Günümüzün Hitler’i

Yayın Tarihi: 02/03/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Beklenen oldu, bu bir sürpriz değil.

ABD, İsrail ortaklığı, İran’a karşı beklenen savaşı başlattı.

Haftalardır, hatta aylardır bunun hazırlığı yapılıyor, bildik yöntemlerle algı operasyonları, planlı bir şekilde bu saldırının hazırlığı yapılıyordu.

Üstelik görüşme masasına oturulmuş ve taraflar anlaşmaya doğru giderken, Müslüman bir ülkede, kutsal ramazan ayı idrak edilirken.

Peki, bu savaş kontrolden çıkar mı ya da kontrollü mü ve nerede duracak, kim durduracak, mesele bu?

ABD ve İsrail bunları öngörebiliyor veya bilinçli şekilde bir strateji uygulayabiliyor mu?

Şu bir gerçek ki, ABD ve İsrail, günümüzün Hitler’i gibi, dünya için tehlikeli, iki ülkeden oluşan bir güç halinde ve dur diyebilecek bir başka güç de maalesef yok.

Ne uluslararası kurumlar, ne de herhangi bir devlet veya devletlerden oluşacak herhangi bir ortaklık, yok.

Rusya, saldırıyı kınadı, ötesine gidemez, Ukrayna konusu, beklenenden çok elini ve kolunu bağlamış durumda.

Çin, sadece ekonomik olarak güçlü bir ülke, diğer konulara girmiyor, girmek istemiyor.

Dünya ve tabi ki Ortadoğu coğrafyası ABD ve İsrail ortaklığının insafına kalmış.

Bölgeyi yeniden, kendi çıkarları için şekillendiriyorlar, en başta da ulus devlet istemiyorlar.

Son birkaç günde yaşananlara dönecek olursak, ABD ve İsrail Neden İran’a Saldırdı?

Bir soru daha, bölge uzmanları, aylardır, sırada İran var derken, gerekçeleri neydi?

Ortadoğu, yıllardır, güç mücadelelerinin merkezinde oldu.

Atatürk bunu yüz yıl önce görmüş, Türkiye Cumhuriyetini kurarak, böylesi bir bölgede, çok başka bir ülke yaratmış.

İçteki etnik birleşmelerle, bir ulus devlet ortaya çıkarmış.

Türkiye her zaman bölgede bir denge unsuru oldu, bu da Türkiye’ye Ortadoğu da farklı bir konum getirdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırısına gerekçe gösterilen iddia, İran’ın nükleer gücü ve bu konuda anlaşma sağlanamaması.

Elbette, İran yönetimi, en başta kendi halkına yapmadığını bırakmadı, insanlar ülkelerinden kaçtı, baskı ve zulüm altında yaşadı.

Ancak bu, bir başka ülkenin saldırısını, savaş açmasını normalleştirecek bir durum olmamalı.

Bir rejim sorunu varsa, en başta o ülkenin insanları bu sorunu çözmeli, rejimi başka değişim yolları ile zorlamalı.

ABD ve İsrail’in de İran halkını çok düşündüğünü söyleyemeyiz.

Ayetullah Ali Hamaney öldürülen ilk dini lider, şimdi ise yerine kimin geçeceği tartışılıyor, mutlaka ki ABD, İsrail ortaklığına yakın birisi getirilecek, aynen başka yerlerde olduğu gibi.

Konuşulan, tartışılan çok, müthiş bir bilgi kirliliği ve sonsuz iddialar var.

ABD Başkanı Trump’ın, özellikle Epstein iddiaları konusunda siyasi olarak sıkıştığı, İsrail tarafından bu saldırılarda taraf olmak için zorlandığı, çok karmaşık bir konu.

Bizler sadece izliyor, yorumcular ve uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelerle bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz.

Sonuca dair pek çok ön görü dinledim, ortaya şu özeti çıkardım;

Lübnan’da Hizbullah’ın devreye girmesi, Gazze’de gerilimin daha da artması, diğer Körfez ülkelerinin çatışmaya dâhil olması, petrol konusunda kriz yaşanması, başka ülkelerin de savaşa taraf olması, olası senaryolar böyle, tabi ki temennim bunlar değil.

Temennim, İran halkının, kendi iradesi ile gelişecek yaşam biçiminin, bizzat kendileri tarafından yeniden kurulması.

Kolay olacak mı, olmayacak, belki de her şey daha da zor olacak, bunu da zaman gösterecek.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları