediğini iyi bilmeli, sorumlu davranmalı.
İşte yaşanan olaylar, yıllar geçse de unutulmuyor, insanlar, toplumlar arasında nefreti, kötülüğü körüklüyor.
Her insana üzüldüm, umarım başkaları da her insanın hayatını kaybetmesine üzülür.
Geçtiğimiz haftalarda bolca konu olan, yıllar öncesine dayanan, sınır olayları ve hayatını kaybeden iki Rum genci, bununla bağlantılı olarak, katledilen suçsuz bir Türk genci, Allahverdi Kılıç.
Ailesiyle, abisi Yaşar Kılıç’la, yıllar öncesinde yaptığım söyleşiyi, ölümünün otuzuncu yılında bir kez daha paylaşıyorum.
İşte acılı abi, Yaşar Kılıç’ın anlattıkları;
“Kavganın sonu yok. İşte benim kardeşim öldü, gitti. Ateş kimseyi yakmaz, ateş sadece düştüğü yeri yakar. Annemin psikolojisi bozuldu. Aklını yitirdi. Böyle vefat etti.
Allahverdi benim en küçük kardeşimdi ve gerçekten çok iyi bir çocuktu. Neşeliydi, şakacıydı, hayat doluydu. Biz 1976 da Kıbrıs’a geldik. Allahverdi henüz kırk günlüktü. Burada okudu, okulunu bitirdi. Üniversiteye gitmeye hazırlandı. Daha sonra dondurdu ve askere gitti.
Olay gecesi sabaha karşı saat üç civarı sesler duyduk. İnanılmaz bir gürültü patır, patır ayak sesleri. Elbette korktuk. Gelenler kendi aralarında konuşuyorlardı.
Hızla ve korkarak kapıyı açtım. Kapıyı açmamla beraber fotoğraf makinelerinin gürültüsü ile irkildim. Bir insan topluluğu vardı ve “acaba haberleri var mı?” diye kendi aralarında konuşuyorlardı. Bu soruyu duyar duymaz aklıma oğlum geldi. Kendi kendime dedim ki oğlumu vurdular. Kardeşim hiç aklıma gelmedi.
Vurmuşlar çocuğu. Allahverdi de on dört mermi vardı. Beraberinde olan arkadaşı da vuruldu. Hemen babama gittim. Gelenler Türkiye’deki gazeteciler, tüm televizyon kanalları. Bizim haberimiz olmadan haberleri olmuş, hemen gelmişler.
Sınırda olaylar vardı o dönem. Bizimkiler biraz hazırlıksız yakalandı. Böyle bir olayı tahmin etmediler. Bir misillemeyi düşünemediler.
Herkes sonuçta insan. İşte güneydeki Rumlar, onlarda yanmıyor mu, ağlamıyor mu yitirdiği canlarına, çocuklarına, kardeşlerine?
Mümkün mü bu? Kimse ölmesin. Kimsenin yüreği yanmasın. Bunun sebebi ne? Şimdi bu toprakları alsalar, benim kardeşim geri mi gelecek? Gelmez artık. Bu kafalarla 1950‘ler den bu yana geldik, hani kim ne kazandı? Neden insanca yaşamayalım?
Artık barışın, çözümün değeri anlaşılsın. Yaşadığımız acıların aynısını Rumlar da yaşadı. Nedir paylaşılamayan? Bir çocuğu büyütmek, beslemek, umutlarını yeşertmek kolay mı? Bir anda tüm hayallerin yıkılıyor, insan bu, kolay mı? Diktiğin bir ağaç kurur ve üzülürsün, insan canı bu kadar kolay olmamalı. Zaman geçer, ama unutulur mu? Unutulmaz, her zaman aklında.”
Bu sözlere katılmamak elde mi?
Değdi mi?
Ne suçu vardı Allahverdi’nin?
Gencecik insanlar gitti, aileler acı içinde yaşamaya çalışıyor.
Şimdi Allahverdi’ den ve ailesinden kim özür dileyecek?
Kim onun yerine “adalet sağlansın, suçlular cezalandırılsın” diyecek.
Yok mu onun yaşam hakkını savunacak, onun adına konuşacak birileri?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.