LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

"Kıbrıs Türkü"... Peki Neden?

Yayın Tarihi: 21/07/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

KAMUSAL AKADEMİ

Kıbrıs'ta Kimlik Üzerine

Üç Paradigmadan Dördüncü Paradigmaya – III

Birinci Paradigma: Kıbrıs Türkü

"Kimlik bazen bir coğrafyanın değil, bir tarihsel sürekliliğin adıdır."

Bu yazı dizisinin önceki iki bölümünde,

"Kıbrıs Türkü", "Kıbrıslı Türk" ve "Kıbrıslıtürk" kavramlarını doğru ya da yanlış olarak değil,

Kıbrıs'taki Türk toplumunun kimliğini açıklamaya çalışan üç farklı paradigma olarak ele alacağımızı ifade etmiştik.

Bu bölümde ise ilk paradigmayı, yani "Kıbrıs Türkü" kavramı etrafında şekillenen kimlik anlayışını inceleyeceğiz.

Bu paradigmanın temel önermesi oldukça açıktır: Kıbrıs Türkleri, Türk milletinin Kıbrıs'ta yaşayan tarihsel bir parçasıdır.

Bu bakış açısına göre "Kıbrıs" coğrafi aidiyeti, "Türk" ise temel kimliği ifade eder.

Nasıl ki Balkan Türkleri, Batı Trakya Türkleri veya Irak Türkleri Türk milletinin farklı coğrafyalardaki tarihsel toplulukları olarak görülüyorsa,

Kıbrıs Türkleri de aynı bütünün ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu yaklaşımın tarihsel kökleri Osmanlı'nın 1571 yılında Kıbrıs'ı fethetmesiyle başlayan yerleşim sürecine kadar uzanır.

Adada oluşan Türk toplumu, yüzyıllar boyunca kendi kültürel özelliklerini geliştirmiş olsa da, ortak dil, din, tarih ve kültürel hafıza bakımından Türk milletinin bir parçası olarak değerlendirilmiştir.

Anthony D. Smith'in etno-sembolist yaklaşımında vurguladığı ortak mitler, tarihsel hafıza, semboller ve kültürel süreklilik, bu paradigmanın teorik zeminini anlamaya yardımcı olmaktadır (Smith, 1991).

Bu paradigma açısından bakıldığında, Kıbrıs'a özgü kültürel özelliklerin varlığı inkâr edilmez.

Kıbrıs ağzı, mutfağı, müziği, folkloru ve gündelik yaşam biçimi kabul edilir.

Ancak bunlar, Türk kimliğinden ayrı yeni bir ulusal kimlik oluşturduğu şeklinde yorumlanmaz.

Tıpkı Karadeniz, Ege veya Doğu Anadolu'nun kendine özgü kültürel özelliklerinin Türk kimliğini ortadan kaldırmaması gibi, Kıbrıs'a özgü farklılıkların da Türk kimliğiyle çelişmediği savunulur.

Bu paradigma, Kıbrıs Türk toplumunun siyasal statüsünü de Türk kimliği üzerinden anlamlandırır.

Kıbrıs Türkleri, adanın iki kurucu halkından biridir; ancak bu kurucu ortaklık, onları Türk milletinden ayrı bir ulus hâline getirmez.

Tam tersine, tarihsel köken ile anayasal statü birlikte değerlendirilir.

Bu yaklaşımın güçlü yanı, Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel sürekliliğini ve Türk dünyasıyla olan kültürel bağlarını güçlü biçimde açıklayabilmesidir.

Aynı zamanda ortak tarih, ortak hafıza ve ortak kültürel miras üzerinden güçlü bir aidiyet duygusu üretmektedir.

Ancak her paradigma gibi bu yaklaşımın da cevaplamak zorunda olduğu bazı sorular bulunmaktadır.

Dört buçuk asrı aşan ada yaşamı boyunca gelişen kendine özgü toplumsal deneyim, Kıbrıs Türk kimliğine yeni katmanlar eklemiş midir?

İngiliz sömürge dönemi, ortak ada yaşamı, yerel kültür, lehçe ve toplumsal hafıza yalnızca bölgesel farklılıklar olarak mı görülmelidir; yoksa bunlar kimliğin tanımında daha merkezi bir yer mi tutmaktadır?

İşte ikinci paradigma tam da bu sorular etrafında şekillenmektedir.

Devam edecek…

Yararlanılan Kaynaklar

Smith, A. D. (1991). National Identity. Penguin.

Smith, A. D. (2009). Ethno-symbolism and Nationalism. Routledge.

Anderson, B. (1983). Imagined Communities. Verso.

Connor, W. (1994). Ethnonationalism: The Quest for Understanding. Princeton University Press.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.