LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

İnsan Kalabilmek: KKTC Yükseköğretim 2040 Vizyonu – V

Yayın Tarihi: 30/06/26 08:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Yapay Zekâ Çağında Eğitimin Unutmaması Gereken Şey

Bir süredir eğitimden söz ediyoruz.

Okullardan...

Öğretmenlerden...

Üniversitelerden...

Yapay zekâdan...

Mesleklerden...

Geleceğin becerilerinden...

Dijital dönüşümden...

Ama belki de bütün bu tartışmalar boyunca yeterince sormadığımız bir soru vardı:

Bütün bunları neden yapıyoruz?

Daha iyi okullar kurmak için mi?

Daha güçlü ekonomiler oluşturmak için mi?

Daha fazla teknoloji üretmek için mi?

Daha rekabetçi toplumlar yaratmak için mi?

Elbette bunların hepsi önemlidir.

Ancak bunların hiçbiri tek başına eğitimin gerçek amacı değildir.

Çünkü eğitimin amacı yalnızca ekonomik büyüme değildir.

Yalnızca istihdam değildir.

Yalnızca teknoloji değildir.

Eğitimin amacı insandır.

Yapay Zekâ Büyürken İnsan Küçülmemeli

Bugün insanlık tarihinin en büyük teknolojik dönüşümlerinden birini yaşıyoruz.

Yapay zekâ artık metin yazabiliyor.

Resim üretebiliyor.

Kod yazabiliyor.

Veri analiz edebiliyor.

Araştırma yapabiliyor.

Birçok alanda insanın yaptığı işleri devralmaya başlıyor.

Bu gelişmeler heyecan verici olduğu kadar düşündürücüdür.

Çünkü tarihte ilk kez bilgiye erişim konusunda insan ile makine arasındaki fark hızla kapanmaktadır.

Ancak hâlâ kapanmayan bir fark vardır.

Makine hesaplayabilir.

İnsan anlamlandırır.

Makine analiz edebilir.

İnsan değer üretir.

Makine seçenek sunabilir.

İnsan seçim yapar.

Makine bilgi verebilir.

İnsan vicdan geliştirebilir.

İşte bu nedenle yapay zekâ çağında asıl mesele daha güçlü makineler üretmek değildir.

Asıl mesele daha güçlü insanlar yetiştirmektir.

Geleceğin Yetkinlikleri Aslında İnsan Yetkinlikleridir

Dünya Ekonomik Forumu'nun Geleceğin Meslekleri Raporu incelendiğinde dikkat çekici bir durum ortaya çıkmaktadır.

Analitik düşünme...

Yaratıcılık...

Eleştirel düşünme...

Liderlik...

İş birliği...

Empati...

Problem çözme...

Uyum sağlama...

Merak...

Yaşam boyu öğrenme...

Listeye dikkat edildiğinde bunların büyük bölümünün teknik değil, insani yetkinlikler olduğu görülmektedir (World Economic Forum, 2023).

Belki de geleceğin en büyük paradoksu budur.

Teknoloji geliştikçe insan olmanın değeri artmaktadır.

Çünkü makineler insan gibi düşündükçe, insanın insan kalabilmesi daha önemli hale gelmektedir.

Bir Çocuğun Geleceği Bir Sınav Sonucundan Daha Büyüktür

Uzun yıllardır eğitim sistemleri büyük ölçüde sınavlar etrafında şekillendi.

Puanlar...

Sıralamalar...

Yerleştirmeler...

Başarı listeleri...

Oysa bir çocuğun değeri tek bir sınav sonucuna sığmaz.

Bir çocuğun geleceği bir puandan daha büyüktür.

Bir çocuğun içinde;

henüz keşfedilmemiş yetenekler,

ortaya çıkmayı bekleyen hayaller,

gelişmeyi bekleyen potansiyeller vardır.

Eğitimin görevi bu potansiyelleri ortaya çıkarmaktır.

Çocukları birbirinden ayırmak değil...

Kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmaktır.

Belki de bu nedenle geleceğin eğitim sistemleri daha fazla ezber değil;

daha fazla keşif,

daha fazla proje,

daha fazla deneyim,

daha fazla yaratıcılık,

daha fazla insan ilişkisi üzerine kurulacaktır.

Öğretmenler Geleceğin Sessiz Mimarlarıdır

Bu seri boyunca birçok kez öğretmenlerden söz ettik.

Çünkü eğitim sisteminin kalbi hâlâ öğretmendir.

Yapay zekâ öğretmeni destekleyebilir.

Ancak öğretmenin yerini alamaz.

Bir çocuğun gözlerindeki kaygıyı fark eden...

Cesaretini artıran...

Özgüvenini geliştiren...

Hayallerine inanan...

Ona yol gösteren kişi öğretmendir.

Bu nedenle geleceği konuşurken öğretmen eğitimini konuşmak zorundayız.

Çünkü bir ülkenin geleceği sınıflarda şekillenir.

Sınıfların niteliğini ise öğretmenler belirler.

Geçmişi Bilmeyen Geleceği Kuramaz

Bir başka tehlike de burada ortaya çıkmaktadır.

Teknolojiye odaklanırken kültürü unutmamak gerekir.

Yapay zekâyı öğrenirken tarihi unutmamak gerekir.

Küreselleşirken kimliği unutmamak gerekir.

Çünkü geleceği tasarlayabilmek için önce geçmişi anlamak gerekir.

Toplumların hafızası kaybolduğunda yön duygusu da kaybolur.

Bu nedenle eğitim yalnızca beceri kazandırmaz.

Aidiyet de kazandırır.

Yurttaşlık bilinci de kazandırır.

Kültürel bilinç de kazandırır.

Barış kültürü de kazandırır.

Çevre duyarlılığı da kazandırır.

Hayvan sevgisi de kazandırır.

Dayanışma duygusu da kazandırır.

Çünkü insanı insan yapan şey yalnızca bildikleri değildir.

Değerleridir.

Asıl Mesele

Bu yazı dizisi boyunca üniversiteleri konuştuk.

Yapay zekâyı konuştuk.

Ekonomiyi konuştuk.

Geleceği konuştuk.

Ama belki de bütün serinin özü tek bir cümlede saklıdır:

Asıl mesele üniversiteleri dönüştürmek değildir.

Asıl mesele insanı dönüştürmektir.

Çünkü geleceği binalar kurmaz.

Yasalar tek başına kurmaz.

Teknoloji de tek başına kurmaz.

Geleceği insanlar kurar.

Ve insanları yetiştiren şey eğitimdir.

Bu nedenle eğitimin amacı geleceği tahmin etmek değildir.

Eğitimin amacı geleceği tasarlayabilecek insanlar yetiştirmektir.

Peter Drucker'ın ünlü sözüyle:

"Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır." (Drucker, 1999)

Belki bugün buna bir cümle daha eklememiz gerekiyor:

Geleceği yaratmanın en iyi yolu ise onu tasarlayabilecek insanlar yetiştirmektir.

Çünkü yapay zekâ bize daha hızlı düşünmeyi öğretebilir.

Ama neden düşünmemiz gerektiğini yalnızca insan öğretebilir.

Yapay zekâ bize daha fazla bilgi verebilir.

Ama bilgeliği yalnızca insan geliştirebilir.

Ve belki de 21. yüzyılın en büyük eğitim sorusu budur:

Teknolojiyi geliştirmeyi öğrendik.

Peki insan kalabilmeyi başarabilecek miyiz?

Kaynakça

Drucker, P. F. (1999). Management Challenges for the 21st Century. HarperBusiness.

UNESCO. (2021). Reimagining Our Futures Together: A New Social Contract for Education.

World Economic Forum. (2023). The Future of Jobs Report 2023.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.