Babama mektup
30 Mayıs, hayatımın dönüm noktalarından, belki de hayatıma yön veren en önemli tarihlerden biri.
Her 30 Mayıs gününde babama mektup yazıyorum.
Bugün aramızdan bedenen ayrılışının 32. Yıl dönümü.
Bir yıl daha geride kalmış ve bir önceki yıldan bugüne, yine çok şey birikmiş.
Bugün kurban bayramının son günü.
Bayramın ilk günü sana geldik canım babam.
Her yıl bayram ziyaretleri, bayramlaşmalar, ailelerin bir araya gelmesi, azaldıkça azalıyor.
Sıradanlaşıyor, yabancılaşıyor, eskiye özlem daha da büyüyor.
Ne yazık ki, ülkeye dair, geçmiş yıllardan, çok da farklı olmayan gündemler yaşanıyor.
Bir belirsizlik, geleceğe dair endişe, bunun yanında elbette daha iyi bir ülke ve yaşam için nesiller boyu süren mücadele, devam ediyor.
Ülkemiz, Kıbrıs, bölgede önemi daha da artan, stratejik olarak çok daha önemli bir noktada.
ABD, İsrail, İran savaşı, Kıbrıs adasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Onca olumsuzluğa rağmen, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi hala adanın ortak çıkarları noktasında işbirliği yapamıyor.
Sen adanın iki tarafına geçişleri serbestleştiren günleri görmedin, o günlerden bu güne tabi ki fark var.
Ancak çok daha iyi olabilirdi.
KKTC gündemi yıllar öncesiyle benzeşiyor, aynı sorunların çözümünden çok, etrafından dolaşılıyor, popülizm ve günü kurtarma alışkanlıkları hiç değişmiyor.
Yıllar içinde sistem olmuş sistemsizlik hepimizi bitiriyor, bunun yanında radikal karar ve adımlar, cesur, kalıcı önlem ve uygulamalar yapılamıyor, halk siyasetin alacağı kararlara inanmıyor, güvenmiyor.
Doktorlar, eczacılar tutuklandı, sahte diplomalar çarşaf çarşaf sergilendi, siyaset ciddiyetini kaybetti, sosyal medyaya sıkıştı kaldı.
En çok bağıran, haklı zannediliyor, fikir yok, vizyon yok, sen yaptın, ben yaptım kavgası gölgesinde bir yarış var.
Artık seçim yapmakla, siyasetlerin değil, ancak isimlerin değişmesi yaşanıyor.
Bize gelince, hayatın her alanında mücadelemiz sürüyor.
Artık biraz daha yaş almış, biraz daha olgun, biraz daha yorgun.
Annem, yine hepimize yetişmeye çalışıyor.
Dur bilmiyor, durak bilmiyor, dinlenmiyor, dinlemiyor.
Çocuklar, torunlar, yeni ortaya çıkan sağlık sorunları, kısaca her zaman olduğu gibi.
Nilçin, hepimize, her konuda destek olmaya, motive etmeye ve zorlamaya devam ediyor.
Burçin, artık düzenini kurmuş, kendi ayakları üzerinde duran, küçük Erçin’e yetişmeye çalışıyor.
Veli, Neslihan, Cansu, sen onları görmedin, bilmedin ama onlar seni çok iyi biliyor.
Aynı zaman da torunların, iki Sami, Mehmet, Erçin, anılarınla büyüyor.
Onlarca anıyı, yaşanmışı, güzel ve acı hatıralarımızı kendileri de yaşamış gibi ezbere anlatıyor.
Ben, biraz sağlık sorunları, daha dikkatli, daha temkinli, dinleyerek, yazarak, okuyarak, üretmeye devam ediyorum.
Artık ellili yaşlara geldim, daha önce çok önemsediğim, hatta büyüttüğüm, pek çok konuyu, artık önemsemiyorum, zamana bırakıyorum, kimini “değmez” diyerek, kimini “gerek yok” diyerek yüklenmiyorum.
Galiba bunun adı artık “tecrübe” hayat pek çok şeyi ister istemez öğretiyor.
Yine sona geldik canım babam, bitmeyecek özleminle, seni bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.