LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Gelecekte insanı insan yapan ne olacak? Yapay zekâ çağında sanat neden hiç olmadığı kadar önemli?

Yayın Tarihi: 15/08/26 08:00
okuma süresi: 7 dak.

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İNSAN KALABİLMEK…

Yapay zekâ geliştikçe önümüzde giderek daha temel bir soru beliriyor:

İnsan, makinelerin giderek daha fazla bildiği ve ürettiği bir dünyada ne yapacak?

Bugüne kadar teknolojik gelişmeleri çoğunlukla insanın yapabildiklerini makinelerin de yapmaya başlaması üzerinden tartıştık. Daha hızlı hesaplayan bilgisayarlar, daha büyük verileri işleyen sistemler, insan gücünün yerini alan makineler…

Yapay zekâ ile birlikte ise başka bir eşiğe geldik.

Artık makineler yalnızca hesaplamıyor. Yazıyor, çiziyor, beste yapıyor, görüntü üretiyor, analiz ediyor, seçenekler sunuyor, hatta kimi alanlarda karar verme süreçlerimize ortak oluyor.

Bu nedenle geleceğin asıl meselesinin, insanın makineden daha hızlı hesaplaması, daha çok bilgiye ulaşması ya da daha fazla üretmesi olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü bu yarışın önemli bir bölümünü makineler zaten kazanacak.

Asıl mesele, makinelerin ürettiği bu büyük bilgi ve üretim bolluğunun içinde insanın neyi, neden ve kimin için üreteceğine karar verebilmesidir.

İşte tam burada sanatın anlamını yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Sanat yalnızca eser üretmek midir?

Sanatı çoğu zaman belirli mesleklerle ilişkilendiriyoruz.

Ressam, müzisyen, oyuncu, heykeltıraş, yazar…

Oysa sanat bundan çok daha fazlasıdır.

Sanat; görme, hissetme, sorgulama, anlamlandırma, hayal etme ve henüz var olmayanı tasarlama biçimidir.

Bir başka deyişle sanat, insanın dünyayla kurduğu yaratıcı ilişkinin bir ifadesidir.

Ve tam da bu nedenle yapay zekâ çağında sanatın önemi azalmak bir yana, bana göre daha da artacaktır.

Çünkü teknoloji bize giderek daha güçlü araçlar verebilir. Yapay zekâ önümüze yüzlerce seçenek koyabilir. Birkaç saniyede binlerce sayfalık bilgiyi işleyebilir.

Ama başka sorular hâlâ önümüzde duracaktır:

Hangisini seçmeliyiz?
Neden seçmeliyiz?
Kimin yararına kullanmalıyız?
Nasıl bir dünya yaratmak istiyoruz?

Bunlar yalnızca teknoloji soruları değildir.

Bunlar insanın anlam, değer, estetik, vicdan ve sorumluluk dünyasına ilişkin sorulardır.

Eğitim için de soru değişiyor

Tam da bu noktada eğitim sistemlerimizin önünde çok ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Yüzyıllardır eğitimin önemli bir bölümünü bilgi aktarmak üzerine kurduk. Bilen öğretmen anlattı, öğrenci dinledi; öğrendiğini hatırladı, sınavda tekrar etti ve başarısı bunun üzerinden ölçüldü.

Ama bugün bilgiye ulaşmak artık başlı başına bir ayrıcalık değil.

Bir çocuk, cebindeki küçük bir cihazla birkaç saniye içinde geçmiş kuşakların hayal bile edemeyeceği büyüklükte bir bilgi dünyasına ulaşabiliyor.

Üstelik artık yalnızca bilgiye ulaşmıyor; yapay zekâ o bilgiyi özetliyor, karşılaştırıyor, analiz ediyor ve yeniden üretebiliyor.

O halde eğitimin sorusu da değişmek zorunda.

Artık yalnızca;

“Çocuklarımıza ne öğreteceğiz?”

diye soramayız.

Bundan daha önemli bir sorumuz var:

“Nasıl bir insan yetiştireceğiz?”

Bilgiyi ezberleyen değil, sorgulayan…

Hazır cevabı kabul eden değil, doğru soruyu sorabilen…

Bilgiyi yalnızca analiz eden değil, farklı bilgiler arasında ilişkiler kurarak yeni bilgi üretebilen…

Teknolojiyi kullanan ama onun tarafından yönlendirilmeyen…

Yaratıcılığını, merakını, estetik duyarlılığını ve değerlerini koruyabilen insanlar yetiştirmek zorundayız.

İşte sanatın eğitimdeki yeri de tam burada yeniden düşünülmelidir.

Sanatı çocukların programına birkaç saatlik resim, müzik ya da drama dersi olarak sıkıştırmak artık yeterli değildir.

Sanatsal düşünme; matematiğin, bilimin, teknolojinin, dilin ve yaşamın içine nüfuz edebilmelidir.

Çünkü geleceğin insanının yalnızca bilmesi yetmeyecek.

Anlaması, sorgulaması, ilişki kurması, hayal etmesi, yaratması ve en önemlisi değer yargısıyla karar verebilmesi gerekecek.

Mesele yapay zekâyla yarışmak değil

Bence burada en büyük yanılgılarımızdan biri, insan ile yapay zekâyı sürekli bir yarışın iki tarafı gibi görmemizdir.

İnsanlık hiçbir zaman kendi yarattığı araçlarla yarışarak ilerlemedi.

Hesap makinesi çıktığında insanın hesap makinesinden hızlı işlem yapması gerekmedi.

Bilgisayar ortaya çıktığında bilgisayardan daha fazla veri saklamaya çalışmadık.

Bugün de insanın yapay zekâdan daha hızlı cevap vermeye çalışmasının bir anlamı yok.

Mesele başka.

Yapay zekânın yapabildiklerini artırırken, insanın yapması gerekenleri azaltmamak.

Düşünmeyi makineye devretmemek.

Merak etmekten vazgeçmemek.

Soru sormayı bırakmamak.

Hayal gücümüzü hazır üretimlerin rahatlığına teslim etmemek.

Ve en önemlisi, kararlarımızın insani ve etik sorumluluğunu algoritmalara bırakmamak.

Çünkü yapay zekâ bize seçenekler üretebilir.

Ama nasıl bir yaşamın yaşamaya değer olduğuna insan karar vermek zorundadır.

Belki de önümüzdeki dönemin en büyük paradoksu burada yatıyor:

Teknoloji geliştikçe insanın daha fazla teknolojiye değil, daha fazla insanlığa ihtiyacı olacak.

Bu nedenle sanatın gelecekte yalnızca belirli insanların yaptığı bir meslek ya da boş zaman etkinliği olarak görülmeyeceğini düşünüyorum.

Sanat; hayal etmenin, anlam üretmenin, farklı olanı görebilmenin, güzeli aramanın ve insanın kendisini ve dünyayı yeniden kurabilmesinin kültürü olarak çok daha merkezi bir yere oturacaktır.

Ve belki de geleceğin en önemli eğitim hedeflerinden biri tam olarak bu olacaktır:

Makinelerin giderek daha fazla bildiği ve ürettiği bir dünyada, insanın düşünme, hissetme, yaratma ve değer verme yeteneğini geliştirmek.

Çünkü geleceğin sorusu, makinelerin ne kadar insanlaşacağı değildir.

Asıl soru, makineler geliştikçe bizim ne kadar insan kalabileceğimizdir.

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.