Üsler konusu, tek taraflı bir konu değil
Yazıya başlarken, önceki yazımdan bir bölüm paylaşmak istiyorum;
"İngiliz üsleri konusu da, son dönemde daha bir tartışılır noktaya geldi.
Erhürman, Rum lider Hristodulidis’in üsler ile ilgili olarak bir komite kurulmasını teklif ettiği konusunu da şu şekilde yorumladı;
"İngiltere ile Kıbrıslı Rumlar arasında kurulması planlanan bir komitenin, hukuksal açıdan Türkiye ve Kıbrıslı Türkleri dışlayarak gerçekleşmesi mümkün değil. Mevcut anlaşmalar çerçevesinde Türkiye ve Kıbrıslı Türkler taraftır. İngiltere’nin adadan tek taraflı ayrılma hakkı bulunsa da yetkilerle ilgili düzenlemelerin taraflarla birlikte ele alınması gerekiyor.
Üsler konusu gündemde tutuluyor ama Baf’ta bulunan Andreas Papandreu hava üssü konuşulmuyor. Oysa İsrail’le yapılan anlaşma, Andreas Papandreu hava üssü üzerindendir.”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'la yaptığımız TV programında, çok tartışılan İngiliz üsleri ile ilgili soruma karşılık verdiği cevap böyleydi.
Bir gün sorasında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, İngiliz askeri üsleriyle ilgili olarak, Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri döndüklerinde İngiliz Üsleriyle ilgili müzakerede söz sahibi olabilir. Türkiye de Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığında İngiliz üslerinin geleceğinde söz sahibi olabilir.”
Hristodulidis'e basının sorularını yanıtlarken, İngiltere ile görüşmenin ne zaman başlayacağı sorusuna da şu cevabı verdi;
"Şu anda öncelikli kaygımız Orta Doğu’daki krizin yönetilmesidir. Tezlerimiz resmen iletildi. Bazı görüşmeler yapıldı. Belirli bir plan ve proje kapsamında ilerliyoruz."
Suçlama oyunu, duygusal hareket etme değildir bu söyleyeceklerim.
Fakat bu konunun bir hukuki bağı yok mu?
Bu hukuki bağın tarafları, Kıbrıs Cumhuriyetinin garantörlerinden biri olan Türkiye ve Kıbrıslı Türkler değil midir?
Her an müzakerelerin başlamasına hazırım diyen bir lider, böyle bir açıklama yapar mı?
Bazı görüşmeler yapılmış, belirli plan ve proje kapsamında ilerleniyormuş, bizim neden bilgimiz yok demek, suç mu?
Her söylenen karşılık bulacak, her şeye karşılık verilecek diye bir kural yok tabi ki.
Ancak böyle bir dönemde, böyle girişim ve açıklamaların dışında bırakılmak, son derece gereksiz ve iyi niyetten uzak.
Garip bir ortam var ve bu normalleştiriliyor.
Kıbrıs Türk siyasetinin, özellikle bu konudaki söylemleri, söylem yöntemi açısından eleştirilebilir.
Ama bu içeriği değiştirmemeli.
İçerik nedir? Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluş anlaşmalarına dayanan, bugün için Kıbrıs adasının bütününün, hiçbir sorumluluğu olmadığı bir savaşın adeta parçası yapan, Birleşik Krallığa ait üslerinin tartışılması ve bu tartışmanın tek taraflı yapılması, tek tarafla yürütülmesi.
Bunda diğer garantör devletlerin söz hakkı yok mu, Kıbrıs Cumhuriyetinin iki halkından biri olan Kıbrıslı Türklerin görüşü, düşüncesi önemli değil mi?
Ve elbette olayın hukuki tarafı da var.
Bunları konuşmak, gündeme getirmek, tartışmak, tartıştırmak ve eleştirmek yanlış mı?
Anlamakta zorlandığım bu, Cumhurbaşkanı Erhürman, Başbakan Üstel veya Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, ya da bir başka biri, tabi ki eleştirecek.
Söylemlerde herkesin düşüncesine hitap edilmiyor, olabilir.
Ama bu söylemeleri eleştirirken, konunun özünden, içeriğinden kopulmaması gerek.
İçerik de açık ve net ortadadır.
İngiliz üsleri konusunda, söz hakkı sadece Rum yönetiminde değildir.
İçinde bulunduğumuz kritik süreçte, adanın tamamını ilgilendiren konularda, sorumlulukla hareket etmek, tüm taraflara ve makam sahiplerine düşen bir görevdir.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.