Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması -4/4- Geleceğe Taşınan Kimlik
KAMUSAL AKADEMİ
Kıbrıs'ta Kimlik Üzerine
Üç Paradigmadan Dördüncü Paradigmaya – VI
Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması -4/4-
Geleceğe Taşınan Kimlik
Belki de bir toplumu tanımlayan en temel soru, "Nereden geldiniz?" değil, "Hangi mirası geleceğe taşımayı seçiyorsunuz?" sorusudur.
Bu sorunun cevabı, Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması'nın da özünü oluşturmaktadır.
Çünkü kimlik yalnızca geçmişin açıklanması değildir; aynı zamanda geleceğin inşa edilmesidir.
Geçmiş değiştirilemez.
Ancak geçmişten devralınan mirasın nasıl anlaşılacağı, nasıl korunacağı ve gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağı bugünün toplumlarının tercihidir. Güncel kültürel miras çalışmaları da mirası yalnızca korunacak tarihî eserler bütünü olarak değil, toplumların geleceğe ilişkin değerlerini şekillendiren yaşayan bir kültürel süreç olarak değerlendirmektedir. UNESCO'nun son yıllarda geliştirdiği "heritage futures" yaklaşımı da kültürel mirasın gelecek kuşaklara karşı sorumluluk bilinciyle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu nedenle Kıbrıs Türk kimliği yalnızca tarihsel köken üzerinden okunamaz.
Aynı şekilde yalnızca dil, din, etnik aidiyet veya coğrafya üzerinden de açıklanamaz.
Kıbrıs Türk kimliği; Anadolu'dan taşınan tarihsel birikim ile Kıbrıs'ta yüzyıllar boyunca oluşan ortak toplumsal tecrübenin ve bu adanın çok katmanlı kültürel mirasının birlikte şekillendirdiği yaşayan bir kimliktir.
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türklerini ne yalnızca Anadolu'nun uzantısı olarak görür ne de yalnızca ada coğrafyasının ürünü olarak tanımlar.
Aksine, her iki gerçekliği birlikte kabul eder.
Bir yandan Türk tarihinin, Türk dilinin ve Türk kültürünün sürekliliğini kabul ederken; diğer yandan Kıbrıs'ın binlerce yıllık tarihsel birikiminin de üzerinde yaşanılan coğrafyanın ortak mirası olduğunu benimser.
Dolayısıyla bu paradigma, kimliği bir tercih çatışması olarak değil, katmanların bütünleşmesi olarak görmektedir.
Burada özellikle vurgulanması gereken bir husus daha vardır.
Bu paradigma, geçmişi kutsallaştırmayı veya onu değişmeden muhafaza etmeyi amaçlamaz.
Tam tersine, geçmişin bugünün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlanabileceğini ve her kuşağın kültürel mirasa yeni anlamlar kazandırabileceğini kabul eder. Laurajane Smith'in ifade ettiği gibi miras, nesnelerin kendisinde bulunan doğal bir değer değil; toplumların o nesnelere, mekânlara ve anlatılara yüklediği anlamlar sayesinde yaşayan bir kültürel pratiktir. Bu nedenle miras, korunacak bir "kalıntı" değil; sürekli yeniden üretilen bir toplumsal ilişkidir.
Bu bakımdan Kıbrıs Türk kimliği de durağan bir kimlik değildir.
Yaşayan, gelişen, öğrenen ve değişen bir kimliktir.
Ancak değişirken köklerinden kopmayan; yenilenirken tarihsel hafızasını kaybetmeyen; geleceğe yönelirken geçmişini inkâr etmeyen bir kimlik...
İşte Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması tam da bu dengeyi kurmayı amaçlamaktadır.
Belki de bugüne kadar süren tartışmaların temel nedeni de burada yatmaktadır.
"Kıbrıs Türkü mü?", "Kıbrıslı Türk mü?", "Kıbrıslıtürk mü?" soruları, aynı gerçeğin farklı yönlerini açıklamaya çalışan kavramların birbirinin alternatifiymiş gibi değerlendirilmesinden kaynaklanmıştır.
Oysa bu yazıda önerilen paradigma açısından bakıldığında, bu kavramların her biri Kıbrıs Türk kimliğinin belirli bir katmanını görünür kılmaktadır.
Hiçbiri tek başına bütünü temsil etmez.
Ama hiçbirisi de bütünden tamamen bağımsız değildir.
Bu nedenle Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması, önceki paradigmaları reddeden değil; onları daha geniş bir kuramsal çerçevede yeniden anlamlandıran bir yaklaşım olarak önerilmektedir.
Çünkü bir toplumun kimliği, tek bir kelimeye sığmayacak kadar derindir.
Ve belki de Kıbrıs Türk kimliğinin en büyük gücü, tek bir tanıma indirgenemeyecek kadar zengin bir tarihsel, kültürel ve medeniyet birikimine sahip olmasıdır.
Bu nedenle kimlik, yalnızca geçmişten devralınan bir miras değildir.
Kimlik, aynı zamanda geleceğe bırakılacak bir emanettir.
Sonuç
Bu yazı dizisi boyunca Kıbrıs Türk kimliğini açıklamaya çalışan farklı paradigmaları ele aldık. Kıbrıs Türkü, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslıtürk yaklaşımlarının her biri, aynı toplumsal gerçekliğin farklı bir boyutunu görünür kılmaktadır. Benzer şekilde literatürde kullanılan Turkish-speaking Cypriots (Türkçe konuşan Kıbrıslılar), Muslim Cypriots (Müslüman Kıbrıslılar), Muslim Turks of Cyprus (Kıbrıs'ın Müslüman Türkleri) ve Ottoman Cypriots (Osmanlı Kıbrıslıları) gibi tanımlamalar da dili, dini veya belirli tarihsel dönemleri esas alarak bu kimliği açıklamaya çalışmaktadır.
Bu kavramların hiçbiri yanlış değildir.
Ancak hiçbiri tek başına yeterli de değildir.
Çünkü Kıbrıs Türk kimliği; tarihsel kökeni, dili, dini, ortak toplumsal hafızayı, adada gelişen kültürel yaşamı ve Kıbrıs'ın çok katmanlı tarihsel mirasını birlikte değerlendirmeyi gerektiren karmaşık bir toplumsal gerçekliktir.
Bu nedenle bu çalışmada Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması önerilmektedir.
Bu paradigma, önceki yaklaşımların alternatifi değildir.
Aksine onların açıklayabildiği gerçeklik alanlarını daha geniş ve bütünleşik bir kuramsal çerçevede bir araya getirme girişimidir.
Bu yönüyle dördüncü paradigma, ilk üç paradigmayı geçersiz kılmayı değil; onların her birini daha kapsamlı bir açıklama modeli içinde yeniden konumlandırmayı amaçlamaktadır.
Çünkü kimlik, tek boyutlu bir olgu değildir.
Kimlik; tarih, kültür, dil, din, coğrafya, ortak hafıza ve medeniyet mirasının birbirleriyle etkileşimi sonucunda oluşan dinamik bir toplumsal süreçtir. Güncel kimlik kuramları da kimliği değişmez bir özden ziyade tarihsel olarak kurulan ve sürekli yeniden üretilen bir olgu olarak değerlendirmektedir (Hall, 1996; Smith, 1991).
Bu çalışmanın temel iddiası da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.
Kıbrıs Türk Kimliğinin Bütüncül Paradigması, Kıbrıs Türk kimliğine yeni bir isim önermemektedir.
Yeni bir etnik tanım da getirmemektedir.
Önerilen şey, Kıbrıs Türk kimliğini açıklamak için daha kapsayıcı bir kuramsal çerçevedir.
Bu çerçevede kimlik;
- ortak kökeni reddetmez,
- ortak hafızayı önemser,
- dili ve kültürü korur,
- ada tecrübesini sahiplenir,
- Kıbrıs'ın çok katmanlı medeniyet mirasını ortak tarihsel çevre olarak kabul eder
- ve bütün bunları gelecek kuşaklara aktarılacak ortak bir sorumluluk olarak değerlendirir.
Belki de bir toplumu tanımlayan en temel soru,
"Nereden geldiniz?"
değil,
"Hangi mirası geleceğe taşımayı seçiyorsunuz?"
sorusudur.
Kıbrıs Türk kimliği de bu sorunun cevabında anlam kazanmaktadır.
Tarihsel köklerinden güç alan…
Türk dilini ve kültürünü yaşatan…
Kıbrıs'ta oluşan ortak yaşam tecrübesini benimseyen…
Bu adanın çok katmanlı medeniyet mirasını bilinçle sahiplenen…
Ve bütün bunları gelecek kuşaklara aktarmayı sorumluluk kabul eden yaşayan bir kimlik…
Çünkü kimlik yalnızca geçmişi açıklayan bir kavram değildir.
Kimlik aynı zamanda geleceğe karşı üstlenilen bir sorumluluktur.
Kültürel miras çalışmalarında da mirasın, geçmişten kalan nesnelerin korunmasından ibaret olmadığı; her kuşağın geçmişi yeniden yorumlayarak gelecek kuşaklara aktardığı yaşayan bir kültürel süreç olduğu kabul edilmektedir. Laurajane Smith'in ortaya koyduğu bu yaklaşım ile UNESCO'nun gelecek kuşaklara karşı kültürel sorumluluk anlayışı, mirası yalnızca korunacak bir değer değil, geleceğin inşasında etkin bir toplumsal pratik olarak değerlendirmektedir.
Bu nedenle Kıbrıs Türk kimliğini anlamak yalnızca geçmişe bakmak değildir.
Aynı zamanda geleceğe bırakılacak mirası da düşünmektir.
Ve belki de bu nedenle…
Kıbrıs Türk kimliği, geçmişin mirasçısı olduğu kadar geleceğin de emanetçisidir.
Kapanış Notu
Bu yazı, "Üç Paradigmadan Dördüncü Paradigmaya" başlıklı altı bölümlük dizinin altıncı ve son yazısıdır.
Aynı zamanda, "Kıbrıs'ta Kimlik Üzerine" başlıklı ve dokuz gün boyunca aralıksız yayımlanan yazı dizisinin de son bölümünü oluşturmaktadır.
Bu dizi boyunca amaç; Kıbrıs Türk kimliği üzerine uzun yıllardır süregelen tartışmalarda taraf olmak değil, farklı yaklaşımları bilimsel bir yöntemle değerlendirmek ve bunlardan hareketle daha kapsayıcı bir kuramsal çerçeve önermekti.
Okuyucularımızın dokuz gün boyunca gösterdikleri ilgi, eleştiri ve katkılar, bu çalışmanın olgunlaşmasına önemli ölçüde katkı sağlamıştır.
Bu vesileyle bütün okurlarımıza içtenlikle teşekkür ederiz.
Not: Bu yazı dizisi burada sona erse de, Kıbrıs Türk kimliği üzerine bilimsel tartışmanın devam edeceğine olan inancımız tamdır.
Yararlanılan Kaynaklar
Anderson, B. (1983). Imagined Communities. Verso.
Barth, F. (1969). Ethnic Groups and Boundaries. Little, Brown.
Bryant, R. (2004). Imagining the Modern: The Cultures of Nationalism in Cyprus. I.B. Tauris.
Geertz, C. (1973). The Interpretation of Cultures. Basic Books.
Halbwachs, M. (1992). On Collective Memory. University of Chicago Press.
Hall, S., & du Gay, P. (Eds.). (1996). Questions of Cultural Identity. Sage.
Hatay, M. (2007). Is the Turkish Cypriot Population Shrinking? PRIO.
Kızılyürek, N. (2002). Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs. İletişim Yayınları.
Lowenthal, D. (1985). The Past Is a Foreign Country. Cambridge University Press.
Smith, A. D. (1991). National Identity. Penguin.
Smith, L. (2006). Uses of Heritage. Routledge.
UNESCO. (1972). Convention Concerning the Protection of the World Cultural and Natural Heritage.
UNESCO. (2003). Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage.
UNESCO. (1997). Declaration on the Responsibilities of the Present Generations Towards Future Generations.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.