“Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız”

Yayın Tarihi: 01/06/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Kurban bayramı ve tatili bitti.

Bugün ülke normalleşmeye, günlük yaşama odaklanmaya kaldığı yerden devam edecek.

Sorunlar bir bütündür ve bütünlüklü çözümler gereklidir.

Sorun olmayan ülke var mıdır, elbette yoktur.

Mesele, güne ayak uydurmak, beklentileri karşılayacak adımları zamanında atmak, güncellemek, yenilemek, gelişmek, geliştirmek.

Bu, iyi, doğru, güzel şeyler yoktur anlamına gelmiyor, tabi ki vardır, fakat eskidikçe, zamansız kalındıkça, günlük düşündükçe bir birikim oluşuyor, artıyor, büyüyor.

İşte bu noktada devreye siyaset, siyasi partiler, vizyonlar, plan ve programlar girecek.

Seçim sürecindeyiz, siyasi partiler bu sürece girdi, bunu anlamak çok zor değil.

Her anlamda sıcak bir yaz bizi bekliyor.

Aralık ayında yapılacak olan yerel seçimler, belirlenmeye başlayan adaylar, yerel seçimle anılan, öncesi veya beraber, hiç olmadı sonrasında bir genel seçim.

İki seçimin beraber yapılabileceği yönünde görüşler, yüksek sesle seslendirilmeye başlandı, bunun ciddi sorunlar yaratacağı kesin.

Ne siyasi popülizm, ne de koşulsuz günü kurtarma veya “seçimi atlatalım da bakarız” kolaycılığına teslim politika mantığının artık bir geçerliliği yok, olmamalı da.

Benim anlayışım, yaklaşımım, seçim yapmakla sorunların tek başına çözülemeyeceği yönünde.

Anlatmak istediğim, “seçim yapılmasın, seçime gerek yok” gibi bir akıl tutulması değildir.

Şeffaf, planlı, programa bağlı kalarak, radikal, ciddi, cesur adımlarla, ülke kaynaklarının artırılması ve eşit, adil toplumun her kesimine dağıtılması.

Kamu maliyesi, tüm kesimlerin geliri ve gideridir.

Tüm kesimler, tüm iş alanları, sektörler, hem vergi verme, hem de hizmet alma sorumluluğunu yerine getirmeli.

Bunu illa ki devlet zorla yapsın veya sürekli aflarla geçiştirsin gibi tek taraflı bir politikaya bağlamak ülkeye bir fayda sağlamaz.

“Türkiye hep katkı yapsın, açıkları kapatsın, nasıl olsa destek gelecek” gibi bir anlayıştan kurtulmak ve kendi kaynaklarını etkin, öncelikli kullanmak ilk iş olmalı.

İçinde bulunulan durum aslında bir fırsattır.

Özellikle kamu maliyesi, bu fırsatı kullanmalı, kendi kaynağını yaratma becerisi sağlamalı, üstelik sürekli borçlanarak değil.

Kalıcılaşmış, normalleştirilmiş bir enflasyon gerçeği var.

Uluslararası krizler, döviz dalgalanmaları mutlaka olacak, oluyor.

Bu bir normal, normal olmayan her defasında hazırlıksız olmak.

Hepimiz adına ödenecek fatura git gide ağırlaşıyor, hayat pahalılığı, enflasyon artıyor, büyüyor.

Siyasi seçimler, bunların yapılmasına olanak sağlıyor, sağlamalı.

O zaman bir karşılığı, yeni bir dönemi yaratma etkisi olur.

Yoksa yıllardan bu yana artarak gelen sorunlarla, kamu maliyesinin borçları, hatalı politikalar, asgari ücret, kamu maaşları, hayat pahalılığı çıkmazı içinde boğulmaya devam ederiz.

İlk adım tasarruf olmalı ve karşılığında ne sağlandı, nereye katkı olarak aktarıldı, şeffaf şekilde toplumla paylaşılmalı.

Gelir artırma, popülizmden uzak, olması gerektiği gibi, uygulama değil, sistemle güçlendirilerek, desteklenerek, başarılmak zorunda.

Çok güzel bir motivasyon anlatısı ile yazıyı sonlandırıyorum;

“Kartacalı efsanevi komutan Hannibal Barca, Alpler'i geçerken ordusuna tarihe geçen şu sözleri söylüyor;

“Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.”


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları