LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

KIRILAN GÜVENİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ

Yayın Tarihi: 11/04/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Görünmeyen Bağ

Güven, söylenmeden var olan; kaybolduğunda her şeyi görünür kılan tek bağdır.

Bir toplumun en güçlü yanı çoğu zaman kurumları, yasaları ya da kuralları değildir. Onu ayakta tutan asıl şey, insanların birbirine ve içinde yaşadıkları düzene duydukları güvendir. Çünkü güven, yazılı değildir ama hissedilir; zorunlu değildir ama vazgeçilmezdir.

Ve ilginçtir… güven çoğu zaman varlığıyla değil, yokluğuyla anlaşılır.

Bir gün gelir, insanlar aynı sokaklardan geçer ama birbirine bakmaz. Aynı kurumlara gider ama inanmaz. Aynı sözleri duyar ama içselleştirmez. İşte o an, güven hâlâ kelimelerin içinde vardır ama hayatın içinden çekilmiştir.

 

Güvenin Yavaş Erozyonu

Güven bir anda yıkılmaz; küçük ihlallerin birikimiyle sessizce çöker.

Hiçbir toplum bir sabah uyanıp güvenini kaybetmez. Bu süreç yavaş ilerler. Küçük adaletsizlikler, ertelenmiş kararlar, tutulmayan sözler… Her biri tek başına önemsiz gibi görünür ama zamanla birikir.

Ve bu birikim, görünmeyen bir kırılma yaratır.

İnsanlar artık sorgulamaya başlar:
“Bu düzen benim için de çalışıyor mu?”
“Ben bu sistemin içinde gerçekten var mıyım?”

Bu sorular çoğaldıkça, güven azalır. Güven azaldıkça, bağlar zayıflar. Ve bağlar zayıfladığında, toplum hâlâ ayakta gibi görünse bile, içten içe çözülmeye başlar.

 

Barış, Adalet ve Hafızanın Kesişim Noktası

Güven yoksa barış geçicidir, adalet tartışmalıdır, hafıza parçalanır.

Güven, önceki üçlemenin görünmeyen merkezidir.

  • Barışın sürdürülebilir olması için güven gerekir.
  • Adaletin kabul edilmesi için güven gerekir.
  • Hafızanın paylaşılabilmesi için güven gerekir.

Eğer insanlar birbirine güvenmiyorsa, barış yalnızca bir ateşkes olur.
Eğer insanlar sisteme güvenmiyorsa, adalet yalnızca bir prosedür olur.
Eğer insanlar geçmişi paylaşamıyorsa, hafıza parçalı kalır.

Bu yüzden güven, sadece bir duygu değil; bir sistemin çalışabilme kapasitesidir.

 

Kırılganlığın Eşiğinde

Güven azaldığında insanlar yalnızlaşır; yalnızlaşan bireyler toplum olamaz.

Güvenin zayıfladığı bir toplumda en belirgin değişim, insanların birbirinden uzaklaşmasıdır. Herkes kendi alanına çekilir, kendi sınırlarını çizer, kendi güvenliğini kendisi sağlamaya çalışır.

Bu bireysel savunma hâli, kısa vadede bir koruma mekanizması gibi görünür. Ancak uzun vadede, toplumsal dokunun çözülmesine neden olur. Çünkü toplum dediğimiz şey, yalnızca birlikte yaşamak değil; birlikte inanabilmektir.

Ve bu inanç kaybolduğunda, insanlar aynı yerde yaşasa bile artık aynı topluma ait değildir.

 

Felsefi Bir Eşik

Güven, rasyonel bir hesap değil; varoluşsal bir teslimiyettir.

Güven, sadece deneyimle değil; aynı zamanda bir tercih ile oluşur. İnsan, her zaman tam bilgiye sahip olmadan da güvenmek zorundadır. Bu yönüyle güven, hem rasyonel hem de varoluşsal bir karardır.

Felsefi açıdan bakıldığında, güven aslında bir risk almadır. Çünkü güvenmek, incinme ihtimalini kabul etmektir. Ancak tam da bu yüzden, güven olmadan hiçbir gerçek ilişki kurulamaz—ne bireyler arasında, ne toplum ile birey arasında.

 

Eşik

Güven, bir toplumun görünmeyen omurgasıdır. Kırıldığında ses çıkarmaz ama etkisi her yerde hissedilir. Çünkü güven yok olduğunda, insanlar sadece birbirine değil; geleceğe de mesafeli yaklaşmaya başlar.

Bu yüzden mesele, güveni yeniden inşa etmek değil; onu yavaş yavaş aşındıran nedenleri fark etmektir. Çünkü güven, zor kurulur ama çok kolay kaybedilir.

Ve belki de tarih bir gün şunu yazacaktır:
Güvenin kaybolduğu toplumlarda insanlar düşmanlarını değil; birbirlerini kaybetti.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları