LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Kıbrıs'ın değişen anlamı

Yayın Tarihi: 03/08/26 13:35
okuma süresi: 7 dak.

Kıbrıs Artık Sadece Bir Çözüm Sorunu Değil

 

Guterres'in son ziyareti, Kıbrıs meselesinin artık yalnızca siyasi değil,

Doğu Akdeniz'in güvenlik, enerji ve jeopolitik geleceğini belirleyen

stratejik bir mesele hâline geldiğini gösteriyor.

 

 

 

Guterres'in Mesajını Doğru Okuyabilmek

Antonio Guterres'in son Kıbrıs ziyareti, doğal olarak birçok farklı yorumun yapılmasına neden oldu. Kimileri bunu Birleşmiş Milletler'in yıllardır sürdürdüğü rutin girişimlerden biri olarak değerlendirdi; kimileri ise yeni bir müzakere sürecinin habercisi olarak gördü. Oysa bu ziyaretin asıl önemi, yapılan görüşmelerden çok, verilen mesajın niteliğinde yatıyor.

Bana göre Guterres, Kıbrıs'a yalnızca tarafları yeniden masaya oturtmak için gelmedi. Asıl söylemek istediği şuydu:

 

Artık Kıbrıs sorunu sadece Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların çözemediği bir siyasi uyuşmazlık değildir.

Doğu Akdeniz'in değişen güvenlik dengelerinin tam merkezinde yer alan uluslararası bir istikrar meselesidir.

 

Bu tespit son derece önemlidir. Çünkü Gazze'den Lübnan'a, Suriye'den İran'a uzanan kriz kuşağı; enerji koridorlarının yeniden şekillenmesi; Doğu Akdeniz'deki askerî hareketlilik ve küresel güç rekabeti, Kıbrıs'ın jeopolitik önemini hiç olmadığı kadar artırmıştır.

Dolayısıyla Guterres'in "Kıbrıs bölgesel istikrar açısından kritik önemdedir." sözü, diplomatik nezaket gereği söylenmiş sıradan bir cümle değildir. Bu ifade, uluslararası toplumun Kıbrıs'a bakışında önemli bir zihniyet değişiminin işaretidir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken başka bir nokta daha vardır.

Uzun yıllardır Kıbrıs'ta tartışmalar çoğunlukla "federasyon mu, iki devlet mi?" eksenine sıkışmıştır. Oysa uluslararası sistem bugün meseleye farklı bir pencereden bakmaktadır.

 

Artık temel soru yalnızca

hangi çözüm modelinin tercih edileceği değildir.

Asıl soru,

hangi çözüm modelinin Doğu Akdeniz'de kalıcı güvenlik,

istikrar ve iş birliği üretebileceğidir.

 

İşte tam da bu nedenle Kıbrıs Türk tarafının söylemini yalnızca geçmiş tezlerini tekrarlayan bir çizgide tutması yeterli değildir. Haklılığını anlatmanın yanında, önerdiği yaklaşımın bölgesel barışa ve güvenliğe nasıl katkı sağlayacağını da ortaya koyması gerekir.

Çünkü günümüz diplomasisinde haklı olmak tek başına yeterli değildir; aynı zamanda çözüm üretebilmek ve uluslararası topluma güven verebilmek de gerekir.

 

Guterres'in Esas Yaklaşımı

Son New York görüşmeleri ve Guterres'in yaptığı açıklamalar dikkatle incelendiğinde önemli bir gerçek görülmektedir.

Genel Sekreter ne federasyonu yeniden ilan etti ne de iki devlet tezini benimsedi.

Onun yaptığı şey bundan farklıydı.

Tarafların yeniden konuşabileceği, güven artırıcı önlemler geliştirebileceği ve sonuç üretebilecek bir sürecin kapısını açık tutmaya çalıştı.

Aslında bu, Birleşmiş Milletler'in kuruluş felsefesine de uygundur.

BM taraflardan biri adına çözüm üretmez; çözüm üretecek zemini oluşturur.

Dolayısıyla bugün tartışılması gereken konu, BM'nin hangi modeli tercih ettiği değil; tarafların ortak zeminde buluşabilecek siyasi iradeyi ortaya koyup koyamayacağıdır.

 

Çözümsüzlük de Bir Tercihtir

Kıbrıs Türk toplumu açısından üzerinde düşünülmesi gereken en önemli noktalardan biri de budur.

Yıllardır "mevcut durumun sürmesi" çoğu zaman değişmeyen bir gerçeklik gibi sunuldu.

Oysa statüko hiçbir zaman durağan değildir.

Çözümsüzlük de kendi içinde sürekli yeni dengeler üretir.

Ekonomiyi etkiler.

Uluslararası ilişkileri etkiler.

Gençlerin geleceğini etkiler.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri etkiler.

Enerji projelerini etkiler.

Kısacası statüko, donmuş bir fotoğraf değil; her gün yeniden şekillenen dinamik bir süreçtir.

 

Bu nedenle çözümsüzlük de

aslında bilinçli ya da bilinçsiz biçimde yapılmış bir tercihtir

ve her tercihin bir maliyeti vardır.

 

İşte bugün Kıbrıs Türk siyasetinin önündeki temel görev, statükoyu yönetmek değil; geleceği yönetebilecek yeni bir vizyon ortaya koyabilmektir.

Yeni Dönemin Diplomasisi

Bunun yolu da yalnızca geçmiş müzakere başlıklarını tekrar etmekten geçmiyor.

Uluslararası hukuk, Avrupa Birliği, Türkiye'nin jeostratejik rolü, enerji güvenliği, bölgesel iş birliği ve güvenlik mimarisi birlikte okunmalıdır.

Türkiye'nin bölgedeki vazgeçilmez konumu inkâr edilemez bir jeopolitik gerçektir.

Aynı şekilde Avrupa Birliği'nin Kıbrıs üzerindeki etkisi de göz ardı edilemez.

Gerçek diplomasi, bu iki gerçeği birbirine alternatif olarak sunmak değil; ortak bir çözüm denklemine dönüştürebilmektir.

 

Bu noktada Kıbrıs Türk siyasetinin en büyük avantajı,

son dönemde dile getirilen

siyasi eşitliğe dayalı, sonuç odaklı ve zaman çerçevesi belirlenmiş müzakere yaklaşımıdır.

Aslında uluslararası toplumun da beklentisi,

sonsuza kadar sürecek açık uçlu süreçler değil;

tarafların irade ortaya koyacağı, takvimi olan ve sonuç üretme amacı taşıyan müzakerelerdir.

 

Bu anlayış yalnızca Kıbrıs Türk tarafının değil, adadaki her iki toplumun da geleceğine hizmet edecek bir zemindir.

 

Asıl Değişmesi Gereken

Belki de bugün değişmesi gereken şey, çözüm modeli tartışmasından önce çözüm anlayışımızdır.

Çözüm; bir tarafın diğerine üstünlük sağlaması değildir.

 

Çözüm;

iki toplumun güven içinde yaşayabileceği,

Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarının dikkate alındığı,

Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin tartışma konusu yapılmadığı

ve Kıbrıslı Rumların da geleceğe güvenle bakabildiği

sürdürülebilir bir düzen kurabilmektir.

 

Bunu başarabilirsek Kıbrıs, Doğu Akdeniz'in güvenlik sorunu olmaktan çıkar; tam tersine Doğu Akdeniz'in güvenlik, iş birliği ve istikrar üreten merkezi hâline gelebilir.

 

İşte bana göre Guterres'in vermek istediği asıl mesaj da budur.

Artık mesele yalnızca geçmişte neden anlaşamadığımız değildir.

Asıl mesele, değişen dünyanın bize sunduğu bu yeni jeopolitik fırsatı doğru okuyup okuyamayacağımızdır.

Çünkü tarih bazen toplumların önüne yeni kapılar açar.

Önemli olan, o kapının açıldığını zamanında fark edebilmektir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.