Sosyal medya kirliliği “normalleştiriliyor”

Yayın Tarihi: 28/08/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri iletişim kolaylaştı, bilgiye ulaşmak hızlandı, herkesin düşüncesini söyleyebileceği büyük bir alan oluştu.

Ama zamanla bu alan başka bir tarafa evrildi, yön değiştirdi, amacından saptı.

Özellikle siyaset tarafında ve ne olduğunun anlaşılmadığı, henüz ortaya çıkmadığı, netleşmenin olmadığı birçok olayda yargı mekanizması haline geldi.

Fikirlerin tartışıldığı, konuşulduğu bir ortam yerine küfürlerin, hakaretlerin, aşağılamaların ve bel altı saldırıların merkezine dönüştü.

Artık hayat sosyal medyada, bir elin parmağını geçmeyen oluşumlar, sosyal medyada, yüzbinlerce insanı temsil ediyormuş gibi bir hava yaratabiliyor.

Algı ve manipülasyon, kaynağı, yöneticisi belirsiz hesaplardan yayılan haberler, daha çok dedikodu niteliği olan, bilgi kirliliği insanları etkiliyor.

Bir siyasetçinin yaptığı açıklamayı eleştirmek başka, kişiliğine saldırmak başka.

Bir siyasi partinin politikalarını yanlış bulmak, bu politika yerine başka politikaları savunmak demokratik bir hak.

Bir milletvekilinin kararını sorgulamak, bir bakanın icraatını eleştirmek, bir başbakanın söylemlerine itiraz etmek siyasetin doğası.

Ancak bütün bunların bir sınırı olmalı.

O sınır da, her insanın bir ailesi ve özel hayatının olduğunun unutulmaması.

Bugün sosyal medyada bir siyasetçi hakkında yapılan bazı yorumlara baktığınızda, ortada ne fikir var, ne eleştiri, ne de tartışma.

Genellikle, öfke, küfür, aile üzerinden saldırı var.

Özel hayat üzerinden imalar var.

Ve en kötüsü, bütün bunların “eleştiri” adı altında normalleşmeye başlaması.

Oysa hakaret etmek, eleştirmek değildir.

Siyasetçiler kamuya mal olmuş kişilerdir, elbette her hareketleri göz önündedir ve yaptıkları her zaman tartışılmalıdır.

Ve tabi ki eleştiriye açık olmak zorundadırlar.

Ama kamu görevi yapmak, bir insanın ailesini, çocuklarını, özel hayatını ve kişilik haklarını hedef haline getirmemeli.

Eleştiri ile özel hayat ayrı tutulmalı.

Bir başka nokta ise, bu ayırım yapılırken, bizden olan, bizden olmayan ayırımının da yapılmaması gerekiyor.

Bu anlattıklarım, siyasi görüşü, duruşu, makamı, siyasi partisi gözetmeksizin her siyasi için geçerli olmalıdır.

Sosyal medyada sınırsız fikir belirtmenin sebebi, karşı tarafta birinin olmaması olarak gösteriliyor.

Oysa ekranın diğer tarafında da bir insan, onun yakınları, ailesi var.

Son zamanlarda insanların birbirine tahammül edememesi gibi bir sorun görülüyor, bu ciddi bir sorun ve adeta bir zehir.

Tek sorumlu, sosyal medya kullanıcılıları mı?

Elbette öyle değil, siyasetçi de sorumlu bir dil kullanmalı.

Bu nedenle siyasetçiler de söyledikleri her sözün toplumdaki karşılığını düşünmeli.

Çünkü siyasette kullanılan dil, zamanla toplumun dili haline gelir.

Siyasetçi seviyeyi düşürürse, toplum da düşürür.

Bugün ihtiyacımız olan şey daha az eleştiri değil, daha kaliteli eleştiri.

Sosyal medya özgürlük alanıdır.

Ama özgürlük, sınırsız hakaret etme özgürlüğü değildir.

Bu noktada sınır zaman zaman aşılıyor.

Hele ki seçim sürecinde olduğumuz bu zamanlarda, herkese düşen daha olumlu bir dil kullanmaktır.

Çünkü siyaset değişir, iktidarlar değişir, partiler değişir, geriye toplumun birbirine karşı kullandığı ağır dil kalır.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları