Gerçeklik yerini slogana bırakmış
Eminim ki, hiçbir dönem, hiç bu kadar uzaklaşmadık.
Peki, neden uzaklaştık, tek kelime ile anlatayım, gerçeklikten.
Bir şey ya doğruydu ya yanlıştı.
Bir sorun varsı ve çözüm aranırdı.
Bir yanlış yapıldığında bunun hesabı sorulur, doğru yapan takdir edilirdi.
Şimdi ise başka bir dönemin içindeyiz.
Gerçeklik geri plana itildi, popülizm öne çıktı.
Bugün birçok tartışmada “Gerçek ne?” sorusundan önce “Bunu nasıl anlatırsak daha çok alkış alırız?” sorusu ile şekilleniyor.
Rakamların, verilerin, somut sonuçların yerini sloganlar aldı.
Yapmacık, şekilcilik, sadece görüntü.
Büyük ve ciddi bir sorun mu yaşanıyor, çözüm çok da önemli değil.
Bir başarı hikâyesi oluşturulur, sosyal medyada paylaşılır, birkaç slogan eklenir ve o sorunun üzeri örtülür.
Oysa esas yer sokaktır, insanların günlük hayatına ne kadar dokunulduğudur.
Toplumun duymak istediği neyse, çoğu zaman söylenen o oluyor.
İnsanların görmek istemediği gerçekler ise mümkün olduğunca erteleniyor.
Çünkü popülizm kısa vadede alkış getiriyor.
Yanlışı yapan, aynı mahalleden olduklarından bir kesimden her koşulda destek alıyor.
Aynı hatayı bir başkası yapınca anında tepki ile karşılaşıyor.
Hâlbuki önemli olan hatanın, yanlışın olması değil midir?
Bu çok büyük bir çelişki.
Gerçekler ise acıdır, gerçek yanlış politikaları kabul etmeyi gerektirir.
“Hata yaptık” diyebilmeyi gerektirir.
Çözüm için bedel ödemeyi gerektirir.
Popülizm ise bütün bunların yerine kolay cümleler koyar.
Karşı tarafı suçlamak, her koşulda eleştiri, güzel cümlelerle, sloganlarla görevini yerine getirmiş olmanın rahatlığı.
Toplum bir süre kandırılabilir.
Ama gerçeklik sonsuza kadar ertelenemez.
Popülizmin en güçlü tarafı, insanların korkularına, umutlarına ve beklentilerine cevap vermesidir.
İnsanlara duymak istediklerini söylemek kolaydır.
Zor olan, onlara gerçeği söyleyip çözüm üretmektir.
Çözüm odaklı, güven veren, gerçek siyaset budur.
Ancak günümüzde siyaset yalnızca sandığa kadar düşünülür hale gelirse, uzun vadeli doğruların yerini kısa vadeli alkışlar alır.
Aynen bugün olduğu gibi.
Oysa devlet yönetmek, yalnızca bugünü kurtarmak değildir.
Yarını da düşünmektir.
Kim daha yüksek sesle konuşuyorsa haklı sanılıyor.
Kim daha fazla beğeni alıyorsa başarılı kabul ediliyor.
Kim daha sert saldırıyorsa daha cesur görülüyor.
Oysa gerçeklik, beğeni sayısıyla ölçülmez.
Bir ülkenin geleceği sosyal medya etkileşimleriyle kurulamaz.
Bugün en büyük ihtiyacımız belki de yeni bir siyasi söylem değil, gerçekliğe dönmektir.
Gerçek bazen hoşumuza gitmeyebilir.
Ama gerçek, hoşumuza gitsin diye değişmez.
Ve toplumlar, gerçekleri konuşmayı bıraktıkları anda sorunlarını çözme yeteneklerini de kaybetmeye başlarlar.
Bugün ihtiyacımız olan daha fazla slogan değil.
Öze, gerçekliğe, samimiyete, sorumluluk almaya, hesap verebilirlik, şeffaflıkla, şekillenen kamusal yönetime.
Çünkü gerçeklik giderse geriye yalnızca görüntü kalır.
Görüntü ise bir ülkeyi yönetmeye yetmez.
Gerçekler mi, slogan ve popülizm mi?
Tabi ki alkış almak, günü kurtarabilir, ama sonuçta hayatın ve toplumun kendisi, bütün alkışları susturur.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.