Popülizmin belirlediği gündem

Yayın Tarihi: 20/02/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Sağlık konusunda yaşananlar, EKTAM konusu, geçen haftanın iç gündemiydi.

Bugün bambaşka konular tartışılıyor, bu kadar değişken bir gündem.

En kötüsü de, tartışılan ve gerilimin en üst noktaya çıktığı meseleler de sonuç yok.

Yazının girişinde yazdığım konularla ilgili sıkıntılar aynen devam ediyor.

Şimdi gerilim başka alanlarda, çok gitmez başka gündemler çıkacak, tüketilecek.

Her konuda, mevcudun ileriye götürülmesi esastır, esas olmalıdır.

Var olanı devam ettirmek, çok kolaydır, fakat ortaya bir fark çıkarmaz, böyle olunca, aynılaşma, benzerlik ve sıkışmışlık kaçınılmaz.

Zaman durmuyor, dünya durmuyor, değişime göre güncellenmek şart.

En başta bunu kabul etmek, çok taraflı bir masa ile tarafların ortak beklentisini karşılamak.

Yapılmak istenenlerle, atılan adımlar, buna karşılık beklenti ve istekler çatışıyor.

Çıta yükseliyor, tansiyon ve gerilim artıyor, bu günlerce sürüyor, mağdur kim, mağdur sıradan vatandaş.

Yenilenme, güncellenme, zamanı yakalama önemlidir, bu uğurda çaba, daha da önemlidir.

Her alanda, her konuda benzer tablolar yaşanıyor, bir kısır döngü, aslında.

Eşeği önce kaybedip, sonra bulma sevinci.

EKTAM konusu da, detayları itibarı ile önemli bir eşiktir.

Sendikalı olup, iş güvencesi talep eden şirket çalışanların meselesi değildir artık.

Sonuca göre tüm özel sektöre, kurumsal şirketlere yansıyacak bir gelişmedir.

Ancak daha popülist bir gündem oluştuğu için gündemden düştü, ta ki yeniler çıkana, büyütülüp, gerilim artırılana kadar.

Hayat, zaman, dünya, teknoloji, ihtiyaçlar, değişiyor, yenileniyor, bunun yanında beklentiler de farklılaşıyor.

Bunların karşısında durmak imkânsız, adım adım ve planlayarak, programlarla, zararsız ziyansız çağı yakalamak gerek.

Maalesef geriye düşmüş bir başka konu da, yargının talep ve beklentileridir.

Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, yapılmak istenileni özetledi;

“Yüksek Mahkeme üye sayısının, 8’den 11’e çıkarılması.

Mahkeme teşkilat yapısının üç dereceli sisteme dönüştürülmesi, Kaza mahkemelerinin üzerinde istinaf mahkemesi ve onun üzerinde Yargıtay olacak şekilde yeniden yapılandırılması.

Kaza İdari Mahkemelerinin oluşturulması ve idari davalarda iki dereceli sistemin kurulması, Yüksek İdare Mahkemesi’ne tazminat verme yetkisi tanınarak süreci uzatan aşamaların kısaltılması.

Tüm bunları bir araya koyarak, değişen ve artan nüfusu da düşünerek, hesaba katarak, yargının talep ettiği değişikliklere ve halka sunulup onay alınmasına, referanduma imkân sağlanması.”

Mutlaka ki her değişim sancılı olur, adım atmadan, denemeden, yanlışlıklar, hatalar, değişmesi gerekenler ortaya çıkmaz.

Yargının beklediği, talep ettiği güncellemelere de bu bakış açısı ile bakıyorum.

Bunu tüm etkenlerden bağımsız, geç kalınmış bir güncelleme, haklı bir beklenti olarak kabul ediyorum.

Siyasallaştırılmasını ve siyasi temelli tartışılmasını da yanlış buluyorum.

Çok geniş, çok teferruatlı bir talep değil.

Üç yeni yüksek mahkeme yargıcı, ikinci derece istinaf mahkemesi kurulması, her kazaya bir idare mahkemesi kurulması, talep bu kadar açık ve net.

Ortak bir takım akla ihtiyaç var.

Eksiksiz tüm paydaşların katkısına, sahiplenmesine, gelinen nokta elbette arzu edilen değil.

Ancak her konuyu siyasete, belli siyasi şartlara bağlamak, değişimin önünü kapar, ihtiyaçları erteler, kaybeden yine toplum olur.

Kestirip atmadan, sağduyu galip gelmeli.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları