Herkes haklı, kimse hakikatle ilgilenmiyor

Yayın Tarihi: 28/01/26 07:50
okuma süresi: 4 dak.

 

Bu çağda en kolay şey haklı olmaktır. Herkesin bir gerekçesi, bir açıklaması, bir savunması vardır. İnsanlar ne söylediklerinden çok, neden söylediklerini anlatır. Bu anlatılar çoğaldıkça haklılıklar çarpışır, ama hakikat ortada görünmez. Yine de bu durum umutsuzluk üretmek zorunda değildir. Çünkü hakikate giden yol, haklılıkların bittiği yerde başlar.

Haklı olmak rahatlatıcıdır. İnsana psikolojik bir güven verir. “Ben doğru taraftayım” hissi, belirsizliğin yükünü hafifletir. Oysa hakikat rahatsız edicidir. İnsanı yerinden oynatır, eksiklerini gösterir, bazen susmayı, bazen geri adım atmayı gerektirir. Bu yüzden çoğu insan hakikati değil, haklılığı seçer. Bu bir kötülük değil; bir korunma refleksidir.

Pozitif olan şudur: Haklılıkların çoğalması, hakikatin tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Aksine, hakikatin ne kadar ihtiyaç duyulduğunu gösterir. İnsanlar bu kadar çok savunuyorsa, derinde bir yerde hâlâ doğruya ulaşma isteği vardır. Sadece yolunu kaybetmiştir.

Bugün tartışmalar genellikle anlam üretmez. Taraf üretir. Herkes kendi pozisyonunu güçlendirmeye çalışır. Dinlemek, zayıflık gibi algılanır. Fikrini değiştirmek yenilgi sayılır. Oysa hakikat, pozisyonlardan bağımsızdır. Bir tarafa ait değildir. Kimliğe değil, açıklığa ihtiyaç duyar.

Hakikatle ilgilenmek cesaret ister. Çünkü hakikat, insanın kendi hatasına da bakmasını gerektirir. “Ben de yanılmış olabilirim” diyebilmek, bu çağda büyük bir iç özgürlüktür. Bu özgürlük mümkün olduğu anda tartışmalar yumuşar, diyalog başlar. Haklılık duvarları incelir.

Bu noktada küçük ama etkili bir umut vardır: Hakikat, bağıranları değil; dinleyenleri sever. Sessizce çalışan bir yanı vardır. Gürültüden hoşlanmaz. Bu yüzden herkesin haklı olduğu yerlerde bile, hakikate kulak veren bir azınlık her zaman bulunur. Ve tarih çoğu zaman bu azınlıklar sayesinde ilerler.

Hakikatle ilgilenmek, sürekli büyük laflar etmek değildir. Bazen soruyu değiştirmektir. “Kim haklı?” yerine “Ne eksik?” diye sormaktır. “Kim kazandı?” yerine “Ne öğrendik?” demektir. Bu sorular çoğaldıkça ortam değişir. İnsanlar savunmadan anlayışa doğru kayar.

Pozitif bir başka gerçek de şudur: Haklılıklar yorucudur, hakikat dinlendirir. Çünkü haklılık sürekli tetikte olmayı gerektirir. Hakikat ise kabullenmeyi, sadeleşmeyi, netleşmeyi beraberinde getirir. İnsan hakikate yaklaştıkça daha az konuşur, daha çok anlar.

Belki de bu çağda yapılabilecek en yapıcı şey şudur: Haklı olmaktan vazgeçip hakikate alan açmak. Bu bir kayıp değil, bir kazanımdır. Çünkü hakikat, insanı küçültmez; genişletir. Karşısındakini susturmaz; yanına alır.

Herkesin haklı olduğu bir dünyada hakikati aramak hâlâ mümkündür. Yeter ki insan, haklılığını bir kenara bırakabilecek kadar kendine güvenebilsin. Çünkü hakikat, ancak kendinden emin olanların taşıyabileceği bir yüktür.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.