LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Bugünün çocuklarını yarının dünyasına, hâlâ dünün eğitim anlayışıyla mı hazırlıyoruz?

Yayın Tarihi: 24/06/26 07:30
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Sınavlarda Başarılı Olmak Yetiyor mu?

Bir çocuk düşünün.

Bütün sınavlarından yüksek not alıyor.

Öğretmenleri onu başarılı buluyor.

Ailesi onunla gurur duyuyor.

Diplomaları duvarları süslüyor.

Peki size bir soru sorayım:

Bu çocuk 2045 yılında başarılı olacak mı?

İşte eğitim sistemlerinin bugün karşı karşıya olduğu en büyük soru budur.

Çünkü uzun yıllar boyunca okullarımız çocukları sınavlara hazırladı.

Oysa artık onları hayata hazırlamak zorundayız.

Ve bu ikisi aynı şey değildir.

 

Dünya Değişti, Peki Okullar Değişti mi?

Bir an durup düşünelim.

Bugün cebimizde taşıdığımız telefonlar, insanlığın Ay'a ilk gidişinde kullanılan bilgisayarlardan kat kat güçlüdür.

Yapay zekâ saniyeler içinde metin yazabiliyor.

Resim üretebiliyor.

Yazılım geliştirebiliyor.

Araştırma yapabiliyor.

Buna rağmen dünyanın birçok yerinde çocuklar hâlâ yüz yıl önce tasarlanmış eğitim modelleriyle öğrenmeye çalışıyor.

Sınıflar değişiyor.

Teknoloji değişiyor.

Kitaplar değişiyor.

Ama çoğu zaman öğrenme anlayışı değişmiyor.

İşte asıl sorun burada başlıyor.

OECD'nin Gelecek Eğitim ve Beceriler 2030 çerçevesi, öğrencilerin yalnızca akademik bilgiyle değil; yeni durumlara uyum sağlayabilme, sorumluluk alma, iş birliği kurabilme ve karmaşık sorunları çözebilme becerileriyle donatılması gerektiğini vurgulamaktadır (OECD, 2023).

Çünkü gelecek, ezberlenmiş cevaplardan çok doğru soruları sorabilen insanlara ihtiyaç duyacaktır.

 

Dünya Ekonomik Forumu Bize Ne Söylüyor?

Dünya Ekonomik Forumu'nun geleceğin meslekleri ve becerileri üzerine hazırladığı raporlar çok açık bir gerçeğe işaret ediyor (World Economic Forum, 2023).

Önümüzdeki yıllarda en değerli yetkinlikler arasında;

  • analitik düşünme,
  • yaratıcı düşünme,
  • karmaşık problem çözme,
  • teknoloji okuryazarlığı,
  • yapay zekâ okuryazarlığı,
  • öğrenmeyi öğrenme,
  • dayanıklılık,
  • esneklik,
  • liderlik,
  • sosyal etki oluşturma

yer almaktadır.

Dikkat çekici olan şudur:

Bu becerilerin büyük bölümü herhangi bir ders kitabının içinde yer almaz.

Bunlar yaşamın içinde gelişir.

Ve tam da bu nedenle ilkokul ve ortaokul yılları kritik öneme sahiptir.

 

Ezberleyen Çocuk mu, Düşünen Çocuk mu?

Yapay zekâ çağında çocukların bilmesi gereken bilgi miktarı sürekli artıyor.

Ancak aynı anda başka bir gerçek daha var.

Bilgiye ulaşmanın maliyeti tarihin en düşük seviyesine indi.

Artık mesele bilgiye ulaşmak değildir.

Mesele bilgiyi anlamlandırabilmektir.

Bu nedenle eğitim sistemlerinin önündeki temel soru şudur:

Çocuklarımıza ne düşüneceklerini mi öğretiyoruz?

Yoksa nasıl düşüneceklerini mi?

Bu iki soru arasındaki fark, geleceği belirleyecek kadar büyüktür.

Ezberleyen çocuklar sınavlarda başarılı olabilir.

Düşünen çocuklar ise hayatı dönüştürür.

 

Matematik Neden Öğretilir?

Belki de burada en kritik örnek matematiktir.

Matematik yalnızca işlem yapmak için öğretilmez.

Çünkü bugün hesap makineleri ve yapay zekâ bunu zaten yapabiliyor.

Matematik;

akıl yürütmeyi,

örüntüleri fark etmeyi,

ilişkileri görebilmeyi,

kanıta dayalı düşünmeyi öğretir.

Aynı durum fen bilimleri için de geçerlidir.

Tarih için de...

Dil eğitimi için de...

Derslerin amacı bilgi depolamak değil, düşünce inşa etmektir.

Çünkü bilgi unutulabilir.

Ama düşünme biçimi insanın bütün hayatını şekillendirir.

 

KKTC'nin Çocuklarına Ne Kazandırmalıyız?

Biz küçük bir ada olabiliriz.

Ama küçük düşünmek zorunda değiliz.

Çocuklarımız yalnızca sınavlara değil, dünyaya hazırlanmalıdır.

Bunun için ilkokul ve ortaokullarda;

  • eleştirel düşünme,
  • dijital okuryazarlık,
  • medya okuryazarlığı,
  • girişimcilik,
  • çevre bilinci,
  • yurttaşlık eğitimi,
  • kültürel farkındalık,
  • çok dillilik,
  • iş birliği,
  • iletişim becerileri

çok daha güçlü biçimde yer almalıdır.

Ancak bunlar da tek başına yeterli değildir.

UNESCO'nun eğitimin geleceğine ilişkin raporları, eğitimin yalnızca ekonomik kalkınmaya değil; barış kültürüne, sürdürülebilirliğe, insan haklarına, küresel yurttaşlığa ve birlikte yaşama becerilerine de hizmet etmesi gerektiğini vurgulamaktadır (UNESCO, 2024).

Çünkü geleceğin dünyasında başarılı olmak için yalnızca bilgi sahibi olmak yeterli olmayacaktır.

Bilgiyi insanlığın yararına kullanabilmek gerekecektir.

 

Sadece Zeki Değil, Bilge Çocuklar

Belki de yapay zekâ çağının en büyük sorusu budur.

Zeki çocuklar mı yetiştireceğiz?

Yoksa bilge çocuklar mı?

Zekâ problem çözebilir.

Bilgelik ise hangi problemin çözülmeye değer olduğuna karar verir.

Zekâ güç üretir.

Bilgelik o gücün nasıl kullanılacağını belirler.

Zekâ başarı getirebilir.

Bilgelik anlam kazandırır.

Partnership for 21st Century Learning tarafından geliştirilen çerçevede de eleştirel düşünme, yaratıcılık, iletişim ve iş birliği becerileri 21. yüzyılın temel öğrenme çıktıları arasında gösterilmektedir (P21, 2022).

Ancak bu beceriler ancak değerlerle birleştiğinde gerçek anlamını bulur.

Bu nedenle eğitimin amacı yalnızca daha zeki insanlar yetiştirmek olmamalıdır.

Daha iyi insanlar yetiştirmek de olmalıdır.

 

Bir Çocuğun Geleceği Nasıl Çalınır?

Bir çocuğun geleceği bazen yoksullukla çalınır.

Bazen fırsat eşitsizliğiyle.

Bazen ihmalle.

Ama bazen çok daha sessiz bir şekilde çalınır.

Merakı öldürülerek.

Soru sorması engellenerek.

Hata yapmaktan korkutularak.

Hayal kurması küçümsenerek.

Bir çocuğun geleceğini çalmanın en kolay yolu ona bütün cevapları vermektir.

Çünkü cevaplar düşünmeyi bitirir.

Sorular ise düşünmeyi başlatır.

İşte bu nedenle ilkokul ve ortaokul yalnızca ders verilen yerler değildir.

Bir çocuğun özgüveninin,

karakterinin,

vicdanının,

hayallerinin

ve geleceğinin şekillendiği yerlerdir.

 

Geleceğin Kapısını Aralayan Yıllar

Bir ağacın gövdesi büyüdüğünde eğmek zordur.

Ama fidan henüz gençken yön verilebilir.

İlkokul ve ortaokul yılları da böyledir.

Bu yıllarda çocuklar yalnızca matematik öğrenmez.

Adalet duygusunu öğrenir.

Yalnızca dil öğrenmez.

Başkalarını dinlemeyi öğrenir.

Yalnızca teknoloji kullanmayı öğrenmez.

Teknolojiyi hangi amaçla kullanacağını öğrenir.

Yalnızca başarılı olmayı öğrenmez.

İyi insan olmayı öğrenir.

Yapay zekâ çağında en büyük mesele daha akıllı makineler üretmek değildir.

Daha bilinçli insanlar yetiştirebilmektir.

Çünkü geleceği değiştirecek olan şey teknoloji değildir.

Teknolojiyi hangi değerlerle kullandığımızdır.

 

Bir sonraki yazıda çocukluğun ardından gelen en kritik döneme bakacağız:

Liselerde kariyer planlamasını neden yeniden düşünmek zorundayız?

 

Kaynakça

OECD. (2023). Future of Education and Skills 2030. OECD Publishing.

Partnership for 21st Century Learning (P21). (2022). Framework for 21st Century Learning.

UNESCO. (2024). Transforming Education for the Future.

World Economic Forum. (2023). The Future of Jobs Report 2023.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.