“BOP” uygulamada
Savaş devam ediyor.
ABD, İsrail ortaklığının İran’a karşı başlattığı operasyon sürüyor.
Neyin, ne olduğu tam olarak belli değil, ABD ve İsrail bu saldırı ile ne elde etti, o da tam olarak anlaşılmadı.
Son yazımda da bahsetmiştim, Ortadoğu coğrafyası yeniden şekillendiriliyor ve bu yaşananlar sürpriz değil, yıllardır, adım, adım bugünler hazırlandı.
Aslında Irak da, Filistin, Gazze de, Lübnan ve Suriye de ne olmuşsa, İran’da olan da budur.
Tüm bunları, kendi ülkesine, insanına zulüm eden, baskılarla ülkeyi yöneten, kendi içinde düşmanlar yaratan yönetimleri desteklemek amacıyla söylemiyorum, bunlar bir tarafa, başka güçlerin, başka hesaplarla bir ülkeyi hukuksuz ve temelsizce yerle bir etmesini doğru bulmuyorum.
Yani o haklı bu haklı noktasından çok, bir ülkenin nasıl yönetileceğine, o ülkenin insanlarının karar vermesinden yanayım.
Gerçekten isteniyorsa, gün gelir, ne kadar sürerse sürsün, halka rağmen baskıcı bir rejim ilelebet devam etmez.
Bu süreçte, “Büyük Ortadoğu Projesi” olarak bilinen, yıllardır konuşulan plan veya hedef yeniden tartışılmaya başlandı.
Tartışılma sebebi ise;
“ABD’nin açıkladığı amaçlar;
Özellikle George W. Bush döneminde dile getirilen vizyona göre Ortadoğu’da amaçlananlar:
Siyasal dönüşüm,
- Otoriter rejimlerin yerine daha demokratik yönetimlerin gelmesi,
- Serbest ve şeffaf seçimler,
- Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi,
Ekonomik dönüşüm;
- Serbest piyasa ekonomisinin yayılması,
- Yabancı yatırımların artırılması,
- Küresel ekonomiye entegrasyon,
Toplumsal reform;
- Kadın haklarının geliştirilmesi,
- Eğitim reformları,
- Sivil toplumun güçlendirilmesi,
Güvenlik;
- 11 Eylül sonrası terörle mücadele,
- Radikal örgütleri etkisiz hale getirmek,
Bu çerçevede, Irak savaşı bazı çevrelerce bölgeyi dönüştürme sürecinin başlangıcı olarak da değerlendiriliyor.”
Bunları bir tarafa koyalım ve düşünelim, bu proje ile ilgili çok bilinmezlik ve tartışma varken, yapılan eleştirilere göre Ortadoğu’da asıl hedefler şunlar gösteriliyor:
“1) Enerji kaynakları üzerinde kontrol sağlama;
Ortadoğu dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin büyük kısmına sahiptir. Bölgeyi istikrarlı ama Batı’ya yakın yönetimlerle kontrol altında tutmak hedef olarak belirlenmiş.
2) İsrail’in güvenliği;
İsrail’in güvenliğinin uzun vadede sağlanması önemli bir stratejik unsur olarak görülüyor.
3) Bölgesel güçlerin zayıflatılması;
Irak, Suriye gibi güçlü merkezi devletlerin parçalanması veya zayıflatılması.
4) Sınırların yeniden şekillenmesi;
Bazı harita tartışmalarında “Yeni Ortadoğu” söylemi ortaya atılmıştır. Ancak bunun resmî, bağlayıcı bir plan olduğu kanıtlanmış değildir.”
Bir tarafta, Ortadoğu’ya yeni bir gelecek vaadi, demokrasi, reform, ekonomik istikrar, bir diğer tarafta ise ABD ve İsrail’in çıkarlarına göre bölgeyi yeniden şekillendirmek, dizayn etmek.
Hangileri gerçekleşmiş, yapılanlar hangi söyleme ve yoruma daha yakın, sanırım gün gibi ortada.
“Büyük Ortadoğu Projesi” bu olsa gerek.
Ve ABD’nin 2000’li yıllardan bölgeye yönelik stratejik yaklaşımını ifade ediyor.
Yıllardır konuşulan, var olduğu kabul edilen bir hedef olduğu açık, belli zaman planlaması içinde, adım adım uygulandığını da görüyoruz.
Bundan sonra ne olur, işte bu tam bir muamma.
Biz yeniden Kıbrıs’a, bize bakalım, kontrolsüz bir güç, iletişimden korkan bir siyasi elit saçmalığı, güçlü olunacak diye, adaya getirilen emperyalistler, şaşkınca olan biteni izleyen, Rum’u ve Türk’ü ile Kıbrıslılar.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.