AÖA öğrencilerine büyük bir haksızlık yapılıyor
Bir değişiklik, mutlaka ihtiyaç ortaya çıktığında yapılır, yapılmalıdır.
İhtiyacı giderme, yenilenme, güncelleme, zamana uydurma, ancak eskiyi bozmadan, geriye değil, ileriye götürerek, bunu amaç edinerek yapılacaksa, o zaman yapılır.
Bir mağduriyet giderilirken, başka mağduriyetler veya mağdurlar yaratılmaz.
KKTC de ilkokul öğretmeni olmak isteyen, öğretmenlik mesleğini seçen herkes, Atatürk Öğretmen Akademisine gitmeli ve orada ilkokul öğretmeni eğitimi almalıdır.
Bir yıl değil, dört yıl ve akademik programlarla, bu amaca yönelik eğitim alarak.
AÖA girmek, oradan mezun olmak kolay mı?
Yıllarca süren hazırlık, sınav, öğretmenlik mesleğinin gereklerini öğrenme, çocuk psikolojisinden, ailelerin ekonomik ve sosyal durumlarına vakıf olmaya kadar süren meşakkatli bir eğitim süreci, hiç kolay değil.
Geçici öğretmenlik yapan, kadroya girmeyi bekleyen gençlere hiçbir sözüm yok, bir hak verildi, onlarda bu hakkı kullandı.
Mağduriyetleri var mı, bu bakış açısıyla var, fakat yıllarca hazırlanan, sınav giren, onca insan içinde sınavı kazanan, eğitimini alan, sonra tekrar öğretmenlik sınavına alınan, üstelik dışarıdan gelen, başka alanlarda eğitim almış insanlarla yarışması ne kadar doğrudur? Bu da bir mağduriyet değil mi?
Bu durumda olan gençlere de haksızlık yapılmıyor mu?
Devlet, hükümet bunları da düşünmek, adaletli olmak zorundadır.
AÖA mezunu gençleri, tekrardan bir yarışmaya sokmak, sınava tabi tutmak, altını çiziyorum, haksızlıktır.
AÖA bitirmenin hiç olmazsa bir farkı, ayrıcalığı, önceliği olsun, büyük bir haksızlık yapılıyor, bir kez daha söylemeliyim.
Son dönemde kamuoyunun tartıştığı konu bu, Atatürk Öğretmen Akademisi Kuruluş Yasası’nda yapılan değişiklikler.
Hükümet, hazırlanan yasanın, öğretmen yetiştirme sisteminde yeni bir dönemin kapısını aralamayı hedeflediğini savunuyor.
Ve yasa değişikliğinin temel amacının, Atatürk Öğretmen Akademisi’nin çağdaş yükseköğretim standartlarına uyum sağlaması, eğitim programlarının güncellenmesi ve öğretmen yetiştirme süreçlerinin daha etkin hale getirilmesi olduğunu iddia ediyor.
Eğitimciler, sendikalar ise bu değişikliklerin riskli, farklı amaçlar taşıdığını ileri sürüyor.
Kimse kusura bakmasın, eleştirilerin haklı tarafları da var, üstelik de çok yönlü.
Amaç buysa eğitimin bir devlet politikası olması gerektiğini kabul etmek, sadece bu adımla hareket etmemek gerektiği de bilinmeli.
Akademi, özerk, şeffaf, yönetim anlayışıyla, yeniden yapılandırılmış, siyasetten arındırılmış bir noktaya taşınmalı.
Okul yönetimi ile öğrenciler arasında bağ yok, empati, anlama, yardımcı olma, aidiyeti güçlendirecek bir iletişim yok.
Tam tersi, kibir, yukarıdan bakma, egoların büyüdüğü bir ilişki şekli oluşturulmuş.
Öğretmenlerin çoğu sözleşmeli, bu da birçok olumsuzluğun yaşanmasına sebebiyet veriyor.
Sıradan bir kurumdan bahsetmiyoruz, AÖA sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda KKTC’nin gelecekteki öğretmen profiline ve elbette nasıl nesiller yetişeceğine karar veren bir kurum, bu gerçekte ciddiyetle gözden kaçırılmamalı.
Son düzenleme, değişiklik, eğitim politikaları, öğrenci yetiştirecek öğretmenlerin, nasıl olmasının istendiğini de ortaya koyuyor.
Bu nedenle konu, sadece yasal bir düzenleme değil, aynı zamanda eğitim politikalarının geleceğini belirleyecek önemli bir anlayışı ortaya koyan bir adım olarak da tartışılıyor, tartışılmalıdır da.
Görünen o ki konu ile ilgili olarak hukuki bir süreç yaşanacak, AÖA bu şekilde anılmayı hak etmiyor.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.